“Özgür Sendikal Tercih”

6

Yerel yönetimlerde toplu iş sözleşmesi süreçleri yalnızca ücret ve sosyal hak pazarlıkları değildir. Bu dönemler aynı zamanda demokrasinin, katılımcılığın ve özgür iradenin ne kadar içselleştirildiğini gösteren kritik eşiklerdir. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, son günlerde kamuoyuna yansıyan sendikal baskı iddialarına ilişkin yaptığı açıklama da tam bu nedenle, yalnızca yerel bir polemiğin ötesinde, daha geniş bir çerçevede okunmayı hak ediyor.
Toplu Sözleşmeden Daha Fazlası
Başkan Aras, DMD kas hastası Göktuğ için düzenlenen bağış kampanyasında yaptığı konuşmada, belediye yöneticilerinin çalışanların sendika tercihlerine müdahale ettiği yönündeki iddiaları açık bir dille reddetti. Açıklaması, yerel yönetim pratiğinde sıkça tartışılan ama nadiren bu açıklıkta dile getirilen bir ilkeyi merkezine alıyordu. “Özgür sendikal tercih”… Aras’ın sözleri netti: “Bizim sendikalarımız güçlüdür, kuvvetlidir. Hiç birinin arasında da ayrım yapmayız bunu da ifade edelim. Bazen çünkü öyle ifadeler geliyor kulağıma. Sanki biz bir tarafa ağırlık veriyormuşuz gibi bir şey düşünülüyor. Bakın ben birinci ağızdan söylüyorum. Herkes kendi gönlüne göre istediği sendikaya kaydolur. Hiç kimseye sendikal baskı yapılamaz. Buradan birinci ağızdan söylüyorum. Heybet Başkan bunu herkese hissettirebilirsin. Diğer Belediye İş’te hissettirebilir. Herkes kendisini nereye yakın hissediyorsa, gönülden yürekten bu belediyede özgürdür. Kimse kimseye baskı yapamaz. Hiç kimsede kendi işinden gücünden korkmasın, istediği sendikaya girebilir. Her sendikalımız kıymetlidir. Sendikal örgütlenme, sendikal mücadele önemlidir. Buradan tekrar hatırlatmış olalım.”
Sendika Bir Güvence Alanı
Bu ifadeler, Türkiye’de özellikle kamu ve belediye işçileri açısından sendikal örgütlenmenin hâlâ ne kadar kırılgan bir zeminde ilerlediğini de dolaylı biçimde ortaya koyuyor. Zira “baskı yoktur” vurgusunun bu kadar güçlü yapılması, geçmiş deneyimlerin hâlâ canlı olduğunu gösteriyor. Sendikal tercih, yalnızca bir örgüt seçimi değildir. Çalışanın, emekçinin kendini güvende hissettiği, temsil edildiğine inandığı yapıyı seçme hakkıdır. Bu hak, modern demokrasilerde oy verme hakkı kadar temel kabul edilir. Baskının fiilen var olup olmamasından bağımsız olarak, baskı ihtimalinin dahi ortadan kaldırılması, kamusal yöneticilerin asli sorumluluğudur.
Sol, Sosyal Demokrat Geleneği
Bu noktada açıklamanın siyasal bağlamını da hatırlatmak gerekir. Sol, sosyal demokrat partilerde tarihsel olarak emek, sendika ve örgütlenme özgürlüğüyle kurduğu ilişki, program metinlerinin ötesinde yerel yönetim pratiklerinde de sınanır.
CHP’li belediyeler için de sendikal çoğulculuk bir tehdit değil, demokratik zenginlik olarak görülmelidir. Aras’ın açıklaması bu anlayışla uyumlu bir çerçeve çizmektedir.
Sözün Ötesinde Bir Sınav
Ancak bu tür beyanların kalıcılığı, sözden çok uygulamayla ölçülür. Belediyelerde yöneticilerin dili, ara kadroların tutumu ve gündelik iş ilişkileri sendikal özgürlüğün gerçek göstergeleridir. Çalışanın “işimden olur muyum” kaygısını taşımadığı bir ortam, ancak tutarlı bir yönetim kültürüyle mümkündür. Ahmet Aras’ın açıklaması, bu açıdan bir niyet beyanı olmanın ötesinde, Muğla’da yerel demokrasinin kendisi için de bir test niteliği taşımaktadır. Aras’ın niyet beyanı ve samimiyeti her bir yöneticiye örnek oluşturmalıdır…

Haberi Paylaş