Yazdık, yazmaya da devam edeceğiz. Hatta bir önceki yazıyı şu ifadelerle bitirmiştik: “Parti kulislerinde dile getirilen iddialara göre; ön seçim adaylık sürecinde örgüt dışında kariyer planları yapan bazı aktörlerin ilçe başkanı belirleme ve örgüt iradesini yönlendirme yönündeki girişimleri genel merkeze, hatta Genel Başkan katına kadar taşındı. Bu iddiaların ardından genel merkezde, ilçe kongreleri sürecinde benzer girişimlere karşı daha erken ve daha net bir tutum alınması gerektiği değerlendirmesinin yapıldığı konuşuluyor”… Bu konuda kulağı çekilmesi gerekenlerin (!) kulağı çekildi mi? Bilmiyoruz. Partinin yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı ya da Parti Meclisi üyelerinden konuya ilişkin bir uyarı geldiyse ön seçimle sandıktan çıkan ilçe başkanları yönetim kurulu listelerini müdahalesiz oluşturabilecek. Yok değilse? Değilse işler değişecek, sorun daha da büyüyecek. Dolayısıyla bugün ilçe yönetimlerinin oluşturulması sırasında yaşanacak her gelişme, birkaç hafta sonra yapılacak il başkanlığı seçiminin örgütsel zeminini de etkileyecek.
Sandık konuştu, şimdi sıra örgütte
Şimdi dönüp bugüne bakalım. Ön seçimler yapıldı. Sandık konuştu. Muğla’nın 13 ilçesinde üyeler ilçe başkanlarını belirlemek üzere oy kullandı. Üyeler tercihlerini yaptı. Artık ön seçim sonuçları üzerinden yeni bir tartışma yapmanın anlamı yok. Üye iradesi ortaya çıktı. Şimdi asıl mesele şu: Sandıktan çıkan irade, ilçe yönetimlerinin oluşumunda ne ölçüde korunacak? Elbette ön seçimle ilçe başkanlarının belirlenmesi önemliydi. Ama tek başına yeterli değil. Zira siyasi partiler yalnızca başkanlardan oluşmuyor. İlçe yönetimleri, delegeler, il yönetimi ve nihayetinde il kongresi bir bütün.
Kongrelerin en önemli sorusu
3–6 Ekim tarihleri arasında yapılması planlanan ilçe kongrelerinde, ön seçimde üyelerin desteğini alan isimlerin yönetim listeleri delegelerin karşısına çıkacak. Ardından gözler il kongresine çevrilecek. Parti takviminde il başkanlığı ön seçimi için 18 Ekim, il kongreleri için ise 24–27 Ekim tarihleri öngörülüyor. Dolayısıyla birkaç gün sonra başlayacak ilçe kongreleri, “Kim ilçe başkanı oldu?” sorusunun ötesinde başka bir soruyu da gündeme getirecek: “Başkan kendi yönetimini, kendi ekibini oluşturabilecek mi?” İşte düğüm tam da burada.
“Söz de karar da üyenin” denildiyse…
Kongreler sürecinde bizim altını çizdiğimiz, tartışmaya açtığımız konu belli: Örgüt dışından yapılan müdahale iddiaları… Bazı isimlerin kendi siyasi gelecekleri için örgüt üzerinde alan açma çabaları… Ve şimdi de dikkat çekmeye çalıştığımız konu: Örgüt dışı çabalar, il başkanlığı hesabıyla birleşecek mi? Eğer genel merkez bu konuda düğmeye bastıysa sorun yok. “Söz de karar da üyenin” denildiyse, şimdi de aynı sözün arkasında durulmalı. Üye ilçe başkanını belirleyecek, ilçe başkanı örgütünü kuracak, delegeler kongrede iradesini ortaya koyacak. Sonra da il başkanlığı için yarış başlayacak. Sistemin doğal akışı bu. Bunun dışında başka bir siyasi mühendislik yapılmaya çalışılırsa, parti içi huzursuzluk ve tartışma yeniden başlayacaktır. Bu tartışmalar da örgütte kırılmalara neden olacaktır.
Bir parantez de Nail Kızıl’a
Burada bir parantez açalım. İlçe kongrelerinde örgüt dışı müdahalelerin önlenmesi halinde ortaya çıkacak tablo, mevcut il başkanı Nail Kızıl açısından da önem taşıyacaktır. Evet. Kızıl bugün ülke genelinde örgütlenmesini ilk tamamlayan Yeni Parti Muğla kurucu il başkanı olarak il yönetimini oluşturdu, ilçe teşkilatlarının yapılanma sürecini yönetti. Üstelik parti, Muğla’da örgütlenme sürecini sürdürürken belediye başkanları ve meclis üyelerinin katılımlarıyla da büyüdü. Bütün bunlar Kızıl’ı il kongresinin doğal aktörü haline getiriyor.
Siyaset kendi zeminine dönerse…
Toparlayalım. İlçelerde aday arayışına giren örgüt dışı aktörlerin, il kongresine yönelik olası girişimlerinin genel merkez tarafından engellenmesi ve örgüt iradesinin korunması halinde, siyaset yeniden kendi zeminine dönecektir. Kendi zemini ve şartlarında siyaset, kimsenin gölgesine, hesabına ya da müdahalesine ihtiyaç duymaz. Her siyasetçi kendi siyasi karşılığıyla ortaya çıkar. Üyeler kendi iradeleriyle karar verir. Delegeler kendi iradeleriyle oy kullanır. Ve herkes hak ettiği siyasi karşılığı sandıkta görür. Çünkü siyaset kuliste değil, örgütte yapılır ve örgüt iradesi pazarlık konusu değildir. Sonrası? Sonrası sandığın işidir…




