Aras, Altı gün önce “Kesinlikle hayır” demişti…

8

Aras’ın istifası ve kaybolan güven
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, CHP üyeliğinden istifa ederek görevini bağımsız sürdüreceğini açıkladı. Oysa altı gün önce AK Parti’ye geçeceği iddialarını kesin bir dille reddetmişti. Siyasette söylenen sözlerle atılan adımlar arasındaki mesafe, şimdi yalnızca bir parti tercihinin ötesinde siyasal güven meselesini de tartışmaya açıyor. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, CHP üyeliğinden ayrıldığını ve belediye başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini duyurdu. Aras, kararını bir süredir kendisi üzerinden yürütülen siyasi tartışmaların belediye çalışmalarının önüne geçmesiyle gerekçelendirdi. Açıklamasında, Muğla’nın çıkarları doğrultusunda merkezi yönetim, kamu kurumları, siyasi partiler, ilçe belediyeleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapacaklarını belirtti. Ancak bu açıklama, beraberinde daha önemli bir soruyu getirdi: Altı gün önce kesin bir dille reddedilen siyasi yön değişikliği tartışması, bugün hangi noktaya geldi?
Altı günün siyasi hafızası
10 Ekim’de Ahmet Aras’a AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddialar sorulduğunda yanıtı açıktı: “Kesinlikle hayır. Ne AKP ne de başka bir parti. Bunu defalarca dile getirdim. Yolumuza CHP çatısı altında devam edeceğiz.” Aynı gün AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın’ın CNN Türk yayınında yaptığı açıklama ise siyasi kulisleri hareketlendirmişti. Yalçın, yeni katılımlara ilişkin değerlendirmesinde, “İsim vermeyeyim ama sırada bir büyükşehir var. En kısa sürede inşallah göreceğiz” demişti. Bu açıklamanın ardından Muğla ve Ahmet Aras’ın adı olası siyasi geçişler arasında anılmaya başladı. Aras’ın kesin ifadelerle yaptığı açıklama ise bu tartışmalara karşı bir yanıt olarak değerlendirildi. Aradan yalnızca altı gün geçti. Aras, CHP üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu. Elbette  CHP’den istifa etmek, AK Parti’ye katılmak anlamına gelmiyor. Aras, mevcut açıklamasında herhangi bir partiye katılacağını bildirmedi. Dolayısıyla siyasi geleceğine ilişkin kesin bir hüküm vermek için henüz yeterli veri yok. Aras, YENİ Parti’ye de geçebilir. Böyle bir karar istifa nedeniyle oluşan tepkileri kısmen azaltabilir. AK Parti’ye geçmesi durumunda ise, iş başka bir boyuta taşınabilir. Ne olursa olsun bu ayrım, yaşanan siyasi çelişkiyi ortadan kaldırmıyor. Çünkü tartışmanın merkezinde yalnızca hangi partiye geçileceği değil, kamuoyuna verilen açık sözlerin siyasi karşılığı da bulunuyor.
Gazetecilikte beyan, siyasette sorumluluk
Biz de altı gün önce Ahmet Aras’ın açıklamasını değerlendirirken, seçmenini yanıltmayacağına ve siyasi rotasının belli olduğuna ilişkin ifadeler kullandık. Gazetecilikte, bir kişinin kendisine yöneltilen soruya verdiği açık yanıtın ya da yaptığı açıklamasının esas alınması gerektiği düşüncesiyle hareket ettik. Bugün gelinen noktada, bu değerlendirmemizin bizi de yanılttığını kabul etmek gerekiyor. Gelişmeler, daha önceki değerlendirmelerin yeniden gözden geçirilmesini gerektirebilir. Bizim açımızdan mesele, bir siyasetçinin parti değiştirmesinin ötesinde mesele, altı gün önce “Ne AKP ne de başka bir parti” denilmesinin ardından CHP üyeliğinden ayrılma kararının açıklanmasıdır. Bu gelişme, Ahmet Aras’a duyulan güveni ciddi biçimde zedelemiştir. Üstelik bu güven kaybı yalnızca siyasi rakiplerinin yorumlarıyla sınırlı kalmayabilir; kendisine inanan oy veren seçmenleri de ilgilendirir. İstifa açıklamasının ardından CHP Muğla İl Başkanı Halil Karahan Aras’ın kararına tepki gösterdi. Karahan, siyasi etik ve sorumluluk vurgulu  açıklamasında “Belediye Başkanlığından da istifa et” çağrısı yaptı.
Bağımsızlık bir durak mı, yeni bir siyasi rota mı?
