Kapanış Bildirgesi’nde Neler Yer Aldı?

16

10 Ocak 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Milas sınırları içinde yer alan Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç, Karacahisar ve Kayaderesi mahallelerinde bulunan 679 parsel, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca madencilik faaliyetleri için acele kamulaştırıldı. Söz konusu karar, anayasanın 46. maddesi ve Kamulaştırma Kanunu’nda atıf yapılan “kamu yararı” gerekçesiyle alınmış olsa da bu kararın muhatabı olan yurttaşlar, uzmanlar ve meslek örgütleri tarafından değerlendirildi. Muğla Büyükşehir Belediyesi, Planlama Ajansı (MUPA) tarafından Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen “Kamu Yararı mı, Acele Karar mı?” başlıklı halk forumunda tüm yönleriyle tartışıldı. Yapılan ortak tartışmalar sonucunda, yurttaşlara sorulmadan ve aceleye getirilen bu kararların kamu yararı değil, açık biçimde kamu zararı doğuracağı vurgulandı. Toplantı sonucunda yayınlanan ‘Kapanış Bildirgesi’nde öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı:
Kamulaştırma Sadece Tapuları Değil, Yaşamı Etkiliyor
Acele kamulaştırma kararlarının yalnızca tapuların el değiştirmesi anlamına gelmediği belirtildi. Bu kararların; üretim biçimlerini, su varlıklarını, yerel istihdamı, kültürel mirası ve gelecek kuşakların yaşam olanaklarını doğrudan ve geri dönülmez biçimde etkilediği ifade edildi.
Su Kaynakları ve Sağlık Ciddi Tehdit Altında
Bildirgede bilimsel çalışmalar ve geçmiş deneyimlerin, madencilik faaliyetlerinin toprağın yanında yer altı ve yer üstü su kaynaklarını da kirlettiği ve kuruttuğu ifadelerine yer verildi. Özellikle Çamköy ve çevresindeki yeraltı sularının Bodrum’un içme suyunu beslediği, madencilikle birlikte su seviyesinin düştüğü, tuzlanma riskinin arttığı ve yaz aylarında su kesintilerinin yaşandığı vurgulandı. Kuraklık tehdidinin artık geleceğe ait bir senaryo olmadığı, bugünün gerçeği olduğu hatırlatılırken üç termik santral ve çok sayıda maden ocağıyla zaten çevresel baskı altında olan Muğla’da bu faaliyetlerin artmasının yaşamı daha da kirleteceği, halk sağlığını tehdit edeceği, hastalığı ve yoksulluğu büyüteceği belirtildi. Bildirgede, bilimsel, planlı ve bütüncül bir karar alma mekanizmasının zorunlu olduğu vurgulandı.
Tek Sektöre Mahkûm Ekonomi
Bildirgede söz konusu alanların tarım, turizm, enerji ve lojistik eksenlerinin kesiştiği, Muğla’nın en yüksek ekonomik çeşitlenme potansiyeline sahip bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekildi. Acele kamulaştırma kararının ise çok sektörlü yerel ekonomi yerine tek sektöre dayalı kırılgan bir yapıyı güçlendireceği belirtildi. Madencilik ve termik santral faaliyetlerinin; geçici, sınırlı istihdam yaratan, dışarıdan iş gücüne dayalı ve ömrü kısıtlı bir model sunduğu, faaliyetler sona erdiğinde ise geride işsizleşmiş, toprağından koparılmış ve yeniden üretim yapma imkânını yitirmiş bir nüfus bırakma riski taşıdığı ifade edildi. Bildirgede bu durum, yöreden yükselen şu sözle özetlendi: “Maden geçici, yıkımı kalıcıdır.”
Enerji Arz Güvenliği Gerekçesi Geçerli Değil
Makina Mühendisleri Odası ve Elektrik Mühendisleri Odası’nın 2022 tarihli bölge raporuna atıf yapılan bildirgede, Türkiye’de enterkonnekte sistem nedeniyle enerji arz güvenliği riskinin bulunmadığı, termik santrallerin ise eskidiği ve verimliliklerinin giderek düştüğü ifade edildi. Acele kamulaştırma yoluyla girişilen bu tür yatırımların sürdürülebilir olmadığı ve düşük katma değer ürettiği belirtilirken, ulusal politikalarda önemi artan yenilenebilir enerji kaynakları açısından Muğla’nın son derece avantajlı bir konumda olduğu vurgulandı. Bildirgede, kısa vadeli ve tek seçenekli bir acelecilik yerine, uzun vadeli, çok seçenekli ve kapsamlı bir enerji stratejisine ihtiyaç olduğu ifade edildi.
“Mesele Yaşamsaldır”
Bildirgenin son bölümünde meselenin yalnızca ekonomik ya da çevresel olmadığı vurgulandı. Tartışmanın; huzur, gelecek güvencesi, memleket ve toprakla kurulan bağ meselesi olduğu ifade edildi. İkizköylü, Karacahisarlı ve Çamköylülerin toplantıdaki sözlerine yer verildi: “Bu toprak boş değil. Bu toprakta insan eksen insan çıkar; işte o kadar bereketlidir.  Tapu sadece bir kâğıt parçası değil; tapu bizim yaşam güvencemizdir. Toprak giderse, hayat gider. Bize sorulmadan alınan karar, bizim kararımız değildir” …

Haberi Paylaş