Geçtiğimiz hafta AK Parti Muğla İl Başkanı Cengizhan Güngör, Bodrum ve Milas’ta yaşanan su sorununa ilişkin tartışmalara dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Güngör, yaşanan sıkıntının kaynağının Devlet Su İşleri (DSİ) olmadığını, tahsis edilmiş kaynakları devreye almayan yerel yönetimlerin sorumluluğu bulunduğunu savundu. DSİ’nin görev alanının; su kaynaklarını bilimsel veriler ışığında planlamak, tahsis etmek ve havza bütünlüğünü korumak olduğunu vurgulayan Güngör, altyapı yatırımlarının yapılmamasının ve mevcut tahsislerin kullanılmamasının kamuoyuna “DSİ kaynaklı bir su krizi” varmış gibi yansıtıldığını ifade etti. Güngör’e göre Bodrum ve Milas’ta yaşanan sorun, bir su yetersizliği değil; Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin planlama ve işletme yetersizliğiydi.
Karşılıklı Açıklamalar
Bu açıklamadan önce CHP’li Muğla milletvekilleri, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve MUSKİ tarafından da kamuoyuna çeşitli değerlendirmeler yapılmıştı. Hatta Başkan Aras, MUSKİ’nin hazırladığı projeler için dış kaynaklı kredi kullanımına ve projenin 2026 Yılı Kamu Yatırımları Programı’na alınmasına onay veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etmişti. “Suyun politikası olmaz” söylemi sıkça dile getirilse de, tarafların açıklamaları suyun tam da politikanın merkezinde yer aldığını bir kez daha gösterdi.
Kentin Hafızası Konuştu
Tartışmalar sürerken, birçok gazeteci ve köşe yazarı, soruna yönelik yazılar kaleme aldı. Bunlardan birisi de Gazeteci Coşkun Efendioğlu idi. Efendioğlu, 30 Ocak’ta kişisel internet sitesinde yayımladığı “DSİ ya da Güngör Doğru Söylemiyor” başlıklı yazısıyla meseleyi tarihsel bir çerçeveye oturttu. Efendioğlu, yalnızca bugünü değil, yıllar öncesinden yaptığı uyarıları ve kaleme aldığı yazıları bir araya getirerek Bodrum ve Milas’ta yaşanan su sorununun nasıl adım adım bugüne taşındığını hatırlattı. Kent hafızasının önemini bir kez daha ortaya koyan bu yazılar, konuya ilişkin açıklama yapan ya da yapacak olan herkes için güçlü bir referans niteliği taşıyor. Yazı için meraklısına not düşelim:
https://coskunefendioglu.com/dsi-ya-da-gungor-dogru-soylemiyor/
DSİ’den Akköprü Barajı Açıklaması
Açıklamalar peş peşe gelirken, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü de basında yer alan haberler üzerine Dalaman Akköprü Barajı ve Bodrum’un içme-kullanma suyuna ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı. DSİ, Akköprü Barajı’ndan Bodrum ve Milas’a içme suyu verilmediği, buna karşın Aydın’a sulama suyu tahsis edildiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
Havzalar, Transferler
Açıklamada, Büyük Menderes Havzası’nın düşük yağış ortalaması ve artan su kullanımı nedeniyle Türkiye’nin en kırılgan havzalarından biri olduğu vurgulandı. Dalaman Çayı’ndan Büyük Menderes Havzası’na su transferi konusunun yeni olmadığı, 1990’lı yıllardan bu yana incelendiği ve ön fizibilite çalışmalarının yapıldığı belirtildi. DSİ, planlanan su transferinin Akköprü Barajı’ndan değil barajın yaklaşık 50 kilometre yukarısında yer alan Yukarı Dalaman Havzası’ndan ve kış aylarında depolanamayıp denize ulaşan sulardan sağlanmasının öngörüldüğünü kaydetti.
Bodrum ve Milas İçin Alternatifler
DSİ’nin açıklamasında Milas ve Bodrum’un içme-kullanma suyu ihtiyacına yönelik olarak Bodrum Barajı, Ekinambarı kaynakları ve deniz suyunun arıtılması gibi alternatiflerin teknik ve ekonomik açıdan uygun bulunduğu ifade edildi. Ancak Bodrum İçme Suyu Barajı’nın ÇED Olumlu Kararı’nın, STK’ların açtığı dava sonucu Muğla 1. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği, yasal sürecin devam ettiği de kamuoyuyla paylaşıldı. Bu süreç tamamlanana kadar Kayaderesi Çayı’ndan Bodrum Yarımadası’na su verilmesi için MUSKİ tarafından çalışmaların başlatıldığı ve gerekli izinlerin verildiği belirtildi.
Yuvarlakçay Detayı
DSİ ayrıca, Aşağı Dalaman Ovası Sulama Planlaması kapsamında Yuvarlakçay kaynaklarının kullanımının yeniden düzenlenmesiyle boşa çıkacak suyun, Milas ve Bodrum’un içme suyu ihtiyacı için MUSKİ’ye tahsis edilmesini önerdiğini açıkladı.
Teknik Bilgiler Eşliğinde Temel Sorular
DSİ’nin yaptığı açıklama, bazı teknik bilgileri netleştirse de temel sorulara yanıt vermekten uzak. Öncelikle Aydın’a tahsis edilecek 220 milyon m³ suyun Akköprü Barajı’ndan değil, Yukarı Dalaman Havzası’ndan sağlanacağı belirtiliyor. Ancak Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin talep ettiği yıllık yalnızca 50 milyon m³ suya neden olumsuz yanıt verildiği açıklanmıyor. Bu belirsizlik, kamusal bir ihtiyacın hangi gerekçelerle geri plana itildiği sorusunu gündeme getiriyor. Ayrıca Aydın’a verilecek suyun kaynağı olan Sandras bölgesinin, Dalaman Çayı, Namnam Deresi ve Yuvarlakçay’ı besleyen ana sistemlerden biri olduğu biliniyor. Bu tahsisin uzun vadede bu su kaynaklarını nasıl etkileyeceğine dair DSİ açıklamasında herhangi bir değerlendirme yer almıyor. Öte yandan, özel balık çiftlikleri ve HES’lerin ihtiyaçlarının MUSKİ’nin içme suyu talebine gerekçe gösterilerek önceliklendirilmesi, kamu yararı açısından ciddi bir sorgulamayı hak ediyor. Sonuç olarak DSİ’nin açıklaması, “hangi sudan kime veriliyor” sorusuna kısmi yanıtlar sunsa da, Muğla’nın neden sistematik biçimde dışarıda bırakıldığı, ekosistem etkilerinin nasıl yönetileceği ve kamu yararının hangi ölçütlerle belirlendiği konularında önemli boşluklar barındırıyor.
Bir tespitle bitirelim. Yuvarlakçay’dan Bodrum ve Milas’a su götürülmesi konusu elbette tartışılmaya devam edecek, süreçte su tahsisinin büyük bir tarım üretim potansiyeline Dalaman, Ortaca ve Köyceğiz’de değerlendirilmesi de masaya yatırılacaktır.




