Bizim gibi hayata ve olaylara sol’dan bakanlar Sosyalist Enternasyonel tarafından düzenlenen ya da onun içinde yer aldığı tüm etkinlik ve toplantıları önemli bulur, mümkün olduğunca da takip ederiz. Geçtiğimiz günlerde Barcelona’da gerçekleştirilen Küresel İlerici Seferberlik toplantısı bunlardan birisi, belki de en önemlisi. Bu toplantıyı katılımcıların ve sekreteryanın paylaşımlarından takip ettik. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in ev sahipliğinde; Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve birçok yerel liderin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda demokrasinin yerelden yükseleceği vurgulandı. Otoriterliğe karşı demokrasi, eşitlik ve özgürlük değerlerinin küresel çapta savunulduğu bu toplantıda tartışmaların merkezine iddialı bir önerme yerleşti: “Demokrasi mahallede başlar”…
Bu önerme ilk bakışta romantik bir slogan gibi görünebilir. Oysa tam tersine, çağımızın en gerçekçi siyasal tespitlerinden biridir. Zira bugün demokrasinin sınavı, parlamento kürsülerinden çok, sokakların gündelik yaşamında veriliyor. Demokrasinin niteliği; bir çocuğun güvenle oynayıp oynayamadığı parkta, öğretim gördüğü okulda, adaletin uygulanmasında, cinsiyet eşitliğinde, bir gencin geleceğe dair umut kurup kuramadığı mahallede belirleniyor.
Özgür Özel ve Ahmet Aras’ın da katıldığı bu zirvede öne çıkan bu yaklaşım, aslında uzun süredir sahada kendini kanıtlayan bir gerçeğe işaret ediyor. Merkezi iktidarların soyut politikaları, yerelde somut karşılık bulmadıkça anlamını yitiriyor. Demokrasi, hissedilmediği yerde zayıflıyor, dokunmadığı hayatlarda karşılık bulamıyor. Belki de bu nedenle Küresel İlerici Seferberlik toplantısında yükselen otoriterliğe karşı en güçlü panzehirin yerel katılım olduğu vurgulanıyor. Bilindiği gibi otoriterlik yukarıdan aşağıya inşa edilirken demokrasi tam tersi aşağıdan yukarıya inşa ediliyor, yani en küçük birimden mahalleden yükseliyor.
Bugün kentler, yalnızca altyapı hizmetlerinin yürütüldüğü alanların yanında demokratik yaşamın üretildiği dinamik alanlardır. Yerel yönetimlerin şeffaflığı, mahalle meclislerinin katılımcı yapısı ve yerel politikaların kapsayıcılığı, demokrasinin sahadaki en somut ve etkili uygulamalarını oluşturuyor. Bu nedenle “kentler demokrasinin ilk hattıdır” ifadesi, retorik bir söylem olmanın ötesinde, günümüz yönetim anlayışının somut bir gerçeğini ifade ediyor. Başkan Ahmet Aras’ın toplantıda yaptığı konuşmada “Demokrasi artık sokakta ve şehirlerde savunuluyor” sözü de tam olarak bu dönüşümü anlatıyor. Çünkü insanlar artık büyük ideolojik tartışmalardan çok, kendi yaşam alanlarına dokunan çözümleri önemsiyor. Ve bu çözümler en hızlı, en doğrudan, en görünür biçimde yerel yönetimler aracılığıyla hayata geçiriliyor. “Demokrasinin yeniden tariflenmesi gerekiyor” tespitiyle toparlayalım. Barselona’da ortaya konan bu yaklaşım, aslında tüm dünya için güçlü bir çağrı niteliği taşıyor. Mahalle dayanışmaları, yerel inisiyatifler ve belediyecilik pratikleri, merkezi siyasetin tıkandığı anlarda toplumsal nefes alanları yaratabiliyor.
“Demokrasi mahallede başlar” sözü artık bir temenni değil, bir zorunluluk. Eğer demokrasiyi güçlendirmek istiyorsak, onu en küçük birimden, yani mahalleden kurmak zorundayız. Çünkü güçlü mahalleler olmadan güçlü şehirler, güçlü şehirler olmadan da güçlü bir demokrasi mümkün görünmüyor.
Bu arada önemli bir konu daha gündemimize girdi. Muğla Büyükşehir Belediyesi, Muğla’nın Avrupa Komisyonu’nun sürdürülebilir ulaşım alanındaki önemli ağlarından CIVITAS’a üye olduğunu açıkladı. CIVITAS ağı, Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleri doğrultusunda şehirlerin ulaşım politikаlarının daha sürdürülebilir ve düşük karbonlu hale getirmeyi amaçlıyor.
Muğla, bu üyelikle fark yaratır mı? Bilmiyoruz. Bildiğimiz, CIVITAS bir “altyapı projesi” olmamasına karşın politika ve uygulama rehberi olarak şehirlerin yol düzenlemelerini doğrudan etkilediği. Trafik önceliğini değiştiriyor. Bu uygulama ile kent; araç odaklı sistemden insan odaklı sisteme geçiriyor. Bu konuyu yarına bırakalım, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutlayarak bitirelim.




