“Çocuklarınıza Merhamet Duygusunu Aşılayın”…

4

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda meydana gelen menfur saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Bu tür olayların toplumda açtığı derin yarayı tarif etmek zor. Eğitim gibi güvenli olması gereken alanlarda yaşanan her şiddet vakası, sadece o anın değil, geleceğin de kaygısını büyütüyor.
Güvenlik Nerede Başlıyor?
Yazının başlığı bana ait değil. Başlık, MSKÜ Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan’a ait. Ali Osman Hoca, bu önerisiyle ailelere sesleniyor. Zira eğitim önce ailede başlıyor…Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırıları bir kez daha gösterdi ki, önleyici güvenlik anlayışı kağıt üzerinde kalmaya devam ediyor.Oysa her kurumu ayakta tutan şey, görev tanımının netliğidir. Okulların güvenliği Milli Eğitim’in sorumluluğundadır. Emniyet güçleri çoğunlukla suç sonrası devreye girerken, biz hâlâ suç olduktan sonrasını tartışıyor, öncesini ihmal ediyoruz. Emekli Emniyet Görevlisi Feridun Erarslan’ın da sosyal medya paylaşımında dikkat çektiği gibi, üniversitelerde yıllardır uygulanan kampüs ve özel güvenlik modeli artık ilkokuldan liseye kadar tüm eğitim alanları için düşünülmelidir. Eğitim alanlarının savunmasız bırakılması kabul edilebilir değildir.
Kampüs Modeli Artık Zorunluluk
Deneyimli uzman eğitimcilere ve emniyetçilere göre çözüm net: Okullar kampüs mantığıyla yeniden yapılandırılmalı, giriş-çıkışlar kontrol altına alınmalı ve profesyonel özel güvenlik sistemi kurulmalıdır. Bu bir tercih değil, artık zorunluluktur. Şiddetin giderek artması ve özellikle çocuklar ile ergenler düzeyinde  yaygınlaşması, bu konunun ertelenemez olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Akran Zorbalığından Toplumsal Şiddete
Akran zorbalığı artık istisna değil, gündelik bir gerçekliğe dönüşmüş durumda. “Zorbalık hep vardı” diyerek geçiştirmek mümkün değil. Bilindiği kadarıyla bugün ilgili bakanlıkların, valilerin ve milli eğitim müdürlerinin katılımıyla yapılacak okul güvenliği toplantısından hangi kararların çıkacağını henüz bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz bir şey var: Eğitim kurumlarında güvenliği sağlamak artık bir destek meselesinin ötesinde asli bir görevdir.
Şiddetin Yeni Üretim Alanı: Ekranlar
Mesele yalnızca fiziki güvenlik değil. Şiddet artık ekranlarda da üretiliyor. Televizyon dizilerinde mafya liderlerinin “karizmatik”, silahın “güç”, kabadayılığın ise “itibar” olarak sunulması; gençlerin zihin dünyasında tehlikeli bir normalleşme yaratıyor. Gençlerin eğitimi  artık okulların yanında ekran ve sosyal medya aracılığıyla da şekilleniyor. Tekrar eden, şiddet içeren sahneler bilinçaltında yer ediyor, şiddet bir çözüm yöntemi gibi sunuluyor. Ve bir noktada, kurgu gerçeğe dönüşüyor.
Medyanın Sorumluluğu
Medya kuruluşlarının burada büyük bir sorumluluğu var. Reyting uğruna toplumsal değerleri aşındırmak, kısa vadeli kazançlar uğruna uzun vadeli bir yıkımı beraberinde getirir. Senaristler, yapımcılar ve yayıncılar; ürettikleri içeriğin yalnızca bir dizi değil, toplumsal bir etki olduğunu görmek zorundadır.
Nereden Başlamalı?
Bu toplum bir günde bu hale gelmedi, bir günde de düzelmeyecek. Ama doğru yerden başlamak mümkün; Okullarda güvenliği sağlamak. Gençlerin zihinsel dünyasını korumak, şiddeti normalleştiren içeriklere karşı durmak. Çünkü mesele yalnızca bugün değil, yarındır. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan’ın tavsiyesini bir kez daha paylaşarak bitirelim.  “Çocuklarınıza merhamet duygusu aşılayın”

Haberi Paylaş