Neredeyse her güne, “Bugün ne olacak, ne yaşayacağız?” diyerek başlıyoruz. Gün geçmiyor ki kentte ya da ülkede bizi üzüntüye, şüpheye ya da hayrete düşüren bir gelişme yaşanmasın. Özellikle son yıllarda, siyasetin dili ve siyaseti yönetenlerin yöntemleri toplumda güven duygusunu zedeleyen, siyaset kurumunun saygınlığını aşındıran örneklerle dolup taşıyor. Bir zamanlar milleti temsil etme onuruyla anılan makamlar, bugün kişisel hesaplar, popülist şovlar ve günü kurtarma telaşıyla gölgeleniyor. Bugün, Muğla’da 10 Kasım Atatürk’ü anma törenlerinde çelenk koymayı unutanları, “bugün kurucu liderimiz, ilk genel başkanımızın anıtına çelenk koymalıyız” uyarısını yapmayanları yazacak, “unutmayın” uyarısı yapacaktık. Ancak uzaklardan gelen acı bir haberle sarsıldık. Bu konuya bir parantez açalım.
Şehit Ateşi Düştü
Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait kargo uçağında bulunan 20 personelin şehit düştüğü haberini aldık. Tüm ülkeyi yasa boğan kazada yaşamını yitiren kahramanlar arasında Milaslı Hava Astsubay Başçavuş Emrah Kuran’ın da olduğu açıklamalardan öğrendik. Acı haberin ulaşmasının ardından şehidin Milas Ekinanbarı Mahallesi’ndeki baba ocağına Türk bayrağı asıldı. Evli ve iki çocuk babası olan Emrah Kuran’ın şehit haberi Muğla’yı resmen yasa boğdu. Elbette sadece Muğla’yı değil, şehit düşen 20 askeri personelin baba ocaklarına da ateş düştü. Bu ateş ülkenin tamamını sardı. “Tüm ulusun başı sağ olsun, sabırlar diliyoruz” diyerek parantezi kapatalım.
Siyasetin Temelinde Halk ve Ortak Değerler Vardır
“Bir zamanlar milleti temsil etme onuruyla anılan makamlar, bugün kişisel hesaplar, popülist şovlar ve günü kurtarma telaşıyla gölgeleniyor” sözüne katılmayanınız yoktur. Oysa siyasetin en temel prensibinde; ideoloji ve bu ideolojinin getirdiği ortak değerler, hizmetin en temel prensibinde ise halk vardır. Siyasetin bir ideolojik değerler meselesi olduğu unutulmamalıdır. Siyaset; toplumun ihtiyaçlarını gözeten, ortak geleceği kurmaya çalışan, sözü ve eylemi halkın yararına olan; aynı zamanda ideolojik değerlere saygı duyan, kültürel ve siyasal geleneğini yaşatmayı ve ona sahip çıkmayı görev bilen bir anlayışla yürütülmelidir. En azından toplumun CHP’den beklediği budur.
Popülizmin Gölgesinde Kaybolan Siyaset
Ne var ki günümüz siyasetçileri, bu temel prensiplerden giderek uzaklaşıyor. Halka ve örgütüne kulak vermekten çok kendilerini merkeze alan, ideolojik değerleri ve siyasal geleneğin biriktirdiği deneyimi ve örgütsel hafızayı göz ardı eden, günü kurtarmayı hedefleyen popülist bir siyaset anlayışı giderek yaygınlaşıyor. Oysa siyasetçi; “Siyaset ile ne yapmalıyım?” sorusunun cevabını kişisel hesaplarla değil, halkın ortak iyiliğini gözeten, inandığı ideolojik değerlere ve temsil ettiği siyasal geleneğe saygı duyan bir rehberlikle vermelidir.
CHP Mayıncı Katırı mıdır?
“CHP Mayıncı Katırıdır. Bu katıra biner mayınlı tarladan geçer, sonra katırı çayıra goverisin” sözü Musa Gökbel’e aittir. Bu söz, siyasetin ideolojiden, örgüt iradesinden ve geleneğinden dolayısıyla toplumdan uzaklaşmasına yönelik bir eleştiri olmasının yanında ‘siyasetle ne yapıldığını’ kısaca özetleyen bir aforizmadır. CHP bazıları için mayıncı katırı olabilir. Ancak siyaset; gücün değil, sorumluluğun işidir. Makam; ayrıcalığın değil, sıradanlığın adıdır. Musa Gökbel’in aforizmasına “Yetki insanı yüceltmez, sıradanlaştırır” aforizması yeni kuşak siyasetçilerin kulağına küpe olmalıdır. Zira CHP’li seçmenin özel ve anlamlı günlerdeki hassasiyeti ideolojik değerleri yaşatmak ve bu değerlere saygı duymak yönündedir. Eğer bu bilinç hatırlanmazsa; toplumun güveni, kurumların saygınlığı daha da zedelenecektir.
Bizden söylemesi…




