Muğla’da Bir Meydanın Anlattıkları

4

Siyasette bazı fotoğraflar vardır; söylediklerinden çok göstermeyi başarırlar. Muğla’da CHP İl Başkanı Nail Kızıl ve il yönetiminin görevden alınmasının ardından Sınırsızlık Meydanı’nda verilen fotoğraf da bunlardan biriydi. O meydanda sadece görevden alınan bir il başkanı ve yönetimi yoktu. Muğla’nın neredeyse bütün siyasal hafızası vardı. İlçe başkanları eksiksiz oradaydı. Belediye başkanları, büyükşehir yönetimi, kadın ve gençlik kolları, sivil toplum temsilcileri ve yıllardır partinin yükünü omuzlayan örgüt emekçileri aynı karedeydi. Bu görüntü, sadece Nail Kızıl’a ve yönetimine verilen bir destek değil, örgüt iradesinin, merkezden yapılan bir tasarrufa karşı ortaya koyduğu ortak siyasi tavırdı.
Siyasette en güçlü cümleyi kalabalıklar kurar. Muğla’daki kalabalık da tam olarak bunu yaptı. Bu sürecin belki de en dikkat çekici tarafı ise genç siyasetçilerin gösterdiği duruş oldu. Birkaç yıl öncesine kadar ilçe gençlik kollarında, ilçe yönetimlerinde, belediye meclislerinde veya farklı kademelerde görev yapan genç isimler, bugün doğrudan bir parti krizinin tam ortasında karar almak zorunda kaldılar.
Siyasette buna “stajın bitmesi” deniyor. Artık onlar yalnızca gelecek vaat eden gençlerin ötesinde risk alan, tarafını belirleyen ve bunun siyasi sonuçlarını üstlenen aktörler haline geldiler. Zira siyaset kriz anlarında da öğreniliyor. Muğla’da genç kuşak siyasetçiler açısından tam da böyle bir süreç yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Belki de yıllar sonra dönüp baktıklarında, siyasi hayatlarının başlangıç tarihi olarak bu süreci gösterecekler.
“Türkiye ilginç bir ülke” diyerek bir parantez açalım. Bu ülke her dönem kendi muhalifini, kendi milliyetçisini, kendi muhafazakârını ürettiği gibi kendi solcusunu da yeniden üretiyor. “Elbette bu başka bir yazı konusu ve biz gün olur bu konuyu da kaleme alırız” diyerek parantezi kapatalım.
Sınırsızlık Meydanı’ndaki basın toplantısı, ardından CHP il binasına düzenlenen toplu yürüyüş ve Mehmet Ali Eren Parkındaki ısrarlı birliktelik bize, il yönetiminin görevden alınmasının ötesinde siyasi meşruiyetin kaynağının neresi olduğu yönünde soru bıraktı.
“Atama mı? Yoksa seçim mi?” …
Bu soru sadece CHP’nin değil, ülke siyasetinin en temel sorularından birisidir. Demokrasi bir ilkedir ve partilerin kendi içinde uygulaması zorunlu bir siyaset biçimidir. Demokrasiyi yalnızca ülke yönetimi için isteyenlerin parti yönetiminde farklı davranması oldukça ilgi çekicidir. Bu tür siyasetçilerin topluma ilke, etik, ahlak önermeleri daha da ilginçtir.
Toparlayalım. Sınırsızlık Meydanı’nda verilen fotoğraf önemli. İlçe başkanlarının ortak tavrı, belediye başkanlarının görünür desteği ve örgütün farklı katmanlarının aynı meydanda buluşması, kişisel sadakatten çok örgütsel refleksi temsil ediyor. Bugün de CHP’li milletvekilleri, Nail Kızıl ile birlikte il başkanlığında bir araya gelerek süreci ve gündemdeki gelişmeleri değerlendirecekler.
Bir tespitle bitirelim. Türkiye yeni bir siyasal dile ihtiyaç duyuyor. Daha az slogan, daha çok hukuk, daha az hizip, daha çok demokrasi, daha az kişiselleşen hesaplaşmalar ve daha çok ilkelere bağlı siyaset. Sınırsızlık Meydanı bize sadece bugünü değil, siyasetinin geleceğine dair önemli ipuçları bıraktı.

Haberi Paylaş