Bugün 18 Mart.
Çanakkale Savaşı’nın üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti. Siperler sustu, toplar gömüldü, üniformalar tarihin sayfalarına karıştı. Ama o büyük savaşın geride bıraktığı iki ses hâlâ yaşıyor: Bu topraklarda bir türkü, karşı kıyılarda bir şarkı…Biri Anadolu’nun bağrından kopup gelen; Çanakkale Türküsü,
Diğeri pek bilinmese de Anzak’lar için yazılan; “And the Band Played Waltzing Matilda” dır…
Savaş bitti belki, ama insanın içindeki sızı hiç bitmedi.
“Çanakkale içinde aynalı çarşı…” diye başlayan o türkü, bir ulusun mücadelesini anlatır. Cepheye giden gençlerin annelerine, sevdiklerine ve hayata bıraktığı son bakışı…
“Off, gençliğim eyvah!” diyen her dize, sadece bir askerin değil, toprağa düşen bir kuşağın ağıdıdır. O türküde kahramanlık vardır, ama gösteriş yoktur. Acı vardır, ama abartı yoktur. Ve en önemlisi, derin bir kabulleniş vardır: Vatan için ödenen bedelin sessizce omuzlanışı.
Öte yanda, binlerce kilometre uzakta, Avustralya ve Yeni Zelanda’den yola çıkan gençlerin hikâyesi vardır. Onlar için Çanakkale, bilmedikleri bir coğrafyada, anlamını tam kavrayamadıkları bir savaşın ortasında kalmaktır. Ve yıllar sonra bu hikâye bir şarkıya dönüşür:
“And the band played Waltzing Matilda / As the ship pulled away from the quay”…
(Ve gemi rıhtımdan uzaklaşırken / Orkestra Matilda Valsini çalmaya başladı…)
Bu şarkı, bir askerin gözünden anlatılan bir kırılmadır. Gururla başlayan bir yolculuğun, sakatlıkla, kayıpla, hüsranla ve sorgulamayla bitişidir. Eric Bogle’un kaleminden çıkan bu eser Anzak ve Yeni Zelandalı askerler için savaşın anlamsızlığına dair güçlü bir itiraftır.
İşte tam burada iki ses birleşir.
Bir türkü ve bir şarkı…
Biri “Ana ben gidiyom düşmana karşı” derken,
Diğeri “Neden gittiğimizi hâlâ bilmiyorum” diye sorar.
Ama ikisinin de vardığı yer aynıdır: Kayıp, yas ve geride kalan sessizlik…
Çanakkale’de karşı karşıya gelenler, aslında aynı kaderi paylaşmıştır. Aynı yaşta gençler, farklı dillerde dua eden anneler, yarım kalan hayatlar…
Çanakkalenin siperlerinin ardından bir annenin sesiyle söylenen bir türkü ve bir Anzak askerinin iç sesiyle yazılmış bir şarkı. Biri bu toprağın türküsüne, diğeri okyanus ötesinin şarkısına dönüşmüştür. Bugün 18 Mart’ta, o büyük savaşı anarken bu iki ses kendi efkarıyla söylenmeye devam etmektedir. Biri bize neden direndiğimizi, diğeri neden savaştığını bilmediğini hatırlatır.
Savaşlar bitse de hikayeleri bitmez. Belki de en gerçek tarih, tam olarak burada saklıdır.
Kurtuluş Savaşı’nın kapısını aralayan Çanakkale Savaşı’nın simge komutanı Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, silah arkadaşlarını, bu topraklar uğruna can veren aziz şehitlerimizi ve tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anarak bitirelim.




