Muğla siyasetinde artık mesele yalnızca “kim hangi partiye geçti?” sorusundan ibaret değil. Ortaya çıkan tablo, siyasetin alışılmış dengelerini değiştirdi. Bir tarafta CHP’den YENİ Parti’ye geçen belediye meclis üyeleri ve örgüt yöneticileri, diğer tarafta CHP’de kalmayı sürdüren belediye başkanları ve meclis üyeleri var. Bütün bu hareketliliğin ortasında ise aynı seçmen duruyor. Ancak bu tabloyu CHP’nin içinde bulunduğu olağanüstü süreçten bağımsız değerlendirmek mümkün değil.
Büyük etken: CHP’deki hukuki ve siyasi belirsizlik
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı üzerinden yürüyen hukuki süreç ve “mutlak butlan” tartışması, partide ciddi bir belirsizlik yarattı. Kurultayın hukuki geçerliliği, mevcut yönetimin konumu ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden göreve dönmesi ihtimali üzerinden yürüyen tartışmalar, CHP’de yalnızca genel merkez düzeyinde değil, tabanda ve örgütlerde de karşılık buldu. Bu nedenle CHP’den YENİ Parti’ye geçişleri yalnızca kişisel siyasi tercihlerle açıklamak eksik olur. CHP’deki belirsizlik, siyasetçiler açısından aynı zamanda “beklemek mi, yeni bir siyasi adres oluşturmak mı?” sorusunu gündeme getirdi. YENİ Parti de tam bu siyasi boşlukta kendisine alan açmaya başladı. Fakat burada önemli bir gerçek var: YENİ Parti’nin büyümeye çalıştığı siyasi taban büyük ölçüde CHP’nin seçmeni, örgütü ve kadrolarından oluşuyor. Dolayısıyla iki parti arasındaki rekabet, yeni ve birbirinden tamamen farklı iki seçmen kitlesi arasında yaşanmıyor. Aynı siyasi tabanın içinden yeni bir ayrışma doğuyor.
Muğla’daki büyük çelişki
Muğla’da tabloyu daha da ilginç hale getiren ise belediye başkanları ile meclis üyelerinin farklı siyasi adreslerde bulunması. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Köyceğiz Belediye Başkanı Ali Erdoğan ve Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca CHP’de kaldı. Buna karşılık bazı belediye meclisleri blok halinde, Milas Belediye Meclisi’nden 10 üye, Bodrum’dan Candan Tokdemir ve Hüseyin Cem Köylü, Büyükşehir Meclisi’nden Cumhur Güven Taşbaşı ve Engin Başol, Fethiye’den Gülümser Oymak YENİ Parti’ye geçti. Üstelik bu ilçelerde meclis üyelerinin büyük bölümü CHP’de kalmayı sürdürüyor. Ortaya çıkan tablo açık: Başkan CHP’de, meclisin bir bölümü YENİ Parti’de. Dahası bazı ilçelerde siyasi örgüt YENİ Parti’ye geçerken belediye başkanı CHP’de kalıyor. İşte siyaset sosyolojisi açısından asıl çelişki burada başlıyor.
Seçmen ne düşünüyor?
31 Mart’ta seçmen CHP’ye oy verdi. Belediye başkanını ve belediye meclisini aynı siyasi tablo içinde belirledi. Ancak seçimden sonra seçilmişlerin bir bölümü başka bir partiye geçti. Seçmen açısından ortaya çıkan soru çok basit: “Biz kimi seçtik?” Seçilmişlerin parti değiştirmesi hukuki açıdan ayrı bir tartışma olabilir. Ancak siyasi açıdan bunun seçmenle temsilci arasındaki ilişkiyi etkilediği açık. Çünkü sandıkta verilen oy aynı kalırken, seçilmişlerin siyasi adresi değişiyor. (Tribün tadındaki slogan ve söylemler bir kenarda dursun) seçmenin bir bölümünde siyasi aidiyetini ve temsil duygusunu yeniden sorgulamasına neden oluyor. Siyasi parti yöneticileri yapılan her türlü hamlenin toplumun tüm kesimleri tarafından kabul gördüğünü düşünmesin.
Asıl sınav belediye meclislerinde
Şimdi gözler belediye meclislerine çevrilecek. CHP’de kalan belediye başkanı ile YENİ Parti’ye geçen meclis üyeleri nasıl bir çalışma ilişkisi kuracak? Parti yönetimleri belediye meclislerindeki karar süreçlerine nasıl yaklaşacak? Siyasi rekabet belediye hizmetlerinin önüne geçecek mi? Bunlar önümüzdeki dönemin en kritik soruları. Çünkü belediye meclisleri artık yalnızca yerel yönetim organları değil, Muğla’daki siyasi dönüşümün de en görünür alanlarından biri. Sandalyeler aynı, fakat siyasi dengeler değişiyor.
Kongreler yeni haritayı belirleyecek
Şimdi hem CHP hem YENİ Parti kongre süreçlerine giriyor. Bu nedenle önümüzdeki dönem yalnızca yönetim kurullarının seçileceği bir süreç olmayacak. CHP kendi örgütünü toparlamaya, YENİ Parti ise yeni örgütünü kalıcılaştırmaya çalışacak. Üstelik iki parti büyük ölçüde aynı seçmen kitlesine seslenecek. Bu nedenle asıl mücadele “kim daha fazla siyasetçi transfer etti?” sorusundan çok daha önemli bir yerde yaşanacak: Kim seçmenin güvenini kazanacak? Muğla’da siyaset artık eski siyasi haritayla yürümüyor. CHP’nin yaşadığı hukuki ve siyasi kriz, “mutlak butlan” tartışması, YENİ Parti’nin yükselişi, değişen meclis aritmetiği ve yaklaşan kongreler yeni bir dönemin kapısını açtı. Bugün siyasi adresler değişiyor. Ancak seçmen henüz değişmiş değil. Başkan CHP’de, meclis iki farklı partide, örgüt başka bir siyasi adreste, arada bağımsız meclis üyeleri… Seçmen ise bütün bu tabloyu izliyor. Ve nihai kararını yine sandıkta verecek.
Bir tespitle bitirelim. Özellikle ilçe ve il kongrelerini şimdiden kestirmek mümkün değil. YENİ Parti’de yaşanan değişim, kongreler sürecinde yeni değişimler getirebilir…




