Birkaç gündür yazıp çiziyor, tarihi bir binanın mülkiyetine dikkat çekiyoruz. Yaklaşık bir asırdır Muğla belediye hizmet binası olarak kullanılan, kentin hafızasında yer etmiş tarihi bir yapıdan söz ediyoruz. Muğla Belediyesi olarak yıllarca kullanılan bina, 2014 yılında Büyükşehir Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle Menteşe Belediyesi’nin hizmet binası olarak kullanılmaya devam etti. Ancak şimdi durum değişti. Mihrişah Valide Sultan Vakfı adına yapılan tescil işlemi tamamlandı. Ve bilindiği kadarıyla tescil kararı dün itibarıyla Menteşe Belediyesi’ne tebliğ edildi. İşte tam bu noktada herkesin aklında aynı soru var: “Şimdi ne olacak?”… Belediye binayı kullanmaya devam edecek mi? Vakıflar Genel Müdürlüğü belediyeden binanın boşaltılmasını mı isteyecek? Belediye ile Vakıflar arasında yeni bir hukuki süreç mi başlayacak? Yoksa kamu hizmetinin aksamaması için başka bir formül mü bulunacak? Belediye mülkün sahibiyken, kiracısı mı olacak? Bu soruların yanıtları henüz net değil. Ama net olan bir şey var: Menteşe Belediyesi’nin hizmet verdiği bina artık belediyenin mülkü değil… Bu durum, sıradan bir taşınmaz devri ya da tapu kaydı değişikliği olarak görülebilir mi? Elbette görülemez. Çünkü söz konusu bina, Muğla’nın kent hafızasının bir parçası. Yıllardır belediye başkanlarının görev yaptığı, yurttaşların belediye hizmeti almak için kapısından girdiği, kentin kararlarının alındığı bir yapıdan söz ediyoruz. Bir kentin bazı binaları, onlar yalnızca taş, tuğla ve duvardan ibaret değildir. Kentte yaşayan kuşakların anılarını taşırlar. Menteşe Belediyesi hizmet binası da böyle bir yapı. Şimdi ise bu binanın geleceği tartışmanın merkezine oturdu. Burada asıl mesele, “Bina kimin?” sorusundan çok daha büyük. Kamu hizmeti nerede sürdürülecek? Menteşe Belediyesi bu binada hizmet vermeye devam edecekse hangi koşullarda edecek? Bir kullanım bedeli ya da kira söz konusu olacak mı? Vakıf taşınmazlarının tabi olduğu hukuki düzenlemeler belediyenin kullanımını nasıl etkileyecek? Belediye binayı boşaltmak zorunda kalırsa Menteşe Belediyesi’nin yeni hizmet merkezi neresi olacak? Ve daha önemlisi… Bu süreç Muğla’daki diğer tarihi kamu yapıları açısından nasıl bir sonuç doğuracak? Çünkü mesele yalnızca Menteşe Belediyesi’nin binasıyla sınırlı kalmayabilir. Bugün bir belediye binasının mülkiyeti tartışılıyorsa yarın başka bir tarihi kamu yapısının statüsü de gündeme gelebilir. İşte bu nedenle konuya yalnızca tapu ve mülkiyet penceresinden bakmak eksik kalır. Bir tarafta vakıf hukuku var, diğer tarafta kamu hizmetinin sürekliliği. Bir tarafta mülkiyet hakkı var, diğer tarafta kentin ortak hafızası. Ve bütün bunların ortasında Menteşe Belediyesi duruyor. Şimdi önümüzde yeni bir süreç başlıyor. Tescil kararı belediyeye tebliğ edildiğine göre bundan sonraki adımlar daha da önemli. Belediye ne yapacak? Vakıflar Genel Müdürlüğü nasıl bir yol izleyecek? Taraflar arasında bir kullanım protokolü mü yapılacak?, Hukuki itiraz süreci mi başlayacak? Yoksa yaklaşık bir asırdır belediye hizmeti verilen bu binanın kapıları bir gün yurttaşa başka bir adrese taşındığını mı söyleyecek? Henüz bilmiyoruz.
Toparlayalım. Bir yerel yönetiminin kamu binasını kaybetmesi yalnızca bir adres değişikliği olarak görülemez. Bazen bir binayı kaybetmek, kentin hafızasından bir parçayı kaybetmektir. Şimdi mesele, bu tarihi yapının kime ait olduğundan çok, Muğla’nın ortak değerlerinin nasıl korunacağıdır. Ve galiba bundan sonra herkesin cevabını beklediği soru da; “Şimdi ne olacak?” sorusu olacaktır.




