Muğla Tarım ve Orman eski İl Müdürü Barış Saylak, son günlerde Muğla kamuoyunun ve siyasetin gündeminde yer alan su sorununa ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Saylak, suyun polemiklerle değil, ortak akıl ve çevreye duyarlı projelerle yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Barış Saylak açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Son günlerde Muğla kamuoyunu meşgul eden su tartışmalarını, bir devlet adamı sorumluluğuyla ve teknik hafızamla izliyorum. ‘Suyumuz çalınıyor’ gibi söylemlerle yürütülen tartışmalar, ne yazık ki meselenin teknik çözümünden uzaklaşmakta, Muğla’nın gerçek ihtiyacı olan ‘proje odaklı’ yaklaşımı gölgelemektedir. Bu noktada, hem geçmişte Tarım ve Orman İl Müdürü olarak sahadaki süreçlere hâkimiyetimle hem de bu toprağın bir evladı olarak şu gerçekleri hemşehrilerimin takdirine sunuyorum.
Bu bir ‘siyasi tercih’ değil, ‘kurumsal takip’ meselesidir. Aydın’a su tahsisi konusunu siyasi manevralara bağlamak gerçeği ıskalamaktır. Gerçek şudur: Aydın, kurumlar arası iş birliğini ve takibi iyi yönetmiştir. 4 Haziran 2025’te Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Batı Akdeniz Havzası Su Tahsis Planı yürürlüğe girdiğinde, komşumuz Aydın; iktidarı, muhalefeti ve bürokrasisiyle masadaydı. Bizim eksiğimiz; Ankara’da bu masayı kuracak ‘Muğla birlikteliğini’ sağlayamamış olmamızdır. Su siyaset üstüdür; Aydın bunu başardı, biz de başarabiliriz.
‘Akköprü suyu kaçırılıyor’ iddiası teknik olarak doğru değildir. Transfer edilen su, barajın rezervinden değil, kış aylarında depolanamayıp denize dökülen ‘taşkın suyu’ndan sağlanmaktadır. Devletimiz, suyun bir damlasını bile ziyan etmeme, ekonomiye ve doğaya kazandırma bilinciyle hareket etmektedir.
Bodrum Barajı projesiyle ilgili yaşanan hukuki süreçler ve sivil toplum kuruluşlarımızın çevresel hassasiyetleri elbette saygındır ve dikkate alınmalıdır. Demokratik toplum, itiraz ve uzlaşı kültürüyle yaşar. Ancak yerel yöneticilik; ‘Baraj olmadı, elimiz kolumuz bağlandı’ deyip kenara çekilmek değildir. Eğer bir projede çevresel çekinceler nedeniyle uzlaşı sağlanamadıysa, yerel yönetimin görevi, çevresel etkisi en az olan diğer alternatifleri hızla devreye sokmaktır. Bu noktada sormamız gereken soru şudur: Baraj projesi hukuki sürece takıldıysa, neden çevresel etkisi olmayan diğer formüller için yıllarca beklendi?
2006–2007 yıllarında, yani 19 yıl önce, Ekinambarı sularının arıtılarak kullanılması gerektiği yerel basın ve sivil toplum tarafından gündeme getirilmiştir. DSİ bugün ‘Ekinambarı kaynaklarını tahsis ettim’ diyerek bu çözümün önünü açmıştır. Baraj gerektirmeyen, doğaya müdahalesi en az olan bu çözüm için neden bugüne kadar bir arıtma tesisi projesi hazırlanmadığını kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Devlet, Muğla’yı susuz bırakmaz. DSİ’nin çözüm önerileri nettir: Yuvarlakçay Formülü, Ekinambarı ve denizden arıtma. DSİ resmi yazısında ‘Gerekli çalışmaların MUSKİ tarafından yapılması halinde’ desteğe hazır olduğunu açıkça belirtmiştir. Yani devlet, ‘Gelin, projeyi yapın, suyu verelim’ demektedir. Artık suçlama değil, iş yapma zamanıdır. Muğla’nın ihtiyacı; suyu yönetecek ortak akıl, çevreye duyarlı projeler ve Ankara ile doğru diyalog kuracak bir vizyondur. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”




