Ege kıyıları uzun zamandır kültür ve sanat festivallerinin en güçlü rotalarından biri. Özellikle eylül ve ekim ayları, bölgede ardı ardına düzenlenen etkinliklerle adeta bir “festival hattı” oluşturuyor. Ancak son yıllarda bu alışkanlık ciddi bir sınavdan geçiyor: İklim değişikliği…
Eski Sonbaharlar Yok
Eskiden “ılıman sonbahar” diye tarif edilen dönem, bugün artık öngörülebilir değil. Ani sağanaklar, serinleyen akşamlar ve düzensiz rüzgârlar açık hava etkinliklerini riske atıyor. Birçok festival veya şenlik ya iptal ediliyor ya da ertelenmek zorunda kalıyor. Bu durum yalnızca organizasyonların emeğini ve bütçesini zora sokmuyor; aynı zamanda gelecek konuklar ve izleyiciler için de sıkıntı yaratıyor.
Turizm Sezonu Zaten Uzun ve Uygun
Oysa Muğla, Türkiye’nin en uzun ve en hareketli turizm sezonuna sahip kentlerinden biri. Mayıs’tan eylül sonuna kadar süren sıcak ve açık hava koşulları, kültür ve sanat etkinliklerinin, festival ve şenliklerin güvenle gerçekleştirilebileceği uzun bir zaman dilimi sunuyor. Kısacası, kültür-sanatın, festival ve şenliklerin turizm sezonuyla bütünleşmesi için doğal koşullar zaten hazır.
Ortak Akıl Meclis İradesi
Tam da bu noktada yönetişim devreye giriyor. Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi, ilçe belediye meclis üyelerinden oluşuyor. Yani kent bütününün kültür politikası ortak bir iradeyle şekillenebilir. Alınacak bir tavsiye kararı ile festival ve şenliklerin tarihleri, sonbahardan sezona kaydırılabilir. Bu bir takvim düzenlemesinin ötesinde yeni bir kent stratejisi olarak gerçekleşebilir. Bu yaklaşım, ilçeler arasında kültürel bir akış da yaratır. Fethiye’den Marmaris’e, Datça’dan Bodrum’a uzanan festival hareketliliği; Muğla merkez ile güçlü bir kültür bağı kurabilir. Kent merkezi Menteşe idari merkez kimliğinin yanında bu kültür bağıyla kültür ve sanatın paylaşımın merkezi olabilir.
Muğla’nın Yaşayan Kültür Rotası
Mabolla Antik Kenti, Değirmendere Kanyonu, Tarihi Muğla Evleri, Arasta, Saburhane ve Konakaltı aksında düzenlenecek açık hava etkinlikleri; yerel üreticiler, sanatçılar ve gastronomi mekânlarıyla bütünleştiğinde şehir, yaz aylarında yaşayan bir kültür rotasına dönüşür. Böylece Muğla, yalnızca deniz ve sahil turizmiyle değil, çok katmanlı bir kültür destinasyonu olarak konumlanabilir.
Yeni İklim Koşulları ve Eylem Planları
Bugün festival takvimini yeniden düşünmek, yalnızca organizasyon kolaylığı için değil, iklim değişikliğinin yeni gerçeklerine uyum sağlamak için de gerekli. Birçok belediyenin ve Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) mevcut. Bu plan kapsamında kent genelinde açık alan etkinliklerinin hava koşullarına göre yeniden planlanması, güneşlenme sürelerinin kültürel faaliyet planlamalarına dahil edilmesi öngörülüyor. Bu resmi plan, festival takvimi değişikliğinin kentsel stratejiyle uyumlu olduğunu açıkça destekliyor. Fethiye’den Marmaris’e, Datça’dan Menteşe’ye kadar benzer uygulamalar, kültürel faaliyetlerin yaz sezonunda daha sürdürülebilir yürütülebileceğini gösteriyor. Dolayısıyla festival ve şenlik takviminin sezona çekilmesi yeni bir başlangıcın ötesinde mevcut eğilimin kurumsal bir politika haline getirilmesi anlamı taşıyor.
Toparlayalım. Artık yıllardır süregelen “Sonbahar Ege Festivalleri” geleneğini, “Muğla Yaz Kültür Sezonu” vizyonuyla tazelemenin zamanı gelmiştir. Muğla’nın buna hem tarihi hem kültürü hem de toplumsal hafızası hazırdır. Bu öneri, yalnızca bir takvim değişikliğinin ötesinde Muğla’nın kültür kimliğini geleceğe taşıyacak bir ortak akıl davetidir.




