Yapay Zekâ Çağında Yeni Tehdit: Dijital İtibar Suikastı

3

Teknoloji ilerledikçe hayatımız kolaylaşıyor. Ancak aynı teknoloji yeni sorunlar da  üretebiliyor. Son yıllarda hızla gelişen yapay zekâ teknolojileri bunun en somut örneklerinden biri. Bir yandan sağlıkta, eğitimde, bilimde büyük fırsatlar sunan yapay zekâ; diğer yandan manipülasyon, dezenformasyon ve özellikle dijital itibar suikastı için de kullanılabiliyor. Bugün artık birkaç dakikalık bir işlemle bir kişinin görüntüsü alınabiliyor, sesi taklit edilebiliyor ve hiç söylemediği sözler söylenmiş gibi gösterilebiliyor. Gerçek ile kurgu arasındaki çizgi giderek inceliyor. Bu durum yalnızca bireyleri değil; kurumları, siyaseti ve kamuoyunun sağlıklı bilgiye erişimini de doğrudan etkiliyor.
Ahmet Aras’tan Yargıya Çağrı
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın gündeme getirdiği yapay zekâ videoları tartışması, aslında dijital çağda giderek büyüyen dezenformasyon sorununun yerel ölçekteki bir yansıması olarak dikkat çekiyor. Bodrum’da yayın yapan Bodrum Sıcak Haber sitesi ve sosyal medya hesaplarında, Ahmet Aras ile danışmanı Levent Arkan hakkında yapay zekâ kullanılarak hazırlanan videoların paylaşılması tartışmayı büyüttü. Konuya ilişkin sosyal medyasından açıklama yapan Başkan Ahmet Aras, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden nemalanma hayallerine olumlu cevap vermediğimiz için; dostum, arkadaşım, danışmanım ve Muğla Büyükşehir Reklam AŞ Yönetim Kurulu Başkanımız Levent Arkan ile benim görüntülerimi kullanarak ürettiği yapay zeka videolarını, Bodrum Sıcak Haber adlı haber sitesi görünümlü itibar suikasti aracında ve bu itibar suikasti aracının sosyal medya hesaplarında yayınlayan Selim Turan adlı şahısa karşı bulunduğumuz suç duyurularına rağmen; aynı şahıs, aynı mecralarda yeni bir itibar suikasti videosu daha yayınladı bu akşam. Şimdi buradan soruyorum; Selim Turan adlı şahıs tarafından yapay zeka ile üretilerek yayınlanan bu itibar suikasti videolarının, Sakaraltı – Sakarüstü operasyonuna konu olan yayınlardan ne farkı var ? Gazetecilik faaliyeti ile hiçbir ilgisi olmayan bu aleni rezalete karşı yaptığımız suç duyurlarına rağmen, yargı neden sessiz kalıyor? Soruyorum neden?”
Sakaraltı–Sakarüstü Hatırası
Muğla kamuoyu bu tür tartışmalara aslında yabancı değil. Kent hafızasında yer eden Duško Popov örneğinin ardından, geçtiğimiz günlerde yargıya taşınan Sakaraltı‑Sakarüstü sahte sosyal medya hesabı meselesi de uzun süre kentte tartışılmıştı. Sahte hesap üzerinden yapılan paylaşımlar, kişileri ve kurumları hedef alan içerikler nedeniyle hukuki süreçlere konu olmuş, nihayetinde yargı bir karar vermişti. O süreçte tartışılan şey de yine benzerdi: ‘Gazetecilik ile itibar suikastı arasındaki sınır nerede başlıyor, nerede bitiyor?’ Ancak bu iki olay arasında kurumsal bir fark var. Sakaraltı-Sakarüstü isimsiz ve muhatabı olmayan bir hesaptı. Oysa Bodrum Sıcak Haber künyeli, muhatabı belli bir haber sitesi. Yapılan yayınlarda gerçek gibi görünen ama tamamen yapay olarak üretilmiş görüntüler var. Bir başka deyişle geçmişte tartışılan mesele “yanlış bilgi” ise, bugün karşı karşıya olduğumuz şey “üretilmiş gerçeklik”. Hatırlanacaktır, yapay zekâ ürünleriyle ilgili ilk büyük tartışma sanat alanında yapılmıştı. Yapay zekâ tarafından üretilen resimler, metinler ve müzikler üzerinden yürüyen tartışmalarda, bir eserin sanat sayılabilmesi için mutlaka insan emeği ve yaratıcılığı taşıması gerektiği görüşü ağırlık kazanmıştı. Peki aynı tartışma gazetecilik için yapıldığında karşımıza nasıl bir tablo çıkıyor? Bir haberin gazetecilik faaliyeti sayılabilmesi için yalnızca teknik olarak üretilmiş olması yeterli mi, yoksa arkasında gazetecilik etiği, meslek kuralları, doğrulama süreci ve kamusal sorumluluk da bulunmak zorunda mı?
Gazetecilik mi, Dijital Linç mi?
Basın özgürlüğü demokrasinin vazgeçilmezidir. Gazetecilik, kamu adına soru sormayı ve hesap sormayı gerektirir. Ancak gazeteciliğin temel ilkeleri de vardır: doğrulama, belge, etik ve sorumluluk. Bir görüntünün yapay zekâ ile üretilip gerçekmiş gibi sunulması, bu ilkelerin hiçbirine sığmaz. Bu tür içerikler ne eleştiri kapsamına girer ne de basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilebilir. Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Eleştiri başka bir şeydir, itibar suikastı başka bir şey…
Hukuk ve Yeni Teknoloji
Yapay zekâ ile üretilen içerikler dünya genelinde yeni hukuki tartışmaların da kapısını aralıyor. Birçok ülkede deepfake olarak bilinen sahte video ve ses üretimine karşı yeni düzenlemeler yapılmaya başlandı. Çünkü mesele kişilerin ve kurumların itibarının zedelenmesinin ötesinde, kamuoyunu yanıltmak süreçleri manipüle etmeye kadar varabilecek bir tehdit içeriyor. Gerçek gibi görünen sahte içeriklerin hızla yayılabildiği bir çağda, hukukun da bu yeni dijital manipülasyon biçimlerine karşı daha hızlı ve etkili refleks geliştirmesi kaçınılmaz hale geliyor. Bu nedenle hukuk sistemlerinin de teknolojinin hızına ayak uydurması gerekiyor. Aksi halde dijital ortamda üretilen bu tür içerikler, gerçek ile gerçek dışı arasındaki sınırı tamamen ortadan kaldırabilir.

Haberi Paylaş