Dededen Toruna Projesi; Kendini Unutmadan Büyümek

4

Yaklaşık 50 yıldır bu kente hizmet veren İsmail Ercan işletmesi, aynı marka ve güven duygusuyla Tahir ve Süreyya Ünsal kardeşlerin işletmeciliğinde yoluna devam ediyor. Geçtiğimiz hafta düzenlenen törenle kapılarını yeniden açan mağazanın hayırlı ve bereketli olmasını dileyerek söze başlayalım.
“Dededen Toruna” Projesi
Açılış törenine spor, siyaset ve iş dünyasından birçok isim katılırken, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras da önemli bir projeyi kamuoyuyla paylaştı. Başkan Köksal Aras, Arasta bölgesinde uzun yıllardır faaliyet gösteren esnafa yönelik “Dededen Toruna” başlığıyla yeni bir çalışma başlatacaklarını açıkladı.
Kültürel Mirasın İzinde Bir Çalışma
Geleneksel kültürün korunmasını amaçlayan proje kapsamında, kuşaktan kuşağa aktarılarak varlığını sürdüren işyerlerine tanıtım plaketi verileceği belirtildi. Aynı zamanda bu işletmelerin hikâyelerini anlatan görseller hazırlanarak ziyaretçilerin Arasta’daki dükkânları daha yakından tanıması ve bu köklü geçmişe tanıklık etmesi sağlanacak. Tarihi Kentler Birliği iş birliğiyle hazırlanan; Arasta bölgesi, Yağcılar Hanı, Kurşunlu Meydanı ve çevresi ile Turgutreis Caddesi’ni kapsayan sokak sağlıklaştırma projesi mekânlara odaklanırken, “Deden Toruna” projesi ise insana yönelik yaklaşımıyla bu çalışmayı tamamlayacak ve birlikte bütüncül bir anlam oluşturacaktır.
Her Dükkân Bir Hikâye, Her Esnaf Bir Anlatıcı
Anlaşılıyor ki “Dededen Toruna” projesi, yalnızca tabelalara asılacak birer plaketten ibaret değil. Bu çalışma, bir kentin belleğini kuşaktan kuşağa aktaran görünmez bağların görünür kılınması anlamına geliyor. Çünkü Arasta’da her dükkân sadece ticaret yapılan bir yer olmanın yanında yılların biriktirdiği hikâyelerin, ustalıkların ve insan ilişkilerinin taşıyıcısı. Bu yönüyle bakıldığında, Tahir ve Süreyya Ünsal kardeşlerin devraldığı bu işletme de sıradan bir mekânın ötesinde. Yaklaşık yarım asırlık emeğin, müşteri sadakatinin ve mahalle kültürünün temsilcisi. Dün dükkânın önünden geçen çocukların bugün kendi çocuklarıyla aynı kapıdan içeri girmesi, sözlü tarihin en canlı örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Kent Belleği, Resmî Kayıtların Ötesinde
Kent tarihini yalnızca arşiv belgeleri ya da resmî kayıtlar üzerinden okumak eksik kalır. Asıl hikâye, esnafın anlattığı anılarda, eski müşterilerin hatıralarında, dükkânların duvarlarında asılı fotoğraflarda ve kuşaktan kuşağa aktarılan meslek pratiklerinde saklı. “Dededen Toruna” projesi, tam da bu noktada sözlü tarih çalışmalarına kapı aralayan önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Arasta’dan Yaşayan Kent Müzesine
Bu süreç esnafın tanıklıklarıyla desteklenir ve her işletmenin hikâyesi kayıt altına alınırsa, Arasta yalnızca alışveriş yapılan bir alan olmaktan çıkar. Yaşayan bir kent müzesine dönüşür. Bu dönüşüm hem kentin kültürel sürekliliğini güçlendirir hem de ziyaretçiler için daha anlamlı ve derinlikli bir deneyim sunar.
Geçmişle Büyüyen Bir Şehir
Toparlayacak olursak, açılışı yapılan bu işletme özelinde başlayan hikâye, aslında çok daha büyük bir anlatının parçası. Muğla’nın geçmişi ile geleceği arasında kurulan köprünün önemli bir ayağını oluşturuyor. “Dededen toruna” projesi “babadan oğula, ustadan çırağa” projesiyle devam edebilir. Zira bu projeyle her işyeri bir cümleye, her esnaf bir anlatıcıya, her ziyaretçi ise bu hikâyenin yeni bir tanığına dönüşebilir. Bu konuda oluşturulan çalışma grubunun bir parçası olarak projeye yönelik hafızamızdaki isimleri listeledik. Muğla Ticaret ve Sanayi Odası’ndan projeye ve bölgeye uygun isim önerileri konusunda çalışma devam ediyor. Umuyor ve diliyoruz; bu şehir büyürken kendini unutmamayı öğrenir…

Haberi Paylaş