Sizlerden gelen iletilerde dört soru yöneltilmiş. Yanıtlayalım, merakları giderelim…
Çelenk Koyma Meselesi
10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nde CHP’nin çelenk koymayı unutmasına ilişkin sorular, kamuoyunda hâlâ tartışılıyor. “Siyaset Güç Değil, Sorumluluktur” başlıklı yazımızda hatırlattığımız üzere: “Siyaset; gücün değil, sorumluluğun işidir. Makam ise ayrıcalığın değil, sıradanlığın adıdır.” CHP seçmeninin özel günlere dair hassasiyeti, ideolojik bir hafızanın korunması ve saygının sürdürülmesiyle ilgilidir. Bu bilinç göz ardı edildiğinde kurumların saygınlığı da kaçınılmaz biçimde zarar görür. 10 Kasım törenlerinde çelengin unutulması üzerine yapılan eleştiriler, aslında “kurucu lidere karşı sorumluluğu hatırlatma” çağrısından ibaretti. Gözden kaçmış olabilir; ancak bu hatırlatma yerinde ve gerekliydi.
Cenazede Gülme Krizi
Şehit cenazesinde yaşanan ve “anlık bir tebessüm” olarak açıklanan görüntüler, sosyal medyada geniş yankı buldu. Önceki değerlendirmemizde belirttiğimiz gibi: “Cenaze töreninde yaşananlar yakışmadı. Toplumun hassasiyetinin yüksek olduğu bu tür anlarda her davranışın dikkatle yönetilmesi gerekir.” Mevcut tartışmada sorun, davranışın kendisi olduğu kadar kamuoyundaki algının ciddiyetle yönetilememesidir.
Yakışıksız Külhani Paylaşım
Cenazedeki görüntülere dair yorumların ardından Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’un oğlu, CHP İl Yönetim Kurulu Üyesi Berkay Topuz’un yaptığı paylaşım yeni bir polemik yarattı. Baba-oğulun birlikte olduğu fotoğrafla yapılan paylaşımda kullanılan “Biz gülerken rahatsız olanın dil ölçüsü değil bana boy ölçüsü lazım” ifadesi, kamu görevi yürüten bir siyasetçinin taşıması gereken sorumlulukla bağdaşmıyor. Sosyal medyada disiplin süreci, görevden alınma veya ihraç çağrılarının gündeme gelmesi şaşırtıcı değil. Buna karşın söz konusu paylaşımın hâlâ kaldırılmamış olması dikkat çekici. Gözler, doğal olarak il yönetimine çevrilmiş durumda. Ece Ayhan’ı hatırlamak yerinde olur: “Oğullar, oğulluktan sessizce çekilmesini bilmeli.”
Süleyman Akbulut’a Yönelik Duyuru
Son olarak, Menteşe Belediyesi’nin Gazeteci Süleyman Akbulut’a yönelik duyurusu tartışma yarattı. Duyurunun kurumsal kimliğe uygun olmayan üslubu, duyurudan çok bir öfke ifadesi niteliğinde. Seversiniz ya da sevmezsiniz; Akbulut, bir meslek örgütünün başkanıdır. Eleştirebilirsiniz; fakat kurumların basınla ilişkileri kişisel tonda yürütülemez. Basınla olan temasın diplomatik bir dil gerektirdiğini, bir dönem belediyede basın danışmanı olarak görev yapmış biri olarak hatırlatmak isteriz. Eleştirilmek, demokratik olgunluğun ön koşuludur. Kurumların bu eleştirileri soğukkanlılıkla karşılaması gerekir. Sakin kalmak ve derin nefes almak işe yarayabilir…




