İkizköylüler, Karacahisarlılar, Çamköylüler, Alaçamlılar, Karacaağaçlılar, Balcılarlılar… Yıllardır topraklarını satmayan, davalar açan, nöbet tutan, zeytinliklerinin başında sabahlayan insanlar. Enerji şirketlerinin tekliflerine, baskılarına ve vaatlerine rağmen geri adım atmayan köylüler. Bu direniş, yalnızca ağaçlar için değil; emekleri, geçmişleri ve onurları için sürüyor.
Bedduanın Doğduğu An
Bu yazıya adını veren “beddua”, yılın son günlerinde Akbelen’de yaşanan bir kesimle ortaya çıktı. Enerji şirketi, 70 yaşındaki İsmail Demir’in şirkete satmadığı tapulu arazisine girerek zeytinlikte kesim başlattı. Hukuki süreçler devam ederken, itirazlar sürerken testere sesi bir kez daha her şeyin önüne geçti.
Bir Köyün Bağrından Çıkan Sözler
O an edilen sözler, tek bir kişinin değil, bir köyün bağrından döküldü: “Talan ettiniz köyü, bu zeytinlerin hali ne? Yazıklar olsun hepinize. Bir zeytine, bir damla suya muhtaç olun siz. Elleriniz ayaklarınız kırılsın da bize yaşatılanı yaşamadan ölmeyin…” Bu sözler öfkenin değil, çaresizliğin diliydi. Zeytin, bu topraklarda yalnızca bir ağaç değil; geçim, süreklilik ve bellekti.”
Zeytin Yerine Kömür
Akbelen’den yükselen bir başka beddua ise, yaşanan yıkımın sembolik bir özetiydi: “Buradan kazandıkları parayı hekim parası etsinler. Sabah kahvaltısında zeytin yerine kömür koyup yesinler.” Hukukun yetişemediği yerde, insanlar adaleti dilekte arıyordu.
Kolluk Gözetiminde Kesim
Kesim işlemleri kolluk kuvvetlerinin koruması altında sürerken, yöre halkı gözyaşları içinde olan biteni izledi. Tepkiler büyüdü, öfke derinleşti. Ancak makinelerin hızı, hukukun yavaşlığını bir kez daha geride bıraktı.
“Bu Topraklar Bizim”
Ardından yapılan basın açıklaması, direnişin yalnızca duygusal olmanınötesinde politik ve ahlaki bir kararlılık olduğunu ortaya koydu: “Devlet kendi köylüsüne zulme sessiz mi kalacak? Zeytinliğimizi de, emeğimizi de, onurumuzu da şirketlerin çıkarlarına teslim etmeyeceğiz. Provokasyonlara, baskılara, şantajlara ve tehditlere asla boyun eğmeyeceğiz. Yalanla, baskıyla, rüşvetle bizi satın alamayacaksınız. Bu yoldan döndüremeyeceksiniz. Asla geri adım atmayacağız. Bu topraklar bizim.”
Tarihe Edilen Beddua
Akbelen’de bugün yalnızca zeytin ağaçları zarar görmüyor. Yaşananlar, adalet duygusunu, ortak yaşam anlayışını ve devletle yurttaş arasındaki güveni de derinden etkiliyor. Ağaç kesimin ne kadar süreceği bilinmiyor. Kaç ağacın daha devrileceği, kaç insanın daha bedduaya sığınmak zorunda kalacağı da… Ama bazı beddualar vardır; Tanrı’ya değil, tarihe edilir. Akbelen’de edilen beddua da tam olarak budur.




