Nail Kızıl; “Muğla’daki su krizi doğal değil, siyasidir”…

3

Köşe yazarlığında gündem bazen bütün planlamaları altüst edebiliyor. Bugün “Özgür Sendikal Tercih” başlıklı yazıyı yayımlamayı planlamıştık. Ancak CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl’ın öncülüğünde, 13 ilçede eş zamanlı düzenlenen basın açıklamaları gündemin seyrini değiştirdi. Bu nedenle söz konusu yazının yayımlanmasını bir gün erteledik.
“Kriz Siyasidir” Eleştirisi
Muğla’da su tartışması büyüyor. CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl’ın eş zamanlı basın toplantısında yaptığı açıklamalar, tam da bu noktada bir çerçeve sunuyor: Yaşananlar doğanın değil, siyasetin sonucu. Kızıl’ın altını çizdiği temel tez net: “Muğla’daki su krizi doğal değil, siyasidir.” Bu cümle, sadece bir eleştiri olmanın ötesinde yıllardır biriken kararların ve ertelenen sorumlulukların özeti.
Yetki ve Sorumluluk Ayrımı
Nail Kızıl’ın açıklamalarında en çok vurguladığı başlıklardan biri, su yönetiminde yetki ve sorumlulukların bilinçli biçimde bulanıklaştırıldığı iddiası. İçme ve kullanma suyunun planlanması, tahsisi ve ana iletim altyapısının DSİ ve merkezi idarenin görev alanında olduğunu hatırlatıyor. Belediyelerin rolü ise bu suyu arıtmak ve dağıtmakla sınırlı. Buna rağmen, her krizde okların yerel yönetimlere çevrilmesini Kızıl, “gerçeği çarpıtan bir siyasi tutum” olarak değerlendiriyor. “Planlama ve işletme yetersizliği” suçlamalarının, asıl sorumluluğu görünmez kıldığını savunuyor.
“AK Parti İl Başkanı Gerçeği Çarpıtıyor”
Nail Kızıl, AK Parti Muğla İl Başkanı’nın su sorununu belediyelerin planlama ve işletme yetersizliğiyle açıklamasını eleştiriyor, sorumluluk alanlarını bilinçli biçimde tersyüz eden bir yaklaşım olarak değerlendiriyor. Kızıl’a göre bu söylem, teknik bir tespitten çok siyasal bir yönlendirme içeriyor.
“Planlandı, Çalışılıyor” İfadeleri
DSİ’nin son açıklamalarına yönelik eleştirisi de bu çerçevenin devamı. Nail Kızıl’a göre yapılan açıklamalar Muğla’ya bugün için somut bir çözüm sunmuyor.  Planlandı,  çalışılıyor” gibi ifadeler, kamuoyunu oyalayan ama musluklara su getirmeyen cümleler. Kızıl, özellikle Muğla’ya yönelik net ve bağlayıcı bir içme suyu tahsisinin hâlâ ortaya konulmamasını, krizin temel göstergelerinden biri olarak işaret ediyor.
Su Krizinin Yapısal Arka Planı
Kızıl’ın açıklamaları, su sorununu dar bir teknik başlık olmaktan çıkarıp yapısal bir alana taşıyor. Kontrolsüz nüfus artışı, plansız turizm politikaları, imar rantını önceleyen yerleşim anlayışı ve enerji ile sanayi projelerine tanınan ayrıcalıklı su tahsisleri, onun ifadesiyle krizin gerçek nedenleri arasında. Termik santraller, jeotermal enerji santralleri ve endüstriyel kullanımların su üzerindeki baskısı, yıllardır düşürülemeyen kayıp–kaçak oranlarıyla birleştiğinde, sorunun “kuraklık” ile açıklanamayacağını vurguluyor.
Dalaman Çayı Üzerinden Tercih
Nail Kızıl’ın açıklamalarında en çarpıcı örneklerden biri Dalaman Çayı. Muğla’nın bu kaynaktan yaklaşık 50 milyon metreküp içme ve kullanma suyu talep ettiğini, ancak bu talebin karşılanmadığını hatırlatıyor. Buna karşın, yaklaşık 240 milyon metreküp suyun Aydın’a tahsis edilmesini “havza bütünlüğünü bozan açık bir siyasi tercih” olarak nitelendiriyor. Bu örnek, Kızıl’a göre suyun nasıl ve kimin için planlandığını açık biçimde ortaya koyuyor.
“Su Bir Lütuf Değil, Haktır”
Kızıl’ın en net vurgularından biri de suyun hukuki statüsü. Anayasa’nın yaşam hakkı ve sağlıklı çevreye ilişkin maddelerini hatırlatarak, içme ve kullanma suyunun birinci öncelik olduğunu söylüyor. Muğla halkının susuz bırakılmasının yalnızca bir yönetim sorunu değil, aynı zamanda bir hak ihlali olduğunu dile getiriyor.
Yerel Yönetimler Tartışmanın Neresinde?
Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ’nin yürüttüğü bilimsel ve teknik çalışmalara dikkat çeken Kızıl, yerel yönetimlerin görevini yaptığını savunuyor. Ona göre sorun, yerelde değil merkezi idarenin yerine getirmediği yükümlülüklerde. Nail Kızıl’ın açıklamaları, Muğla’daki su krizini bugünün sorunu olmanın ötesinde geleceğin meselesi olarak da ele alıyor. Kızıl; bilimsel, kamucu ve ekolojik bir su politikası talep ediyor. Muğla’da devam eden tartışma tam olarak bu sorunun etrafında şekilleniyor.

Haberi Paylaş