Yarım Asırlık Kent Hafızası; MABOLLA…

52

Bu hafta kültür-sanat etkinlikleri üzerinden geçecek gibi duruyor. Dün Yüksel Aksu sineması ile başlayan diziye bugün Mabolla’nın 50. Kuruluş yılı etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen caz konseri ile devam edelim.
***
Muğla’da kültür ve sanat denildiğinde akla gelen ilk duraklardan biri olan Mabolla, 50. kuruluş yılını yalnızca bir kutlamanın ötesinde uluslararası ölçekte bir caz buluşmasıyla taçlandırdı. Yarım asrı geride bırakan bu mekân, bir eğlence adresi olmanın yanında kentin kültürel belleğini taşıyan nadir alanlardan biri olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Yirmi Yıl Sonra Aynı Sahne
Dünya caz sahnesinin özgün gitaristlerinden Timuçin Şahin ile modern cazın efsanevi alto saksofoncularından Greg Osby, yaklaşık yirmi yıl aradan sonra yeniden aynı sahnede buluşmak üzere Muğla’ya geldi. Mabolla Center’da gerçekleşen bu özel konserde, kontrbasçı Michal Baranski ve davulcu John Hadfield dörtlüyü tamamladı.
Ortaya çıkan müzikal tablo yüksek virtüözite, derin doğaçlamalar ve kalıpları zorlayan bestelerle örülü, yoğun bir caz atmosferiydi. Bu konser, Mabolla’nın yarım asırlık kültür sanat mirasına adanmış güçlü bir selam niteliği taşıdı. “Ortaca’da Evimiz” türküsünün caz versiyonu ise izleyenlere yerel ile evrenselin aynı sahnede nasıl yan yana durabildiğini, köklerinden kopmadan dünyaya açılabilen bir müziğin mümkün olduğunu gösterdi.
Kent Hafızasında Bir Gece
Sahnedeki performans yalnızca caz tutkunlarının ötesinde Muğla’nın kültürel belleği açısından da özel bir anı olarak kayda geçti. Türk caz ve müzik yazarı, radyo yapımcısı ve müzik prodüktörü Hülya Tunçağ’ın bu konser için Muğla’ya gelerek performansı yerinde izlemesi de gecenin kültürel ağırlığını artıran önemli ayrıntılardan biriydi.
“Mabolla’da Sahne Almak Büyük Bir Gurur”
Konser sonrası konuşan Timuçin Şahin, Mabolla’nın köklü geçmişine ve bu mekânın taşıdığı kültürel değere dikkat çekti. Şahin’in sözleri, bir müzisyenin mekânla kurduğu duygusal bağın da altını çiziyordu: “Birçok yerde çaldım, birçok yerde bulundum ama benim doğduğum topraklarda böyle bir kültürün 50 yılı bulması çok önemli. O yüzden Gökhan Ağbi’ye kişisel olarak teşekkür etmek istiyorum. Kendisi gibi kabına sığmayan, asi ruhlu, radikal iki evlat yetiştirdiği için de ayrıca teşekkür ediyorum.” Şahin, Mabolla ile kurduğu ilişkinin kendisi için taşıdığı anlamı şu sözlerle sürdürdü: “Burada sahne almak bizim için büyük bir gurur, büyük bir keyif. Ben buranın varlığından bir yıl öncesine kadar haberdar değildim ama gördükten sonra ne kadar köklü ve ne kadar özenli bir anlayış olduğunu fark ettim. Özellikle burayı kuran ve yaşatan insanlarla olan ilişkim ve arkadaşlığım geliştikçe kendimi çok şanslı hissediyorum. Bugün çok kıymetli insanlarla buradayız. Son 30 senedir caz dünyasına damga vuran bir alto saksofoncuyla Muğla’ya gelmek benim için çok önemli; Mabolla’ya gelmek ise en kıymetlisi.”
Elli Yılın Ardından Aynı Tutku
Mabolla’nın 50. yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen bu caz gecesi, bir mekânın nasıl yaşayan bir kültür alanına dönüşebileceğini bir kez daha gösterdi. Kentler, böyle mekânlarla ve bu mekânlarda yaşanan anlarla hatırlanır. Mabolla da yarım asırdır bunu yapıyor; müziği, insanları ve kenti aynı sahnede buluşturuyor. Bu yüzden bu gece, yalnızca bir konser olmanın ötesinde Muğla’nın kültür ve sanat hayatında iz bırakan, hafızaya kazınan bir durak olarak yerini aldı.
Kurucusu Gökhan Çağlav’a, mekanı bugüne taşıyan Began ve Berhan Çağlav’a, 50 yıldır mekanı kendi mekanı görenlere, özellikle bu etkinlik için gelen Hülya Tunçağ’a, öncesinde ve sonrasında yayınlarıyla etkinliğe destek veren gazetecilere teşekkürler.
Mabolla, nice 50 yıllara…

Haberi Paylaş