Bir Şişe EGET Zeytinyağı, Bir Öğrencinin Geleceği

5

Türkiye’de tarım ile eğitim çoğu zaman birbirinden bağımsız iki alan gibi görülüyor. Oysa kalkınmanın en sağlam modeli, toprağın bereketini insanın geleceğine dönüştürebilen modeldir. Muğla’da bunun sessiz ama güçlü bir örneği yıllardır hayata geçiriliyor.
Eğitim Geriatri Ekolojik Tarım Turizm Vakfı (EGET), alışılmış bir vakıf anlayışının ötesine geçen bir sosyal girişim modeli oluşturdu. Ekolojik yöntemlerle zeytinyağı, sarımsak, bal ve çeşitli doğal ürünler üretiyor; elde ettiği gelirin tamamını ise eğitimini sürdürmekte güçlük çeken gençlerin burslarına aktarıyor. Aslında satılan yalnızca bir litre zeytinyağı değil. Satın alınan her ürün, bir öğrencinin okuldan kopmamasına, eğitimine devam edebilmesine katkı sunuyor. İşte bu nedenle EGET’in aldığı her ödül, yalnızca bir kalite belgesi olarak görülmemeli.
Japonya’dan, Londra’dan gelen ödül, İtalya’nın en prestijli zeytinyağı yarışmalarından kazanılan madalya, Muğla’da alınan “Premium” ödülü… Bunların her biri elbette önemli zira bu ödüller Muğla zeytininin ve ekolojik üretimin uluslararası düzeyde kabul gördüğünü gösteriyor. Memecik zeytininden üretilen yağların dünyanın en seçkin yarışmalarında dereceye girmesi, bölgenin tarımsal potansiyelinin de tescili anlamına geliyor.
Ancak madalyaların asıl değeri başka yerde yatıyor. Çünkü bu ödüller, daha fazla ürünün satılmasına, daha fazla gelirin oluşmasına ve sonuçta daha fazla öğrencinin burs almasına kapı aralıyor. Bir başka ifadeyle, EGET’in kazandığı her madalya, eğitim yolunda atılmış yeni bir adım demek.
Bugün Türkiye’de sosyal sorumluluk projelerinin önemli bir bölümü bağış kampanyalarına dayanıyor. Bağış elbette değerlidir; ancak sürdürülebilir değildir. Üreten, katma değer oluşturan ve bunu yeniden topluma aktaran modeller ise çok daha kalıcı sonuçlar doğurur. EGET’in ortaya koyduğu model tam da budur. Topraktan gelen değeri topluma döndürüyor. Üretim eğitimi besliyor, eğitim ise geleceği.
Muğla’nın Yaraş Mahallesi’nde yetişen zeytinler yalnızca kaliteli zeytinyağına dönüşmüyor; bir üniversite öğrencisinin kira parasına, kitap giderine, yol ücretine, kimi zaman da okulunu bırakmamasını sağlayan desteğe dönüşüyor. Ula Armutçuk’ta yetiştirilen coğrafi işaretli Ula sarımsağının aldığı ödül de aynı zincirin bir halkası.
Burada ödül kazanan yalnızca bir ürün değil; ekolojik üretim anlayışı, yerel tarım ve dayanışma kültürü. Bugün sıkça “katma değerli üretim”den söz ediyoruz. Oysa katma değerin en yüksek olduğu alanlardan biri eğitimdir. Eğitime yapılan yatırım, yalnızca bireyin değil, toplumun geleceğine yapılan yatırımdır. Bu nedenle EGET’in hikâyesi, aslında zeytinyağının ya da sarımsağın hikâyesi değildir. Bu, toprağın bilgeliğini eğitimin umuduyla buluşturan bir modelin hikâyesidir.
Toparlayalım. EGET’e destek vermek, yalnızca kaliteli ve doğal bir zeytinyağı ya da yöresel bir ürün satın almak değildir. Aynı zamanda bir gencin eğitim yolculuğuna omuz vermektir. Alınan her EGET ürünü, bir öğrencinin geleceğine uzanan görünmez bir köprü kuruyor. Bir şişe zeytinyağı, bir baş sarımsak ya da vakfın ekolojik üretimle ortaya çıkardığı her ürün; doğaya saygılı üretimin, yerel emeğin ve eğitimde fırsat eşitliğinin ortak simgesine dönüşüyor. Bugün tüketici olarak yapacağımız her bilinçli tercih, yalnızca sağlıklı ve güvenilir ürünleri desteklemek anlamına gelmiyor; aynı zamanda gençlerin eğitim hakkına katkı sunan örnek bir dayanışma modelini de büyütüyor. Bu nedenle gelin, EGET ürünlerine daha fazla yer açalım. Çünkü bu ürünler yalnızca damakta iz bırakmıyor; bir gencin yaşamında, geleceğinde ve ülkenin yarınlarında da kalıcı bir iz bırakıyor.

Haberi Paylaş