Muğla’nın Geleceği: Turizm mi, Şantiye mi?

4

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi işbirliği ile yürütülen ‘Muğla Turizm Potansiyeli Analizi’ toplantısı haftanın son günü gerçekleştirildi. Analiz toplantızında Ortak Akıl Paneli başlığında konaklama sektörü, tanıtım, seyahat ve ulaşım sektörü ve yol haritasına yönelik çalışmalar ele alındı.
Bir turizm kenti olan Muğla’nın geleceğine yönelik çalışmanın açılış konuşmasını Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı ve Kıyı Ege Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Aras yaptı. Turizmin karşı karşıya olduğu sorunlara değinen Başkan Aras, Muğla’nın sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerin korunarak geleceğe taşınması gerektiğini vurguladı. Konuşmasının bir bölümünde turizmin Muğla’nın geleceği için çok büyük önemi olduğunu vurgulan Başkan Aras şu ifadeleri kullandı: “Muğla bir sanayi kenti değildir. Muğla bir maden kenti değildir. Muğla bir termik santral kenti hiç değildir. Muğla çimento fabrikası kenti değildir arkadaşlar. O yüzden bizim Muğla’ya gözümüz gibi bakmamız, korumamız gerekir. Ayrıca işin o tarafı o boyutu da var. Her şey her yerde olmuyor. Muğla gibi dünyada bir kıymet bir ülkenin elinde olsa burayı pamuklara sarar korurdu.  Ama biz getiriyoruz Gökova’nın göbeğine termik santral çakıyoruz gerektiğinde.  Hiç, gözümüz bir şey görmüyor arkadaşlar. Bu potansiyeli korumak zorundayız” dedi.
Konuşmasına Bodrum örneği ile devam eden Başkan Aras açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bugün Bodrum’a girerken turizm destinasyonuna mı, şantiyeye mi giriyorsun belli değil. Kamyonlar, beton kamyonları,  iş makinaları, tak tak her tarafta çalışan kırıcılar, hafriyatlar. Arkadaş yani biz bir yerde yanlış yapıyoruz, bunları beceremiyoruz”
Bu açıklama ‘diğer ilçelerde durum farklı mı?’ dedirtti. Bilindiği gibi Muğla il genelinde uzun süredir enerji, maden ve imar baskısı altında.
Doğasını kaybeden bir Muğla, turizmde neyi koruyabilir?
Turizm sadece otel sayısını artırmak, daha fazla turist çekmek ya da reklam yapmak değildir. Turizmin asıl gücü; doğanın korunmasında, denizlerin temiz kalmasında, ormanların yaşamasında ve şehirlerin kimliğini kaybetmemesinde yatar. Kısacası turizm betonla değil, dengeyle büyür. Muğla’nın en büyük zenginliği de işte bu dengedir. Gökova’dan Fethiye koylarına, Datça’dan Dalyan’a kadar uzanan bu coğrafya sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en özel yerlerinden biridir. Ancak son yıllarda bu değer ciddi bir baskı altında.  Termik santraller, madencilik faaliyetleri, hızla artan inşaatlar ve ikinci konut projeleri… Tüm bunlar Muğla’nın doğasını ve turizm kimliğini tehdit ediyor. Artık sormamız gereken soru “Daha fazla turist nasıl gelir?” sorusunun ötesinde asıl soru şu: “Turist neden Muğla’yı tercih eder ve bu tercih ne kadar sürdürülebilir?” Eldeki verilere göre; insanlar doğası bozulmuş, kıyıları kapatılmış, betonlaşmış yerlere gitmek istemiyor. Daha çok, doğası korunmuş, nefes alınabilen ve kendine özgü yapısını kaybetmemiş yerleri tercih ediyor. Bu yüzden turizmle ilgili alınacak kararlar, diğer sektörlerden ayrı düşünülemez. Enerji, maden ve inşaat alanında yapılan her planlama doğayı ve turizmi doğrudan etkiler. Kısa vadeli kazançlar uğruna doğaya zarar vermek, aslında uzun vadede turizme zarar vermek demektir.  Muğla için artık yeni bir yol gerekiyor. Bu yol; turizmi merkeze alan, doğayı koruyan ve diğer tüm yatırımları buna göre şekillendiren bir anlayış olmalıdır. Aksi halde bugün Bodrum için sorulan “turizm mi, şantiye mi?” sorusu, yarın Muğla’nın tüm ilçeleri için geçerli hale gelecektir. Muğla Büyükşehir Belediyesi çalışmanın sonunda örnek bir master planına yönelik raporlar hazırlanacağını, kapsamlı dijital veri ve analiz arşivi ile Belediye Meclisi ve ilgili komisyonlara sunulacak bilgilendirme sunumları hazırlanacağını açıkladı. Umarız bu çalışmada alınan kararlar ve belirlenecek yol haritası basınla da paylaşılır…
***
Bu köşe yazısında yer alan içeriklerin sosyal medya üzerindeki paylaşımlarına yapılan yorumlarla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluk, yorum yapan kişilere aittir.

Haberi Paylaş