Muğla’da son dönemde artan plansız ve acele kamulaştırma kararları, yurttaşların yaşam alanlarını, tarımı ve su varlıklarını tehdit ederken konu “Kamu Yararı mı, Acele Karar mı?” başlığıyla düzenlenen halk forumunda tüm yönleriyle tartışıldı. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen buluşmada yurttaşlar, muhtarlar, hukukçular, meslek odaları ve sivil toplum temsilcileri bir araya gelerek kamulaştırma uygulamalarının ekolojik ve toplumsal sonuçlarını masaya yatırdı.
“Bu Bir Mülkiyet Değil, Yaşam Hakkı Meselesi”
Forumun açılış konuşmasını yapan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, acele kamulaştırma kararlarının yalnızca tapuların el değiştirmesi anlamına gelmediğini, doğrudan yaşam hakkını hedef aldığını vurguladı. Alınan kararlar nedeniyle 47 bin köylünün yerinden edilme riskiyle, 200 bini aşkın insanın ise suya erişim tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirten Aras, neredeyse bir Bodrum nüfusunun doğrudan etkilendiğine dikkat çekti. “Bu toprakların her karışı bizim için kıymetlidir” diyen Aras, kararların halktan kopuk ve tek taraflı alınamayacağını belirterek şunları söyledi: “Biz bu toprakları atalarımızdan aldık, gelecek kuşaklara da sağlıklı biçimde bırakmak zorundayız. Vatan sadece sınırlar değildir; suyu, toprağı, ormanı ve yaşamı kapsayan bir bütündür. Yurdu korumak, yaşamı korumaktır.” Aras, meselenin yalnızca enerji üretimi ya da kömür tartışması olmadığını vurgulayarak, doğanın da yaşam hakkı olduğunu hatırlattı: “Enerji ihtiyacını yok saymıyoruz. Ancak kırarak, yok ederek nereye kadar? Geri dönülemez zararların eşiğindeyiz.”
Kuraklık Uyarısı: “Su Giderse Yaşam Gider”
Muğla’nın ciddi bir kuraklık tehdidi altında olduğunu hatırlatan Aras, kuyu sularında tuzlanmanın başladığını, Mumcular ve Geyik Barajlarında kritik su kayıpları yaşandığını belirtti. MUSKİ’nin bu konuda resmi başvuruları yaptığını ifade eden Aras, “Suyu, toprağı ve tarımı korumak zorundayız. Tarım bu kentin geçmişi olduğu kadar geleceğidir. Yaşamsal önceliğimizi birlikte belirlemeliyiz,” dedi. Acele kamulaştırma kararlarının bugüne dek hiçbir zaman çiftçi ya da dar gelirli yurttaşlar lehine alınmadığını vurgulayan Aras, köylerin ortadan kaldırılmasının sosyal yıkıma yol açacağını ifade ederek, “Özelleştirme süreçlerinde yapılan uyarılar bugün yaşadıklarımızın habercisiydi,” dedi.
Konuşmasını katılımcılığın altını çizerek tamamlayan Aras, “Bugün burada herkes konuşacak. Gerekirse beni de eleştirin. Tek taraflı kararlar değil, birlikte üretilmiş çözümler gerekiyor,” çağrısında bulundu.




