TMMOB Muğla İl Koordinasyon Kurulu, Muğla Tabip Odası ve Menteşe Kent Konseyi, 1.350 yataklı şehir hastanesi projesine ilişkin çekincelerini ortak açıklamayla kamuoyuna duyurdu. Üç kurumun çağrısı net: Şehir hastanesinden önce Menteşe Devlet Hastanesi güçlendirilerek yeniden hizmete alınmalı. Muğla’da planlanan şehir hastanesi projesi, bu kez üç önemli kurumun ortak açıklamasıyla yeniden gündemde. TMMOB Muğla İl Koordinasyon Kurulu, Muğla Tabip Odası ve Menteşe Kent Konseyi, 5 Kasım’da Menteşe Kent Konseyi binasında düzenledikleri basın açıklamasıyla kentin sağlık yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerini ve itirazlarını kamuoyuyla paylaştı. Grup adına açıklamayı Muğla Tabip Odası Başkanı Çetin Erdolu yaptı. Açıklamanın başlığı bile kurumların yaklaşımını ortaya koyuyordu: “Muğla’ya Şehir Hastanesi: Önce Menteşe Devlet Hastanesi, Sonra Planlı Bir Şehir Hastanesi.” Üç kurumun ortaklaştığı temel görüş, Muğla’nın yeni sağlık yatırımlarına ihtiyacı olduğu ancak bu yatırımların bilimsel, katılımcı ve kentin gerçek ihtiyaçlarını gözeten bir planlamayla gerçekleştirilmesi gerektiği.
Muğla’nın yatak kapasitesi komşu illerin gerisinde
Ortak açıklamada öncelikle Muğla’nın sağlık hizmetlerindeki yatak kapasitesi değerlendirildi. 2025 yılı verilerine göre Aydın’da 10 bin kişiye 29,7, Denizli’de 22,9 yatak düşerken Muğla’da bu sayı 17,2 olarak açıklandı. Buna göre Muğla’nın yatak kapasitesi Aydın’ın yaklaşık yüzde 58’i, Denizli’nin ise yüzde 75’i düzeyinde. Üstelik Muğla, yaz aylarında turizm hareketliliği nedeniyle nüfusu önemli ölçüde artan bir kent. Üç kurum, bu tablonun yatarak tedavi hizmetlerine erişimi zorlaştırdığına, özellikle yoğun bakım yatağı yetersizliğinin acil durumlarda bile hizmetin aksamasına neden olabildiğine dikkat çekiyor. Dolayısıyla yeni hastane yatırımı ihtiyacı reddedilmiyor. Ancak asıl tartışma, bu ihtiyacın hangi modelle ve nerede karşılanacağı üzerinde yoğunlaşıyor.
1.350 yataklı tek merkez tartışması
Açıklamada, planlanan 1.350 yataklı şehir hastanesinin kapasite artışına sağlayacağı katkı kabul edilmekle birlikte, bu büyüklükte tek merkezli bir hastane modelinin yeniden değerlendirilmesi isteniyor. Kurumlara göre hastane ölçeği ile hizmet verimliliği arasındaki ilişki ayrıntılı biçimde incelenmeli. Büyük hastane komplekslerinde yönetim ve koordinasyon süreçlerinin zorlaşabileceği, hastaların birimler arasında uzun mesafeler katetmek zorunda kalabileceği, yoğun insan sirkülasyonunun enfeksiyon kontrolünü güçleştirebileceği belirtiliyor. Özellikle yaşlı, engelli ve hareket kısıtlılığı bulunan hastalar açısından hastane içindeki mesafelerin ciddi bir sorun oluşturabileceğine dikkat çekiliyor. Sağlık çalışanlarının iş yükü, fiziksel ve zihinsel yorgunluğu ile birimler arasındaki iletişim sorunları da açıklamada sıralanan çekinceler arasında. Üç kurumun burada ortaya koyduğu yaklaşım, hastanenin büyüklüğünden çok sağlık hizmetinin niteliğine odaklanılması gerektiği yönünde.
Afet riski açısından da değerlendirme istiyorlar
Ortak açıklamanın önemli başlıklarından biri de afet güvenliği. Deprem, orman yangını ve sel riski bulunan Muğla’da, ilin yatarak tedavi kapasitesinin büyük bölümünün tek bir yapıda ve tek bir ulaşım aksında toplanmasının yaratabileceği risklere dikkat çekiliyor. Kurumlar, bir hastanenin yalnızca depremde ayakta kalmasının yeterli olmadığını, afet sonrasında da acil servis, ameliyathane, yoğun bakım ve altyapı sistemleriyle hizmet verebilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu nedenle şehir hastanesinin yer seçiminin; Jeolojik ve geoteknik koşullar, deprem tehlikesi, ulaşım sürekliliği, alternatif güzergâhlar, enerji, su ve haberleşme altyapısı, afet sonrasında hizmetin devamlılığı gibi ölçütler üzerinden değerlendirilmesi isteniyor. Açıklamada, planlanan hastanenin bu konularda hangi teknik çalışmalarla değerlendirildiğinin kamuoyuna açıklanması ve alternatif yer seçeneklerinin bilimsel karşılaştırmalarla ele alınması gerektiği belirtiliyor.
