Kamusal Algı ve İletişim Yönetimi Üzerine…

4

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Malatya’ya yaptığı 100 milyon TL’lik yatırım günlerdir tartışılıyor. Tartışma büyüyor, sertleşiyor, yer yer dayanışma fikrini örseleyen bir dile savruluyor. Oysa bugün artık net: Bu yatırım, Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi’nde iktidar ve muhalefetin oybirliğiyle aldığı resmî bir meclis kararına dayanıyor. Yani ortada gizli bir karar yok, tek imzayla alınmış bir tasarruf yok, hukuksuzluk yok. Ama buna rağmen kamuoyu bu gerçeği belediyenin kendi kanallarından değil, bir gazetecinin paylaşımıyla öğrendi. Datça’nın Sesi haber sitesi ile farkındalık yaratan Gazeteci-Yazar Sedat Kaya paylaşmasa, belki de bu bilgi hâlâ tartışmaların gürültüsü arasında kaybolup gidecekti. En azından biz oradan öğrendik.
Asıl sorun tam da burada başlıyor. Soru basit; “Bilgi varken neden basınla ve kamuoyu ile paylaşılmadı?” Bu noktada meseleyi bir “iletişim eksikliği” olarak geçiştirmek mümkün değil. Çünkü burada eksik olan bilgi değil, bilgiyi paylaşma iradesidir. Kamusal kurumlar için sessizlik, çoğu zaman tarafsızlığın ötesinde, belirsizliğin büyümesine dönüşür.
Muğla Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi, tartışmaların en başında devreye girebilecek en güçlü koza sahipti: ‘Meclis kararına’…
Buna rağmen kamuoyu zamanında bilgilendirilmedi, tartışmaların dozu yükseldi, yerel dayanışma “bizden–bizden olmayan” gibi dar bir çerçeveye sıkıştırıldı. Ahmet Aras’ı tartışmanın öznesi yapan bu durum, yeni bir iletişim kazasına yol açtı. Hatırlatalım, her tercih siyasidir. Sessizlik de öyle. Tartışmanın büyümesini izlemek, sonrasında “algı oluştu” demek kolaydır. Zor olan, daha başında şeffaf davranmak, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturmaktır.
Masanın her iki tarafında görev yapmış birisi olarak ifade edelim. Basın Yayın ve Halkla İlişkiler birimlerinin görevi, yalnızca olumlu gündem üretmek, başkanını ve hizmetleri parlatmak değildir. Asıl görevleri, zor gündemlerde kamunun bilgiye erişimini sağlamaktır. Aksi hâlde basın büroları, kamuoyunu aydınlatan bir yapı olmaktan çıkar, siyasi konfor alanını koruyan bir yapıya dönüşür. Bu birimler için asıl sınav, zor sorularla karşılaşıldığında verilir. Kriz iletişimi tam da bu anlarda devreye girer.
Bugün gelinen noktada, meclis kararı ortadayken yaşanan tartışmalar, kurumsal iletişimin zamanlamasına dair ciddi bir zafiyeti göstermektedir. Bu zafiyetin, kişi ya da siyasi irade üzerinden aranması yerine, kurumsal refleksler ve iletişim anlayışı üzerinden ele alınması gerekir. Bugün tartışılan şey, Malatya’ya yapılan yatırımların ötesinde, Muğla halkının neden zamanında ve açık biçimde bilgilendirilmediğidir. Kamu yatırımlarının meşruiyeti, oluşturulan bütçenin yanında bu bütçenin hangi karar mekanizmasıyla, hangi yetkiyle ve hangi gerekçeyle kullanıldığının kamuoyuna anlatılmasıyla sağlanır.
Uzatmayalım ve bir tespitle bitirelim. Muğla Büyükşehir Basın ve Halkla İlişkiler, bir önceki yönetimden devam eden birkaç daire başkanlıklarından birisi. Elbette başarılı oldukları alanlar ve organizasyonlar vardır. Ancak Ahmet Aras ile başlayan yeni dönem, hem yurt içinde hem de yurt dışında çok daha aktif ve Muğla bu aktiflikle çok daha dinamik bir süreç yaşıyor. Olayları seyrine bırakmak, tepkiler sonrasında harekete geçmek yerine bazı kararları zamanında almak ve bu kararları paylaşmak, kamusal iletişim açısından önem taşıyor…

Haberi Paylaş