“Kurban’da Kavurma, CHP’de Kastırma”

2

Partili partisiz herkes süreci soluksuz takip ediyor. Zira siyasi tarihin en çarpıcı kırılmalarından biri Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanıyor. Bir mahkeme kararıyla yeniden genel başkanlık koltuğuna dönen Kemal Kılıçdaroğlu, yalnızca partinin yönetimini değil, muhalefetin geleceğine ilişkin tartışmaları da yeniden şekillendiriyor. Ancak dikkat çekici olan dönüşün ötesinde dönüşün ardından oluşan siyasi tablonun, parti içindeki meşruiyet tartışmasını sona erdirmek yerine daha da görünür hale getirmesi.
1 Haziran’da toplanması beklenen Parti Meclisi’ne yönelik yazıyı, günlük ötesinde anlık gelişmeler nedeniyle erteledik. Zira pazartesi günü yapılması planlanan Parti Meclisi ertelendi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Genel Kurulu için tarihin henüz netleşmediğini ve gerekli bilgilendirme yapılmadan toplantının gerçekleşmeyeceğini bildirdi. Kılıçdaroğlu, kendisi tarafından gerekli bilgilendirme yapılmadıkça partinin TBMM CHP Grup Genel Kurulu’nun toplanmayacağını bildirdi. Bu açıklamaya tepki gecikmedi, Özgür Özel cephesinden sert yanıt geldi.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Ben gerekli bilgilendirmeyi yapmadan Grup Genel Kurulu toplanmayacak” açıklaması aslında sadece bir toplantı duyurusunun ötesinde partide otoritenin kimde olduğuna dair açık bir mesaj niteliği taşıyor. Eleştirilerin odağında olan Kılıçdaroğlu, genel başkan sıfatının yalnızca sembolik olmadığını, partinin tüm kurumsal yapıları üzerinde belirleyici olduğunu ispat etmeye çalışıyor.
Ancak Özgür Özel cephesinden gelen yanıt net. “Genel başkanla grup başkanının böyle bir hiyerarşisi yok” çıkışı, CHP’de artık iki ayrı siyasi merkezin oluştuğunu gözler önüne seriyor. Bir tarafta mahkeme kararının ardından yeniden kontrolü sağlamaya çalışan Kılıçdaroğlu ekibi, diğer tarafta örgütsel ve siyasal meşruiyetin hâlâ kendilerinde olduğunu savunan Özgür Özel kanadı bulunuyor.
Grup Başkan Vekili Murat Emir’in açıklamaları ise tartışmayı tamamen hukuki zemine taşıdı. Emir’in “Genel başkanın adı geçmiyor” sözleri, CHP içinde artık siyasi değil doğrudan anayasal ve tüzüksel bir mücadele yürütüldüğünü ortaya koyuyor.
Öte yandan Parti Meclisi toplantısının da ertelenmesi, krizin kısa sürede çözülemeyeceğini gösteriyor. Pazartesi günü yapılması beklenen PM toplantısı, CHP’nin yol haritasını belirleyecek kritik eşik olarak görülüyordu. Ancak toplantının iptal edilmesi, parti yönetiminde karar alma mekanizmalarının kilitlendiği yorumlarına neden oldu.
Kulislere yansıyan bilgiler de dikkat çekici. Parti Meclisi’nde Özgür Özel’e yakın isimlerin çoğunlukta olduğu belirtilirken, Yüksek Disiplin Kurulu’nda Kılıçdaroğlu ekibinin ağırlığının hissedilmesi CHP’de güç merkezlerinin bölündüğünü gösteriyor. Bu tablo, önümüzdeki süreçte yalnızca siyasi değil, örgütsel gerilimlerin de artabileceğine işaret ediyor. Tabanın yaşananlardan rahatsızlığı gün geçtikçe daha da büyüyor.
Bir tespit; CHP’de yaşanan kriz her ne kadar siyaset-yargı, liderlik ve yönetim modeli tartışmaları üzerinden şekilleniyor gibi görünse de, perde arkasında senaryosu dikkatle kurgulanmış bir siyasi süreç işliyor. Stratejik planı önceden hazırlanmış bu sürecin hangi aşamalardan geçeceğini ise tarafların önümüzdeki günlerde izleyeceği yol haritaları daha net ortaya koyacak.
Yazıyı olaylara mizahla bakan partili bir büyüğün an itibariyle yaşananları özetleyen mesajıyla bitirelim. “Kurbanda Kavurma, CHP’de Kastırma”…

Haberi Paylaş