“Örgüt iradesi pazarlık konusu yapılamaz”

14

Yeni Parti’de 26-27 Eylül’de üyelerin doğrudan oy kullandığı ön seçimlerle ilçe başkanları belirlendi. Şimdi sıra ilçe kongrelerinde. Ardından da il başkanını ve il yönetimini belirleyecek il kongresi süreci başlayacak. Soru şu; üyenin sandıkta ortaya koyduğu irade kongre süreçlerinde ne ölçüde korunacak? Siyasi partiler seçimden seçime sandık kurulan bir yapı değildir. Örgüt dediğimiz şey; üyesiyle, delegesiyle, ilçe örgütüyle, il örgütüyle ve nihayetinde sandıkta ortaya çıkan iradesiyle bir bütündür. Üye bazında ön seçim yapıyorsanız, bunun doğal sonucu örgütün iradesine güvenmektir.
Gel oyunu kullan, başkanını belirle
“Söz de karar da üyenin” diyorsanız, bu sözün yalnızca seçim günü kullanılan bir slogan olarak kalmaması gerekir. Bir tarafta üyeye “Gel, oyunu kullan, ilçe başkanını kendin belirle” deniliyor. Diğer tarafta ise parti kulislerinde, örgüt dışında kariyer planları yapan bazı aktörlerin ilçe kongreleri ve sonrasında gerçekleştirilecek il kongresi sürecinde örgüt iradesini yönlendirmeye çalıştığı, bürokratik ve siyasi baskı mekanizmalarının devreye sokulmak istendiği yönünde iddialar konuşuluyor. Bizim itirazımız tam da buna. Sandığı kurup sandığın sonucunu etkisizleştirecek mekanizmalar üretmek, siyasetin kendi mantığıyla çelişir. Üstelik mesele, bir kişinin, bir grubun ya da bir adayın kazanıp kaybetmesinin ötesindedir. Asıl mesele, siyasetin kim tarafından ve hangi iradeyle yapılacağıdır. Siyaseti üyeler ve örgüt mü yapacak? Yoksa örgütün dışında konumlanan, sahip oldukları makam, ilişki ağı veya bürokratik güç üzerinden parti içi dengeleri belirlemeye çalışan aktörler mi? Bu sorunun cevabı, önümüzdeki kongre sürecinin en önemli konularından birisidir. Zira örgüt iradesi, herhangi bir makamın, herhangi bir kişinin veya herhangi bir kariyer hesabının pazarlık konusu olamaz.
Ön seçim başka, müdahale iddiası başka
Burada özellikle altını çizelim. Bir parti içinde farklı görüşlerin ortaya çıkması, adayların yarışması, delegelerin ikna edilmeye çalışılması siyasetin doğasında vardır. Bunlar demokratik siyasetin olağan unsurlarıdır. Ancak tartışılması gereken nokta, örgüt içindeki doğal rekabetin sınırlarının dışına çıkılıp çıkılmadığıdır. Eğer bir aday ya da bir grup, kendi siyasi karşılığını örgüte anlatmak yerine örgüt dışındaki güç merkezlerinden destek arıyorsa… Eğer üyelerin ve delegelerin iradesini etkilemek için parti dışındaki makamların, bürokratik ilişkilerin veya başka güç unsurlarının devreye sokulduğu iddiaları doğruysa… Burada başka bir tartışma başlar. Çünkü siyasette siyasi karşılığın yerine güç ilişkisini koyduğunuz anda, örgüt iradesi ikinci plana itilir. Oysa olması gereken son derece basittir: Aday çıkarsınız, örgüte gidersiniz. Üyeye, delegelere düşüncenizi anlatırsınız, siyasi yaklaşımınızı ve örgüt anlayışınızı ortaya koyarsınız. Sonra sandığa girersiniz. Ve sonuç ne çıkarsa çıksın, ona saygı gösterirsiniz. Siyasetin demokratik zemini budur.
Sürecin örgütsel sınavı il kongresi
İlçe kongreleri bu hafta sonu itibariyle başlayacak, ancak bu sürecin asıl sınavı il kongresinde verilecek. Zira il başkanı; ilçeler arasındaki siyasi koordinasyonu sağlayan, örgütü temsil eden ve partinin siyasi iradesini taşıyan önemli bir makamdır. Dolayısıyla il başkanının belirlenme sürecinde örgütün iradesinin üzerinde başka bir irade oluşturulması, yalnızca bir kongre sonucunu değiştirme tartışması olarak görülemez. Bu nedenle önümüzdeki süreçte herkesin aynı soruyu sorması gerekiyor: İl başkanını kim belirleyecek? Örgüt mü? Üyelerin ve delegelerin siyasi tercihi mi? Yoksa örgütün dışında oluşan ilişkiler ağı mı? Bu sorunun cevabı, yalnızca önümüzdeki il kongresinin sonucunu değil, partinin gelecekte nasıl bir siyaset anlayışıyla yol yürüyeceğini de gösterecektir. Çünkü bir siyasi parti için en büyük güç, bürokratik koridorlarda edinilmiş bağlantılar değil; sandıkta karşılığı olan örgütlü siyasettir.
Bir kez daha hatırlatalım
Bizim itirazımız kimsenin siyasete girmesine değil. Tam tersine… Siyaset yapmak isteyen herkes elbette siyasete girmeli. Kendi düşüncesini açıklamalı, örgüte gitmeli, üyeden destek istemeli ve sandığa çıkmalıdır. Ama bunun yolu, örgütün dışında güç biriktirip örgütün içine yön vermeye çalışmak değildir. Koltuklardan güç alarak siyaset yapmak başka şeydir, siyasete girip sandıktan güç almak başka… Aradaki fark küçümsenecek bir fark değildir. Demokrasi siyasi karşılığınızı, sahip olduğunuz makamdan değil; insanların verdiği oydan almanızdır. Bu nedenle önümüzdeki ilçe kongreleri ve ardından gelecek il kongresi yalnızca yeni yönetimlerin belirleneceği toplantılar olmayacaktır. Aynı zamanda Yeni Parti’nin “Söz de karar da üyenin” iddiasının gerçek hayatta ne kadar karşılık bulduğunun da sınavı olacaktır. Bir tarafta üyeye doğrudan söz hakkı veren ön seçim modeli… Diğer tarafta ise örgüt dışından müdahale edildiği yönündeki iddialar… Bu çelişkinin ortadan kaldırılmasının yolu da bellidir: Sandığın söylediğine saygı göstermek. Çünkü örgütün iradesini küçümseyen hiçbir kariyer planı, sandığın yerine geçemez. Ve bir kez daha altını çizerek belirtelim. Örgüt iradesi pazarlık konusu yapılamaz…

Haberi Paylaş