Muğla Bildirgesi; “Maden Geçici Yıkım Kalıcıdır”

15

Muğla’da kamulaştırma tartışması yaşam hakkı ekseninde büyüyor. Muğla’da artan acele kamulaştırma kararları, mülkiyet ilişkilerinin yanında suya erişimi, tarımı ve kırsal yaşamı tehdit eden çok katmanlı bir süreci görünür kılıyor.
Bir Yatırım Tartışmasının Ötesinde
Muğla’da yaşananlar bir yatırım ya da enerji tartışmasının çok ötesine geçmiş durumda. Kentin farklı noktalarında alınan acele kamulaştırma kararları, mülkiyet ilişkilerini, yaşam biçimlerini, suya erişimi ve kırsal yaşamı doğrudan etkileyen bir süreci gözler önüne seriyor. Bu tablo, Muğla Büyükşehir Belediyesi Muğla Planlama Ajansı (MUPA) tarafından Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde düzenlenen “Kamu Yararı mı, Acele Karar mı?” başlıklı halk forumunda tüm açıklığıyla ortaya kondu. Yurttaşlar, muhtarlar, uzmanlar ve meslek örgütleri, Muğla’nın geleceğini belirleyecek kararların nasıl alındığını ve nelere mal olduğunu birlikte tartıştı.
“Bu Bir Yaşam Hakkı Meselesi”
Forumun açılış konuşmasını yapan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, acele kamulaştırma kararlarının teknik bir idari işlem olarak ele alınamayacağını vurguladı. Aras’a göre mesele, doğrudan yaşam hakkını ilgilendiren bir noktaya ulaşmış durumda. Paylaşılan verilere göre yaklaşık 47 bin köylü yerinden edilme riskiyle, 200 bini aşkın yurttaş ise suya erişimin tehlikeye girmesiyle karşı karşıya. Aras, bu tabloyu değerlendirirken, neredeyse bir Bodrum nüfusunun doğrudan etkilendiğine dikkat çekti. Aras, konuşmasında “Bu toprakların her karışı kıymetlidir” diyerek, kararların halktan kopuk ve tek taraflı alınamayacağını ifade etti. Muğla’nın yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle bir bütün olduğunu vurgulayan Aras, bu bütünlüğün bozulmasının yalnız bugünü değil, gelecek kuşakları da etkileyeceğini dile getirdi.
Su, Toprak ve Gelecek Kuşaklar
Ahmet Aras’ın özellikle üzerinde durduğu başlıklardan biri kuraklık oldu. Muğla’nın ciddi bir su kriziyle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Aras, kuyu sularında tuzlanmanın başladığını, Mumcular ve Geyik Barajlarında ciddi su kayıpları yaşandığını ifade etti. Bu nedenle meselenin yalnızca enerji ya da kömür ekseninde tartışılamayacağını belirten Aras, “Sadece insanların değil, doğanın da yaşam hakkı vardır” vurgusunu yaptı. Enerji ihtiyacının yok sayılamayacağını ancak doğayı tahrip ederek sürdürülen bir anlayışın geri dönüşü olmayan zararlar yarattığını dile getirdi.
Köylerden Yükselen Tanıklıklar
Halk oturumunda söz alan muhtarların ve yurttaşların anlattıkları, kararların sahadaki karşılığını görünür kıldı. İkizköy Muhtarı Nejla Işık’ın, “Bize susuzluğu mu, gıdasızlığı mı, yoksa evsizliği mi seçeceğimiz soruluyor” sözleri, yaşananların dayatılmış bir çıkmaz olduğunu ortaya koydu. Benzer kaygılar Balcılar ve Gümüşlük’ten gelen muhtarlar tarafından da dile getirildi. Bugün doğrudan etkilenmeyen bölgelerin dahi sessiz kalmaması, acele kamulaştırmanın genişleyerek ilerleyen bir risk taşıdığını gösterdi.
Resmi Raporlara Girmeyen Hikâyeler
Forumun en çarpıcı anlarından biri yurttaş tanıklıklarıydı. Seksen yaşındaki Zehra Teyze’nin bir gecede elli dönüm arazisini, zeytinliklerini ve ceviz ağaçlarını kaybettiğini anlatması, salonda uzun bir sessizlik yarattı. Bu tür hikâyeler resmi raporlarda yer almıyor ancak sürecin gerçek maliyetini en açık biçimde ortaya koyuyor.
Uzmanlar Ne Diyor?
Uzman değerlendirmelerinde acele kamulaştırma kararlarının hukuki boyutları, su kaynakları üzerindeki etkileri ve mevcut enerji politikalarının sonuçları ele alındı. Ortak görüş netti: Bu tür yatırımlar sürdürülebilir değildir. Bu tür yatırımlar düşük katma değer üretirken yüksek ve geri dönüşsüz çevresel tahribat yaratıyor.
Kamu Yararı mı, Kamu Zararı mı?
Forum sonunda açıklanan ortak bildirgede acele kamulaştırmanın kamu yararı değil, kamu zararı doğurduğu vurgulandı. Tapunun yalnızca bir mülkiyet belgesi olmadığı, bir yaşam güvencesi olduğu hatırlatıldı. “Maden geçici, yıkımı kalıcıdır” ifadesi, tartışmanın vardığı noktayı özetledi. Muğla’da yaşananlar, yalnızca bir kente özgü bir sorun olarak okunmuyor. Alınan her acele karar, suyu, toprağı ve yaşamı nasıl tanımladığımıza dair daha büyük bir soruyu beraberinde getiriyor…

Haberi Paylaş