Zeytin Ağaçlarından Seçim Siyasetine: Milas’ta Yaşananlar Ne Anlatıyor?

4

Bir önceki yazımızda, Özgür Özel’in Milas’ta gerçekleştireceği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi öncesinde yaşananların, Ahmet Kılbey olayı üzerinden karşılıklı sert açıklamalar ve meydan diliyle birlikte Muğla’da ve genel siyasette seçim dönemine girildiğinin güçlü işaretlerini verdiğini ifade etmiştik. Zeytin ağaçları üzerinden başlayan tartışmanın yerel bir polemik olmaktan çıkıp siyasi konumlanma ve meydan mücadelesine dönüştüğünü; mitingin çevre ve millet iradesi çerçevesinin ötesinde yaklaşan seçim sürecinin de habercisi olduğunu vurgulamıştık. Bu tespitleri anlamayan ya da anlamakta zorlanan siyasetçi ve yöneticilere bir kez daha hatırlatalım; “Seçim süreci başlamıştır. Herkes adımını buna göre atsın”…
Zeytin Ağaçlarından Siyasetin Zeminine
Milas’ta zeytin ağaçları üzerinden başlayan CHP–AK Parti tartışması, ilçe başkanının istifasıyla sonuçlandı. 27 zeytin ağacı için 49 bin TL idari para cezası kesildi. Ahmet Kılbey’in istifasından sonra, damadı Milas Belediyesi Ruhsat ve Denetleme Müdürü Cenk Soydan da görevden alındı. Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, bu konuda belediyenin tavrının net olduğunu vurguladı. Bu vahim durum bir sonuca ulaşmış olsa da burada mesele yalnızca 27 ağaç kesimi, para cezası ve görevden almanın ötesinde siyasetin hangi zemin üzerinde yürütüldüğüdür.
2012’den Bugüne Değişmeyen Soru
Çok yıllar önce, 2012’de “develer tellal, pireler berberken” şunu yazmıştık: “Herkes siyasetle ne yapacağının kararını versin”…  Bu tespitle siyasetin ikbal ve istikbal kapısı haline getirilmesini eleştirmiştik. Bugün gelinen noktada görüyoruz ki, o eleştiriler ne yazık ki hâlâ güncelliğini koruyor.
İlçe Kongresi ve Örgüt İradesi Tartışması
Geçtiğimiz yıl Eylül ayında yapılan CHP Milas İlçe Kongresi’nde, mevcut başkan Tüze Çetinkaya’nın karşısına aday olan ve 252 oyla seçilen Ahmet Kılbey’in başkanlık süreci ilçe kongrelerinin örgüt iradesiyle mi yoksa farklı siyasi hesaplarla mı şekillendiği sorusunu beraberinde getirdi. Asıl üzerinde durulması gereken nokta ise şu: Uzun süredir birçok siyasetçi, CHP örgütlülüğü üzerinden seçim kazanıyor. CHP’nin seküler seçmeni, adayın kim olduğuna bakmaksızın parti kimliği üzerinden oy veriyor. Bu refleks, bir yönüyle parti sadakatini gösterirken diğer yönüyle sorgulanmadığında ciddi bir sorunu da büyütüyor.
“Mayıncı Katırı” Siyaseti
Parti, emek veren örgüt üyelerinin iradesinin ötesinde belirli kliklerin ve kısa vadeli hesapların aracı haline geldiğinde ortaya tehlikeli bir tablo çıkıyor. CHP’yi “mayıncı katırı” gibi gören anlayış yani yükü partiye bindirip bedelini örgüte ödeten, kazanımı ise kişisel hanesine yazan siyaset tarzı siyasetin zeminini aşındırıyor, siyaseti kendi zemininden uzaklaştırıyor. Milas’ta yaşananlar yalnızca bir ilçe başkanının istifasıyla açıklanamaz. Bu, Türkiye’de siyasetin temel yapısal sorunlarından biridir…
Asıl Soru: Kim, Ne İçin Siyaset Yapıyor?
Sormak gerekiyor: Kim, ne için siyaset yapıyor?
Parti kimliği, kişisel kariyer basamağı mıdır?
Yoksa toplumsal bir iddianın, bir değişim iradesinin taşıyıcısı mı?
Eğer siyaset; ilke, program ve örgüt emeği yerine kişisel hesaplarla yürütülürse, bu tür krizler kaçınılmaz hale gelir. Bugün Milas’ta yaşanan tablo, yarın bir başka partide, bir başka ilde ve ilçede başka bir başlık altında tekrar edebilir. Sonuç olarak, zeytin ağacı tartışmalarının yarattığı tablo, meseleyi siyasi bir malzeme hâline getirmek isteyenlerin elinde sembolik bir araca dönüşebilir.  Ancak burada kökünden sarsılan şey; siyasete, siyasetçiye duyulan güvendir…
Bir başarı dileğiyle bitirelim. Ahmet Kılbey’in istifasının ardından CHP Milas yeni ilçe başkanının kim olacağı merak ediliyordu. Eski Bafa Belediye Başkanı Zühra Dönmez, yönetim kurulu kararıyla CHP Milas İlçe Başkanı olarak göreve getirildi. Dönmez, Pelin Özbozdağ (Marmaris) ve Arzu Doğruel’in (Menteşe) ardından Muğla’da CHP’nin üçüncü kadın ilçe başkanı oldu. Örgüt iradesine saygı temennisiyle başarılar dileyelim…

Haberi Paylaş