Menteşe Belediye Meclisi, 8 Mart ve Gazetecilik Perspektifleri

9

Haftayı başka bir yazı ile kapatacaktık ancak yazıyı erteledik. Gazeteci Yazar Özcan Özgür, Menteşe Belediyesi Mart ayı Meclis toplantısında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne yönelik alınan kararlara ve komisyonlara havale edilen konuları içeren haber ve köşe yazımızı köşesine taşımış. Meclis toplantısına katılan tek basın mensubu olarak Özgürce’ye referans olmaktan şikâyet edecek değiliz. Özcan Özgür Efemin yazısında ifade ettiği gibi; Muğlalılığımız ve Muğla’ya, Muğla meselelerine bakışımız genellikle aynıdır. Ancak bu aynılık her zeminde ve koşulda aynı değerlendirmeleri yapacağımız anlamına gelmez. Gazetecilik, aynı kente ve aynı meselelere farklı pencerelerden bakabilme sorumluluğunu da içinde barındırır. Bizim yaptığımız da tam olarak budur. Menteşe Belediye Meclisi’nde alınan kararların hem sembolik hem de toplumsal hafıza açısından taşıdığı anlamı kamuoyuna aktarmaktır.
Kişisel Yorum, Değerlendirme ve Farklı Bakış
Benim köşe yazısına ilişkin Özcan Özgür Efemin “kişisel yorum ve değerlendirmelere” bakışına katılamıyorum ifadesi, meselelere aynı pencereden bakmadığımızın da göstergesidir. Bu ifade, gazetecilikte yorum ve değerlendirmelerin farklılaşmasının doğal olduğunu da ortaya koymuş durumdadır. Gazetecilik mesleğinde elbette bu tür farklılıklar olacaktır. Bu tür farklılıkların kentin basın ve düşünce dünyası açısından önemli olduğu konusunda düşüncemiz tamdır. Burada sorun, kentin düşünce dünyasında kimi görüp görmediğimizdir. Özcan Özgür Efem, meslekte 50 yılı tamamlamış deneyimli bir kent yazarı olarak kentin basın ve düşünce dünyasının oluşmasında haklı bir yeri olan gazeteci ve düşünce insanıdır. Bu özelliğiyle de sosyal medyada kontrol delisine dönmüş, klavye aceleciliğini takıntı haline getirmiş kişilerden ayrıdır. Özcan Özgür Efemle bu olaydaki farkımız, haber ve köşe yazılarında referans noktalarımızın aynı olmamasıdır. Bizim bu olaydaki referans noktamız yerel yönetimlere takıntı düzeyinde yaklaşarak pozisyon üretmeyi marifet sayan, bu işlerden kariyer planlayan çevreler değil, belediye meclisinin kendisi ve meclisin aldığı kararlardır. Dolayısıyla meselelere bakarken çıkış noktamız kişilerin paylaşım ve yorumlarının ötesinde bu kurumsal iradedir.
Meclis Kararları, Sosyal Medya ve Somut Olgu
Özcan Özgür Efemin tarafımızca kaleme alınan köşe yazısının “Kişisel Yorum ve Değerlendirmeler” başlıklı içeriğine yönelik; “Olup bitenlere Menteşe Belediyesi’nden yanıt verilse herhalde bu kadar verilirdi” tespiti diğerleri gibi yerinde bir tespittir. Sosyal medya gürültüsü yerine meclis kürsüsünde alınan kararları esas almamız, belediyeyi savunmanın ötesinde gazeteciliğin temel refleksi olan somut olgulara dayanma tercihimizin bir sonucudur. Öte yandan her ikimizin de belediye basın bürolarında görev yapmışlığı vardır. Özcan Özgür Efemin belediye deneyimi benden fazladır. Her ikimizin de hem seçim dönemlerinde hem de siyasetin olağan akışı içinde CHP’li belediyelere ve belediye başkanlarına destek verdiğimiz zamanlar olmuştur. Ancak aynı şekilde, gerektiğinde CHP’yi ve CHP’li belediye başkanlarını en ağır biçimde eleştirmekten de geri durmadığımız bilinen bir gerçektir. Yazın yaşamımız bunun örnekleriyle doludur.
Basın Halkla İlişkiler ve Emek
Özcan Özgür Efemin köşe yazısında; “Menteşe Belediyesi Basın Halkla İlişkiler biriminizden Nejat Altınsoy’un ayrılmasına neden izin verdiniz? diye sormuş olayım. İsimler konusunda yardımcı olabilirdi” ifadesi de yerinde bir değerlendirmedir. Belediyelerin basın birimlerinde çalışmanın da, o görevlerden ayrılmanın da haklı ve makul gerekçeleri vardır. Bazı gerekçelerin sahibinde kalması hem mesleki nezaketin hem de kurum kültürünün gereğidir.
Ancak Nejat Altınsoy üzerinden belediyenin basın birimini eleştirmeye kalkmak doğru bir yaklaşım değildir. Basın birimlerinde çalışan her bir emekçi görünenden çok daha fazla emeğin sahibi olan görünmez aktörlerdir ve birçoğu da gazeteci kökenlidir. Basın birimi, Mart ayı meclis toplantısında farklı başlıklarda alınan kararları tek bir habere sıkıştırıp birini diğerinden daha önemli ya da önemsiz hale getirmek yerine, kararların ayrı ayrı basına servis etmeyi kamu iletişimi açısından daha doğru ve sağlıklı görmüş olabilir. Zira burada mesele isimler değil, kamuoyuna aktarılan kararların içeriğidir. Bir kadın belediye başkanının ve belediye meclisinin 8 Mart’a yönelik Cumhuriyet Kadınları ve Öğretmenlerinin isimlerini cadde ve sokaklara verme kararı, tüm tartışmaların ötesinde toplumsal hafızayı güçlendiren ve kentin değerlerini yaşatmaya yönelik saygın bir uygulamadır. Ayrıca isim belirleme süreci de henüz tamamlanmış ya da bitmiş değildir. Yapılan açıklamalara göre, halktan gelecek öneriler üzerinden süreç devam etmektedir.
Gazetecilik ve Farklı Doğrular
Toparlayalım. Bir gazeteci olarak, hiç kimseyle aynı doğru-yanlış cetvelinde olmak gibi bir zorunluluğumuz yoktur. Daha önceden de bir kaç kez ifade ettiğim gibi; Özcan Özgür benim Efemdir, hakkımda istediğini yazabilir. Bizim Balıkaşıran’da ki balıklar gibi, arada bir fingirdeşmemiz kentin basın ve düşünce dünyası çerçevesinde değerlendirilmelidir. Gerisi bizim için hikayedir.

Haberi Paylaş