Geçtiğimiz günlerde kaleme aldığımız “Sandık varsa aday da olur” başlıklı yazıda, Yeni Parti’de kongre takviminin yaklaşmasıyla birlikte Muğla siyasetinde hareketliliğin de arttığına dikkat çekmiştik. Özellikle eski milletvekili Süleyman Girgin’in son dönemdeki siyasi performansına bakıldığında, kulislerde “aday olacak” değerlendirmelerinin yapılmaya başlandığını aktarmıştık. Yazının ardından kendisiyle görüştük ve Girgin, siyasi kulislerde yer alan iddialara yönelik açıklamalarda bulundu. Girgin’in açıklamaları, bu kulis bilgisinin biraz daha farklı okunması gerektiğini gösteriyor. Girgin, kendisiyle ilgili “nöbetçi aday” ya da “il başkanlığına hazırlanıyor” şeklindeki değerlendirmelerden rahatsız. Çünkü onun ifadesiyle mesele bir makam, bir koltuk ya da bir sonraki seçimde aday olma hesabından ibaret değil. Girgin kendisini şöyle tanımlıyor: “Ben nöbetçi aday değil, dava adamıyım.” Bu cümle, aslında Girgin’in içinde bulunduğu süreci nasıl okuduğunu da anlatıyor.
“Biz okyanusu düşünüyoruz”
Girgin, Yeni Parti Muğla milletvekilleriyle birlikte hareket ettiklerini, üç milletvekilinin de çalışmalarına destek verdiğini, birlikte hareket ettiklerini ve bu çalışma biçiminin milletvekilleri tarafından da olumlu karşılandığını, “Girgin dördüncü milletvekili gibi çalışıyor” yorumlarına neden olduğunu ifade ediyor. Girgin’in dikkat çeken bir başka cümlesi ise siyasi kulislerde uzun süre konuşulacağa benziyor: “Biz okyanusu düşünüyoruz, birileri de Akbük bizim olsun diye düşünüyor.” Girgin’in bu sözünü, yalnızca Muğla’daki siyasi rekabet üzerinden değil, Yeni Parti’nin kuruluş sürecine ilişkin yaklaşımının bir özeti olarak okumak gerekiyor. Çünkü Girgin, kişisel siyasi pozisyonundan çok, yeni partinin örgütlenmesi ve gelecekte başarılı olması gerektiğini savunuyor.
İstifa sürecinden örgütlenme sürecine
Girgin, 265 eski milletvekilinin istifa ederek YENİ Parti’ye üye olduklarını da hatırlatıyor. Bugün gelinen noktada ise aynı anlayışın devam ettiğini belirtiyor. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in eski milletvekillerine gönderdiği yazı da bu noktada önem taşıyor. Bilmeyenler olabilir (!) YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, yaklaşan ilçe ve il seçimleri öncesinde eski milletvekillerinden sürece katkı vermelerini konusunda kendilerine yazı gönderiyor. Eski milletvekillerinden genel merkezin koordinasyonunda yürütülecek süreçte görev almaları, öncelikle tüm üyelerin katılımıyla yapılacak başkanlık seçimlerinin yönetimine, ardından oluşturulacak yönetim listelerinin kapsayıcılık, temsil dengesi, liyakat ve partinin hedefleri açısından değerlendirilmesine katkı sunmaları isteniyor. Sanıyoruz Girgin’in “görev” anlayışı da tam burada devreye giriyor. Bu kapsamda Girgin’in kongreler sürecinde Muğla’daki çalışmalarının yanında Denizli’de görevlendirilmesi bekleniyor.
“Siyasi görevler dönemlerle sınırlı olabilir…”
Girgin, milletvekilliğinin sona ermesinin siyasi sorumluluğun sona ermesi anlamına gelmediğini düşünüyor. Bu yaklaşımını şu sözlerle ifade ediyor: “Siyasi görevler dönemlerle sınırlı olabilir; ancak demokrasiye, ortak siyasi birikimimize ve ülkenin geleceğine karşı sorumluluğumuz devam eder.” Ardından da ekliyor: “Sorumluluğumuzun gereğini yerine getirmek, sürece katkı sağlamak öncelikli görevimiz. Başımızı kuma gömemeyeceğimize göre mücadeleye ve sürece katkı vermeye devam edeceğiz.” Bu sözler, Girgin’in bugün için kendisine bir makam aramadığını anlatma çabasının da özeti.
“Örgütüm ne görev verirse yapmaya hazırım”
Peki, Girgin il başkanlığına aday mı? Girgin bu sorunun kendisine yöneltilmesinden ve “il başkanlığına aday oluyor” şeklindeki değerlendirmelerden rahatsız. Çünkü kendisini herhangi bir göreve endekslemek istemiyor. Sendikal mücadeleden gelen, toplumsal mücadeleyi siyasetin temel unsurlarından biri olarak gören bir siyasi çizgide olduğunu söylüyor. Ve son noktayı da oldukça net koyuyor: “Ben toplumsal mücadeleye inanmış, sendikal mücadeleden gelen bir ismim. Bu partinin her kademesinde görev yaparım. İlçe kongreleri tamamlandıktan sonra örgütüm bana ne görev verirse yapmaya hazırım.” İşte bu cümle, aslında bütün tartışmayı başka bir yere taşıyor. Girgin “adayım” demiyor. “Kesinlikle aday değilim” de demiyor. Daha farklı bir şey söylüyor: “Örgütüm ne görev verirse yaparım.”
“Nöbetçi aday değilim, dava adamıyım”
Bilindiği gibi Muğla siyasetinde kulisler hızlı çalışır. Bir isim biraz görünür hale geldi mi hemen bir görev yakıştırılır. Bir siyasetçi sahada çalışıyorsa “aday olacak” denir. Toplantılara katılıyorsa “başkanlığına hazırlanıyor” denir. Örgütle temas kuruyorsa “liste çalışıyor” yorumları yapılır. Süleyman Girgin’in itirazı tam da bu noktada. O, yaptığı çalışmanın bir koltuk hesabı üzerinden okunmasını istemiyor. Bugün için söylediği şey açık: “Ben nöbetçi aday değil, dava adamıyım.” Gerisini ise örgütün iradesine bırakıyor. Bu durumda bizim daha önce söylediğimiz söz de hâlâ geçerli: “Sandık varsa aday da olur”. Girgin’in ifadesiyle söyleyecek olursak;” Okyanusu kim düşünüyor? Akbük’ü kim istiyor? onu da zaman gösterecek…




