CHP’de Fırtına | Ahmet Aras Üzerinden Yapılan Senaryolar

6

Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan iç gerilim, artık yalnızca genel merkez koridorlarının değil, il örgütlerinin de gündelik gerçeği haline geldi. Muğla, bu tablonun en dikkat çekici örneklerinden biri. MYK kararıyla CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl ve il yönetimi görevden alındı. Kızıl hakkında tedbirli ve kesin çıkarma istemiyle disiplin süreci de başlatıldı. Ancak işin dikkat çekici yanı, görevden alma kararına rağmen henüz yeni bir il başkanı ya da il yönetiminin atanmamış olması. Dolayısıyla ortada fiilen tamamlanmış bir yönetim değişikliği bulunmuyor. Yeni atama yapılmadığı için herhangi bir devir teslim gerçekleşmedi. Görevden alınan Nail Kızıl ve il yöneticileri de parti binasında destek ziyaretlerini kabul etmeyi sürdürüyor. Hukuki ve idari açıdan görevden alınmış olsalar da fiili olarak il binasındaki varlıklarını koruyorlar. Peki bu durum ne zamana kadar sürecek? Elbette genel merkezin yeni il başkanı ve il yönetimini görevlendirip kararın tebliğ edilmesine kadar. O andan itibaren yeni yönetim il binasını devralacak ve süreç tamamlanmış olacak.
Ancak asıl soru Muğla değil, Ankara. Çünkü parti kulislerinde konuşulan senaryolar, CHP’nin önümüzdeki haftalarda çok daha büyük kırılmalar yaşayabileceğine işaret ediyor. İddialara göre; CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve ekibi, olası yeni siyasi oluşuma ilişkin hazırlıklarını sürdürüyor. Bu kapsamda çeşitli toplantılar yapıldığı, gözlerin ise 20 Temmuz’da başlayacak adli tatil öncesinde çıkabilecek yargı kararlarına çevrildiği ifade ediliyor. Bu senaryoya göre yeni partinin 24 Temmuz’da kamuoyuna açıklanabileceği ileri sürülüyor. Ancak parti içinde bu görüşe katılmayan önemli bir kesimin bulunduğu da konuşuluyor. “Çözüm CHP’den ayrılmak değil, partide kalarak mücadele etmektir” diyen milletvekillerinin sayısının az olmadığı, bu nedenle yeni oluşuma katılacak milletvekili sayısının beklendiği kadar yüksek olmayabileceği iddia ediliyor. Kulislerde 70-80 milletvekili rakamı dillendiriliyor.
Öte yandan Özgür Özel’e yakın isimlerin, topladıkları 833 ıslak imzalı olağanüstü kurultay talebini hem noter aracılığıyla hem de elden genel merkeze sundukları hatırlatılıyor. CHP genel merkezin bu talebe karşı herhangi bir adım atmaması üzerine önümüzdeki hafta Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurulacağı ifade ediliyor. Mahkeme ya başvuruyu reddedecek ya da olağanüstü kurultayın toplanabilmesi için çağrı heyeti oluşturacak. Buna karşılık Kemal Kılıçdaroğlu cephesi ise mahkemenin mevcut tedbir kararı nedeniyle olağanüstü kurultayın hukuken mümkün olmadığını savunuyor. Kısacası CHP’nin önünde yalnızca siyasi değil, aynı zamanda hukuki bir mücadele süreci de bulunuyor. Bu gelişmelerin ardından akıllara yeni bir soru geliyor. Genel merkez, disiplin sürecini yalnızca il başkanlarıyla mı sınırlı tutacak, yoksa radarını büyükşehir ve il belediye başkanlarına da çevirecek mi? Eğer yeni bir siyasi oluşum gerçekleşirse, belediye başkanlarına yönelik de parti disiplini kapsamında çeşitli tebligatlar ya da işlemler gündeme gelir mi? Bugünden kesin bir yanıt vermek mümkün değil. Ancak siyaset, özellikle kriz dönemlerinde, dün “olmaz” denilen gelişmelerin bugün yaşanabildiği bir alan.
Ahmet Aras Üzerinden Yapılan Senaryolar
Son günlerde sosyal medyada dolaşan bir başka iddia ise Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras hakkında. Aras’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’ne geçeceği yönündeki söylentiler aldı başını yürüdü. Biz böyle bir ihtimali gerçekçi bulmuyoruz. Birileri mutlak butlan karışıklığının üzerine bir çorba kaşığı sorun daha ekliyor. Bilindiği üzere Aras’ın geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu ile adaylık sürecinde önemli görüş ayrılıkları yaşadığı kamuoyuna yansımıştı. Buna rağmen bugün siyasi çizgisine bakıldığında, CHP’den ayrılması halinde rotasının iktidar partisi değil, iddialara konu olan yeni siyasi oluşum olacağı daha güçlü bir ihtimal olarak görünüyor. Çünkü Aras, bugüne kadar Özgür Özel çizgisine açık destek veren isimlerden biri oldu. Siyasette elbette kesin konuşmak kolay değildir. Ancak bugün görünen tablo, Muğla’da da Ankara’da da belirsizliğin henüz sona ermediğini gösteriyor. Şimdilik yapılacak tek şey var: Beklemek ve siyasetin hangi yöne evrileceğini dikkatle izlemek.

Haberi Paylaş