“Yeni Parti Açıklanır, Bu Tantana Biter”

2

Siyasette bazen yaşanan tartışmaların kendisinden çok, o tartışmaların işaret ettiği istikamet önemlidir. CHP’li deneyimli bir siyasetçinin gönderdiği şu mesaj da bu açıdan dikkat çekiciydi: “Temmuz ayının 20’sinden sonra Özgür Özel yeni partiyi açıklar, bu tantana biter. Yeni parti açıklanmış olsa görevden alınan yöneticilerle atama yapılan yöneticiler arasındaki eleştiriler bu seviyede olmaz. Özgürcüler yeni partiye geçer, Kılıçdaroğlucular partide kalır. Burada mesele bu hamlelerin örgütte ve CHP seçmeninde nasıl karşılık bulacağıdır.”
Bu değerlendirme, CHP kulislerinde konuşulan olası senaryolardan birini yansıtıyor. Ancak son haftalarda yaşanan gelişmeler, parti içindeki gerilimin artık yalnızca kişisel ya da yönetsel bir çekişme olmaktan çıktığını gösteriyor. Görevden almalar, peş peşe yapılan atamalar, karşılıklı açıklamalar ve örgüt içinde oluşan saflaşmalar, CHP’nin yalnızca yönetim krizini değil, siyasal geleceğini de tartışmaya açmış durumda.
Eğer gerçekten yeni bir siyasi oluşum gündeme gelecekse, bunun başarısını belirleyecek temel unsur; böyle bir oluşuma neden ihtiyaç duyulduğunu topluma ikna edici bir şekilde anlatabilmesi ve bu gerekçenin parti örgütü ile CHP seçmeni nezdinde karşılık bulması olacaktır. Son dönemde yürütülen siyasi iletişim çalışmaları ve düzenlenen halk buluşmaları, Özgür Özel ve ekibinin bu mesajı tabana ulaştırma konusunda önemli bir avantaj yakaladığını gösteriyor. Ancak bu avantajın kalıcı bir siyasal desteğe dönüşüp dönüşmeyeceğini, örgütün ve seçmenin vereceği nihai karar belirleyecektir.
Asıl soru ise şudur: Kimler geçecek?
Bu ülkede tabelalarla kurulan partiler de oldu, güçlü kadrolarla yola çıkan siyasi hareketler de… Muhtemeldir ki mutlak butlan kararına karşı oluşan toplumsal ve siyasal tepki, yeni partinin kurucu iradesini de şekillendirecektir. Böyle bir süreç yaşanırsa, yeni partinin omurgasını il başkanları, il yönetimleri, ilçe başkanları, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve milletvekilleri oluşturacaktır. Çünkü Türkiye’de seçmen, yalnızca genel başkanı takip etmez. Yaşadığı ilçedeki belediye başkanını, yıllardır tanıdığı ilçe yöneticisini, mahallesindeki delegeyi de yakından izler. Bu nedenle olası bir ayrışmanın kaderini belirleyecek olan, tabanın anlık duygusal reflekslerinden çok örgütün kurumsal tercihi olacaktır. Ayrışmalar ve yeniden örgütlenmeler konusunda önemli deneyimler yaşamış olan CHP, yüz yılı aşan tarihiyle Türkiye’nin en köklü siyasal kurumudur. Böylesine güçlü bir tarihsel mirasın içinden çıkacak her yeni oluşum, yalnızca yöneticileri değil, milyonlarca seçmenin partiye duyduğu aidiyet duygusunu da sınayacaktır.
Bir tespitle bitirelim. CHP seçmeni uzun yıllardır parti içi tartışmalara rağmen sandıkta birlik görüntüsü vermeyi tercih etti. Bu nedenle olası bir bölünmenin seçmende nasıl karşılık bulacağı, örgütsel geçişlerden çok daha belirleyici olabilir. Siyasi tarih gösteriyor ki ayrışma ve yeni parti girişimleri yalnızca lider karizmasıyla başarıya ulaşmıyor. Güçlü bir örgütlenme, ortak bir siyasal hedef ve seçmene umut verecek yeni bir hikâye ortaya konulmadan gerçekleşen ayrılıklar, çoğu zaman beklenen etkiyi yaratmıyor. Eğer CHP’de gerçekten yeni bir siyasi sayfa açılacaksa, bunun kaderini tabelalar değil; örgütün vereceği karar, kadroların göstereceği yönelim ve en önemlisi seçmenin sandıkta vereceği cevap belirleyecektir.

Haberi Paylaş