Bu yazıyı birkaç gün önce kaleme almıştık. Ancak siyasette bazen birkaç gün beklemek, birkaç ay konuşmaktan daha öğretici olabiliyor. Çünkü CHP’de yaşanan kurultay tartışmaları, her gün yeni bir gelişmeyle farklı bir boyut kazanıyor. Ankara’da gözler büyük ölçüde kurultay davasına çevrilmiş olsa da, parti yönetiminin dikkatle izlediği illerin başında Muğla geliyor. Uzun süredir Muğla kamuoyunda il örgütünün görevden alınacağı yönünde beklentiler dile getiriliyordu. Oysa Ankara kulislerinde konuşulan tablo bambaşkaydı. Muğla’ya bugüne kadar herhangi bir idari ya da disiplin müdahalesi yapılmamasının nedeni “uygun isim bulunamaması” değildi. Tam tersine, genel merkezin uzun süredir benimsediği bilinçli bir tercih söz konusuydu.
Çünkü Muğla, CHP açısından yalnızca seçimlerde yüksek oy alınan bir il olmanın ötesinde parti içi dengelerin de önemli merkezlerinden biri olarak görülüyordu. Bu nedenle il örgütüne doğrudan müdahale edilmesi, siyasi sonuçları dikkatle hesaplanan bir meseleydi.
Ancak CHP Muğla İl Başkanlığı binasına asılan afiş bu dengeyi bozdu. Bir tarafta Genel Başkan Özgür Özel’in sıkılı sol yumruklu afişi, diğer tarafta ise üzeri çizilmiş Kemal Kılıçdaroğlu posteri…
Poster kısa süre sonra kaldırıldı. Fakat siyaset afişin kaldırılmasından çok, o afişin ilk vermek istediği mesaja odaklandı. Muğla’da başlayan tartışma kısa sürede ülke gündemine taşındı. Sosyal medyada yayıldı, televizyon ekranlarına çıktı ve sonunda CHP Genel Merkezi’nin de gündemine girdi.
Aslında Muğla örgütü, mutlak butlan tartışmalarının başladığı günden bu yana siyasi tercihini açık biçimde ortaya koyuyordu. İl örgütü, Özgür Özel’in yanında durduğunu çeşitli açıklamalar ve siyasi tutumlarla zaten göstermişti. Ancak üzeri çizili Kemal Kılıçdaroğlu posteri, bu desteğin en sert ve en görünür ifadesi oldu.
Soru şu: Bu olay, CHP Genel Merkezi’nin bugüne kadar Muğla konusunda sürdürdüğü “bekle-gör” politikasını değiştirir mi? Elbette değiştirebilir. İl Başkanı Nail Kızıl hakkında disiplin süreci işletilmesi ya da görevden alma seçeneği ihtimaller arasında yer alabilir.
Ancak burada ilginç bir siyasi paradoks ortaya çıkıyor. Böyle bir yaptırım, Nail Kızıl açısından bir cezadan çok bir ödüle dönüşebilir. Şu ortamda CHP genel merkezinin vereceği disiplin cezalarının pek bir önemi yok. Süreçte yaşananların gösterdiği gibi Nail Kızıl’ın Kılıçdaroğlu’nun il başkanı kalmak gibi bir derdi yok. Görevden alınmasa da Kızıl, mutlak butlancılarla yola devam etmez, gerekirse istifa eder, partiden ayrılır ve Özgür Özel ile yoluna devam eder. Kızıl’ın bugüne kadar ortaya koyduğu tutum, (okumasını bilene) yalnızca genel başkan tercihi değil partinin geleceğine ilişkin siyasi pozisyonunu da ifade ediyor. Muğla’da yaşanan poster krizi bu büyük tartışmanın yerel ölçekteki en görünür yansımalarından birine dönüşse de meseleyi sadece poster krizinin ötesinde değerlendirmek gerekiyor.
Toparlayalım. Özgür Özel, kendisine destek veren il başkanlarıyla yoluna devam edecek. Beklentilere göre; önümüzdeki süreçte Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, yeni kurulacak partide Özgür Özel’in dengelerden birisi olacak.
Bir soruyla bitirelim. Eski Muğla Milletvekili Mürsel Alban, Ege Bölgesi parti yapılanması ve örgütlenmesi çalışmalarını yürütmek için Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal’ın yardımcılığı görevine getirildi. Alban, kısa süre asılı kalan ve ardından kaldırılan ancak niyeti ortaya koyan Kılıçdaroğlu posterini gerekçe gösterip “suç ve ceza yan yanadır” diyerek Nail Kızıl hakkında işlem başlatılmasının yolunu açar mı?…