Aras, belediye başkanlığı görevini bağımsız sürdüreceğini söylüyor. Bu kararın nasıl bir siyasi çizgiye dönüşeceğini ise önümüzdeki günler gösterecek. Ortada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay örneği var. Merkezi yönetimle ve farklı siyasi partilerle Muğla’nın yararına iş birliği yapılması, yerel yönetim açısından kendi başına olağan dışı bir durum değildir. Belediyelerin hizmet üretmek için merkezi idareyle ilişki kurması gerekir. Ne var ki bu iş birliği vurgusunun, CHP’den ayrılma kararının hemen ardından gelmesi, açıklamanın siyasi anlamına ilişkin soruları da beraberinde getiriyor. Bağımsızlık, siyasi tercihlerin sona erdiği bir alan değildir. Tam tersine, yeni tercihler için daha fazla açıklık ve hesap verebilirlik gerektirir. Seçmen, kendisine oy verirken hangi siyasi zeminde durulduğunu bilmek ister. Bir partiden ayrılmak elbette demokratik bir haktır; ancak bu kararın gerekçeleri ve sonuçları konusunda kamuoyuna karşı sorumluluk da devam eder. Ahmet Aras’ın bundan sonra AK Parti’ye katılıp katılmayacağı konusunda şu aşamada kesin konuşmak mümkün değil. Böyle bir adım atılırsa, bugün yaşanan tartışma yeni bir boyut kazanacaktır. Atılmazsa da altı gün arayla yapılan iki açıklama arasındaki mesafenin izah edilmesi gerekecektir.
Siyasette sözün ağırlığı
Ahmet Aras, açıklamasını “Benim tarafım Muğla’dır” sözleriyle tamamladı. Kuşkusuz bir belediye başkanının önceliğinin kenti ve hemşehrileri olduğunu söylemesi önemlidir. Ancak siyasi güven, yalnızca iyi niyet beyanlarıyla değil, sözler ile kararlar arasındaki tutarlılıkla kurulur. Bugün Muğla’nın önündeki mesele, yalnızca Ahmet Aras’ın hangi siyasi partiye katılacağı değildir. Aynı zamanda seçmenin siyasi açıklamalara ne ölçüde güvenebileceği, siyasetçinin değişen kararlarını ne kadar açık biçimde açıklamak zorunda olduğu meselesidir. Altı gün önce verilen kesin yanıt, bugün yaşanan istifayla birlikte yeniden okunuyor. Siyasette kararlar değişebilir. Fakat değişen kararların açıklanması, verilen sözlerin hesabının verilmesi ve güvenin korunması sorumluluğu değişmez.
Muğla şimdi Ahmet Aras’ın bir sonraki siyasi adımını bekliyor. Ancak o adımdan önce yanıtlanması gereken bir soru var: Altı gün önce kesin bir dille reddedilen ihtimalin ardından, kamuoyunun güveni nasıl yeniden kurulacak?
Toparlayalım. Ahmet Aras’ın istifası, Muğla kent siyasetinin dengelerini mutlaka değiştirecektir. Zira Aras’a oy veren seçmenin bir kısmı hala CHP’de. Aras’ın henüz kesinleşmiş bir parti tercihi olmasa da istifası Muğla’daki siyasi dengeleri ve yerel yönetim ilişkilerini de mutlaka etkileyecektir.
Muğla seçmenine uyarı
Zamanı geldi, hatta geçiyor. Muğla’yı ve Muğla seçmenini uyaralım: “Siyaset eliyle Muğla’da bir film çevriliyor. Bu filmin senaryosu da giderek netleşiyor.” Tam da bu noktada, yarın yapılacak YENİ Parti Muğla İl Başkanlığı ön seçimi daha da önem kazandı. Ankara ziyaretinin Muğla siyasetindeki etkilerinin ardından, Tanju Satılmış’ın il başkan adaylığından vazgeçtiğine ilişkin bir açıklama beklenirken, CHP eski Muğla Milletvekili Süleyman Girgin’in YENİ Parti Muğla İl Başkanlığına aday olduğu bilgisi geldi. Çok geçmeden Girgin de sosyal medya hesabından adaylığını duyurdu. Ancak Girgin’in gerekçeli açıklaması bizi tatmin etmedi. Başkalarını da tatmin etmemiş olacak ki adaylık açıklamasına yönelik parti içinden gelen eleştiriler gecikmedi. “Nail Kızıl’ın karşısına Tanju Satılmış’ı çıkaran, ancak statik hesabı tutmayan karargâh mühendisleri şimdi de Süleyman Girgin’i mi aday çıkardı?” sorusu ve “seni kim ikna etti?” benzeri yorumlar gündeme taşındı. Biz bu sürecin başından beri aynı noktaya dikkat çekiyoruz. Örgüt iradesi korunmalı, ön seçim ve sandık tartışmaların üzerinde tutulmalı. Üyelerin özgür iradeleriyle karar vermelerinin önüne hiçbir güç, hiçbir hesap ve hiçbir siyasi mühendislik geçmemeli. Önerimizi bir kez daha tekrarlayalım: YENİ Parti üyeleri, sandıkla aralarına ruhban sınıflarının girmesine izin vermemeli. Kararı karargâhlar değil, örgüt vermeli. Muğla’nın siyasi geleceğine yön verecek irade, kapalı kapılar ardında kurulan hesaplarda değil, üyelerin özgürce kullandığı oylarında ortaya çıkmalı. Yarın sandık kurulacak. Bakalım senaryoyu yazanlar mı kazanacak, yoksa son sözü örgüt mü söyleyecek?

Haberi Paylaş