Esra Işık ve Akbelen’in Kozalakları  

2

Akbelen Ormanı denildiğinde Türkiye’nin son yıllardaki en görünür çevre mücadelelerinden biri akla geliyor. Akbelen direnişi aynı zamanda hukuk, yaşam hakkı ve yurttaşlık tartışmasının da simgesine dönüşmüş durumda.
Bu hikâyenin son halkasında ise 42 gün boyunca cezaevinde tutulan Esra Işık var.
Bilindiği gibi acele kamulaştırma kararına karşı açılan davada Danıştay yürütmeyi durdurdu. Danıştay 6. Dairesi, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallarına kömür sağlanması amacıyla alınan kararın, “olağanüstü aciliyet” şartını taşımadığına hükmetti. Mahkeme, enerji üretimi ve ekonomik gerekçelerin tek başına acele kamulaştırma için yeterli olmadığını belirtti. Davada, Çamköy Mahallesi’ndeki zeytinliklerin ve tarım alanlarının zarar göreceği, bölge halkının geçim kaynaklarının tehdit altında olduğu ifade edildi. Kararda, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceği vurgulandı. Kararın ardından Akbelen’de nöbet tutan köylüler kutlama yaptı. Bölge avukatları ise süreç kapsamında tutuklu bulunan Esra Işık’ın serbest bırakılmasını talep etti.
Bu gelişmenin ardından dün Milas 3. Asli Ceza Mahkemesi Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına karşı çıktığı gerekçesiyle tutuklanan Esra Işık hakkında tahliye kararı verdi. Esra Işık’ın tahliye edilmesi, yalnızca bir mahkeme kararından ibaret değil. Çünkü bu süreç boyunca kamuoyunda en çok tartışılan ve yanıtı aranan “Bir köylü, yaşam alanını savunduğu için neden tutuklu yargılanır?” sorusuydu.
31 Mart’ta “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla tutuklanan Işık, önce Muğla Cezaevi’ne, ardından İzmir Şakran Cezaevi’ne gönderildi. Aradan geçen 42 gün boyunca Akbelen’de nöbet tutan köylüler, çevre örgütleri, hukukçular ve çok sayıda yurttaş aynı soruyu sordu: “Bir çevre mücadelesi neden cezaevi kapısına kadar taşınır?”
Aslında Akbelen’de yaşananlar uzun süredir Türkiye’deki çevre mücadelelerinin ortak fotoğrafını ortaya koyar nitelikteydi. Bir tarafta zeytinliklerini, tarım alanlarını, suyunu ve ormanını korumaya çalışan köylüler, diğer tarafta “kamu yararı” gerekçesiyle ilerleyen enerji ve madencilik politikaları…
Akbelen direnişinde mesele yalnızca doğa değildi. Zira doğa savunusunun kriminalize edilmesi, toplumun geniş kesimlerinde farklı bir kırılma yarattı. Esra Işık’ın tutuklanması kamuoyunda bu nedenle büyük tepki çekmişti. Çünkü kamuoyunun önemli bir bölümü, yaşananları yaşam alanını koruma refleksi olarak gördü ve kabul etti. Tahliye kararı sonrası Akbelen’de İkizköy’de ötesinde memleketin her yerinde yaşanan sevinç de aslında bunun göstergesiydi. İnsanlar yalnızca bir kişinin özgürlüğüne kavuşmasının ötesinde verdikleri mücadelenin görünür olmasını kutladı. Esra Işık’ın ailesine ve dostlarına kavuştuğu görüntüler izleyenlere duygusal anlar yaşıttı.
Esra Işık’ın tahliye edilmesi elbette önemli. Ancak tahliye kararının ardından ortaya çıkan tabloyu “her şey çözüldü” diye okumak mümkün değil. Akbelen’de hukuki süreç sürüyor. Kamulaştırma tartışmaları, enerji politikaları, köylülerin açtığı davalar ve çevre örgütlerinin itirazları devam ediyor. Bu nedenle Esra Işık’ın tahliyesi bir son olmanın ötesinde Akbelen mücadelesinin hafızasında önemli bir dönüm noktası olarak yerini alıyor.
Toparlayalım. Esra özgürlüğüne kavuştuğu anlarda dostlarının onu Akbelen kozalaklarıyla karşılaması, kavuşmanın ötesinde toplumsal bir direnişin kendi simgesini yaratma anıydı. Tarih boyunca birçok toplumsal hareket, hafızasını bazen bir çiçekte, bazen bir renk ya da bir nesnede büyüttü. Kozalak, doğayı ve yaşamı savunanların ortak sembollerinden birisi olabilir mi? Doğa için Sanat (Eco Art)  yaklaşımıyla edebiyatını, şiirini, resmini ve müziğini yaratabilir mi?…
Bir hatırlatma ile bitirelim. Sanıyoruz 10 yıl önceydi. Köyceğiz’in endemik Anadolu sığla ormanlarını (Liquidambar orientalis) korumak amacıyla 30 sanatçı bir araya gelmiş ve bir hafta içinde 400’den fazla eser üreterek sığla ormanlarının korunmasına sanatsal bir destek sağlamıştı.
***
Yazar Notu: Menteşe Belediyesi Konakaltı Kültür Merkezi iç avlusunu çevreleyen konutlardan birisinin duvarına Muğlalı Grafiti Sanatçısı Erdem Aylı tarafından “Muğla’nın Milli Mücadele Yılları” adlı mural resim çalışması çam kozalağı deseninden esinlenerek yapılmıştı. Merak edenler gidip yerinde görebilir.

Haberi Paylaş