Üç kurumun öncelikli talebi: Menteşe Devlet Hastanesi
Ortak açıklamanın en dikkat çekici bölümü ise Menteşe Devlet Hastanesi’ne ayrılmış durumda. Muğla kent merkezinde uzun süredir ikinci basamak hastane hizmetinin eksikliği yaşandığına dikkat çeken kurumlar, ana binaları depreme dayanıksız bulunarak yıkılan Menteşe Devlet Hastanesi’nin bugün 20-30 yatak ve poliklinik hizmeti dışında kent ihtiyacını karşılayamadığını belirtiyor. Bu nedenle kent merkezinde güçlü bir ikinci basamak hastaneye ihtiyaç olduğu vurgulanıyor. Üç kurumun talebi açık: Menteşe Devlet Hastanesi, yatak sayısı ve kadro yapısı güçlendirilerek hızla yeniden hizmete alınmalı. Bu talep, şehir hastanesi projesine ilişkin itirazların merkezinde yer alıyor. Çünkü Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin mevcut yükü, ulaşım ve otopark sorunlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kent merkezindeki ikinci basamak sağlık hizmetinin yeniden kurulması önemli bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor.
Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yeni yoğunluk uyarısı
Açıklamada Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin mevcut sorunlarına da dikkat çekiliyor. Ulaşım, otopark ve sosyal donatı alanlarındaki yetersizliklerin yanı sıra hastanenin afiliye yapısının sağlık hizmetleri, tıp fakültesi eğitimi ve uzmanlık eğitimi üzerinde yarattığı sorunlar dile getiriliyor. Şehir hastanesinin de aynı kampüs içerisinde planlanmasının mevcut karmaşayı artırabileceği belirtiliyor. Kurumlara göre yeni hastane, hasta yoğunluğunu ve trafik sorununu ağırlaştırabilir; sağlık hizmetine erişimi daha da güçleştirebilir. Bu nedenle yalnızca yeni yatak kapasitesi oluşturmanın, mevcut hizmet sorunlarını kendiliğinden çözeceği düşünülmemeli.
Planlama sürecinde meslek örgütleri de söz sahibi olmalı
TMMOB, Muğla Tabip Odası ve Menteşe Kent Konseyi’nin ortak açıklamasında öne çıkan bir başka itiraz da karar alma süreçlerine ilişkin. Muğla Tabip Odası’nın görüşüne yalnızca biçimsel düzeyde başvurulduğu, TMMOB’a bağlı meslek odalarının ise planlama sürecinde yeterince yer almadığı ifade ediliyor. Üç kurum, sağlık yatırımlarının yalnızca idari kararlarla şekillendirilmesine karşı çıkıyor. TMMOB’a bağlı meslek odalarının, sağlık meslek örgütlerinin, kent konseylerinin ve yerel yönetimlerin karar süreçlerine katılması gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşım, kent hakkı ve katılımcı demokrasi açısından da önemli. Çünkü bir kentin sağlık yatırımları, yalnızca yatırımın büyüklüğü ve maliyeti üzerinden değerlendirilemez. O yatırımın kentte yaşayan insanlara nasıl bir hizmet sunacağı da tartışılmalı.
Ortak açıklamada dört temel talep
Üç kurum, askıya çıkarılan plana yasal süresi içerisinde itiraz ettiklerini belirterek bu itirazın arkasında olduklarını açıkladı. Kamuoyuyla paylaşılan ortak talepler ise şöyle sıralandı: Planlamaya esas ihtiyaç analizleri ve teknik etütler kamuoyuyla paylaşılmalı. Menteşe Devlet Hastanesi’nin yatak ve kadro kapasitesi güçlendirilerek etkin bir ikinci basamak hastane olarak hızla hizmete alınması sağlanmalı. Şehir hastanesinin kapasitesi ve yer seçimi, alternatifleriyle birlikte bilimsel ve karşılaştırmalı analizlerle yeniden değerlendirilmeli. TMMOB, Muğla Tabip Odası, kent konseyleri, ilgili meslek örgütleri ve yerel yönetimlerin söz sahibi olacağı şeffaf bir değerlendirme mekanizması oluşturulmalı.
Sağlık hizmeti toplumun en yakınında olmalı
Ortak açıklamanın son bölümünde ise sağlık sisteminin bir bütün olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Aile Sağlığı Merkezlerinden başlayarak ilçe hastanelerinin ve kent merkezindeki ikinci basamak sağlık kuruluşlarının öncelikli olarak planlanması, üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin de bu yapıya göre şekillendirilmesi isteniyor.Üç kurumun temel yaklaşımı, sağlık hizmetlerinin toplumla bütünleşmesi ve yurttaşın en kolay ulaşabileceği yerde sunulması. Açıklama, nitelikli, ulaşılabilir ve ücretsiz kamu sağlık hizmeti için idari, hukuki ve demokratik mücadele kararlılığının vurgulanmasıyla sona eriyor. Sonuç olarak…TMMOB Muğla İl Koordinasyon Kurulu, Muğla Tabip Odası ve Menteşe Kent Konseyi’nin ortak açıklaması, Muğla’nın sağlık yatırımlarına ilişkin önemli bir tartışma başlatıyor. Bu tartışmanın özü şehir hastanesi yapılsın mı, yapılmasın mı sorusundan ibaret değil. Asıl mesele, Muğla’nın sağlık ihtiyaçlarının hangi önceliklerle karşılanacağı ve bu kararların ne kadar bilimsel, katılımcı ve kamusal yarar odaklı alınacağı. Üç kurumun çağrısı da bu açıdan oldukça açık: Önce Menteşe Devlet Hastanesi’nin yeniden hizmete alınması, ardından Muğla’nın bütün sağlık ihtiyaçlarını karşılayacak planlı bir sağlık sisteminin oluşturulması. Muğla halkının sağlık hakkı söz konusu olduğunda, bu çağrının yalnızca bir basın açıklaması olarak kalmaması gerekiyor. Siyasetin en temeline halkı koyduklarını iddia eden siyasetçilere duyurulur…




