Haftanın son iş günü geldi çattı. CHP Menteşe İlçe Çalıştayı’nın üzerinden neredeyse bir hafta geçti ancak içeriğine dair notlar bu köşede yer almaya devam ediyor. Çalıştaya katılan az sayıdaki gazeteciden biri olarak şunu özellikle belirtmek gerekir; Ahmet Aras’ın parti programının sahaya yansıtılmasına ilişkin yaptığı değerlendirmelerin salonla sınırlı kalmasını istemedik. Nitekim basınla ilişkilere dair mesajlarını “Başkan Aras’tan Basınla İlişkilerde Empati ve Diyalog Vurgusu” başlıklı haberimizde ve “CHP’de Kurultaydan Sokağa Uzanan Bir Örgütlenme Modeli” başlıklı köşe yazımızda aktardık. İyi ki de aktarmışız, zira bu değerlendirmeler birçok gazeteci ve köşe yazarına da kaynak oluşturdu. Dileğimiz, bu tür toplantılara daha fazla basın çalışanının katılması.
Muğla’nın Çevre Mücadelesi
Ahmet Aras’ın çalıştayda yaptığı açıklamalara yönelik notumuza geçmeden bir parantez açalım. Bilindiği gibi Muğla, son yıllarda maden yasası düzenlemeleri ve enerji politikaları ekseninde yoğunlaşan çevre tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Ormanlar, zeytinlikler ve kıyı alanları üzerindeki baskı yalnızca ekolojik bir tehdit olmasının ötesinde Muğla’da bir yaşam hakkı sorunu olarak görülüyor. Bu nedenle kentte yükselen çevre mücadelesi, doğayı korumanın ötesine geçmiş durumda. Sağlıklı çevrede yaşama hakkı, yerel üretimin sürdürülmesi ve gelecek kuşakların korunması talebi güçlü bir toplumsal duruşa dönüştü. Parantezi kapatarak devam edelim.
Başkan Aras’ın “Edilgen Kalmayız” Mesajı
Başkan Aras, çalıştayda il genelinde yürütülen çevre mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Danıştay’ın kıyı planları ve çimento planlarına ilişkin iptal kararlarını hatırlatan Başkan Aras çalıştayın içeriğine yönelik konuşmasının bir yerinde şunları söyledi: “Kıyı planlarının iptal edildiğini, çimento planlarının iptal edildiği biliyorsunuz. Olsun. Mahkemeden döndü biliyorsunuz çimento planlarının iptali. Önemli değil arkadaşlar olabilir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak idarelerimizi ortaya koyduk mu? Koyduk. Bitti. Gerçekten de bu memlekette yapılacak her türlü işte biz söz sahibi olmak zorundayız. Edilgen kalamayız… Ne oldu? Mahkeme dedi ki; ‘Kardeşim meclisin plan iptal etme yetkisi vardır. Ancak görüş toplamamış’ dedi. Tam olarak eksik görüş toplamış değil, iptal etti usulden. Ama meclisin etkisi olduğuna hükmetti mahkeme. Bu kadar… Normalde böyle bir mevzuat da yok. İptal edilirken ‘tekrar görüş toplanacak’ diye bir mevzuat da yok. Ama mahkeme bu şekilde takdir etti. Biz de şimdi o görüşleri tekrar hemen hazırlayıp, gereken uygulamayı yeniden hayata geçireceğiz”…
Milas Mitingi Vurgusu
Çevre mücadelesinin hukuki zeminin yanında toplumsal alanda da sürdüğünü hatırlatan Başkan Aras, Milas’ta düzenlenen mitingin, Genel Başkanın davet edilmesiyle birlikte geniş katılımla gerçekleştiğini belirtti. Başkan Aras, farklı illerden gelen partililerin de desteğiyle güçlü bir ses verildiğini ifade ettiği konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün Deştin’de olduğu gibi Akbelen’de, Yatağan’da, Milas’ta 164 bin dönümde maden ruhsatı var arkadaşlar. Sayın Genel Başkanımız Milas mitinginde söyledi. Genel Başkanımızı Milas’a bizler davet ettik. Dedik ki, ‘Burada acele kamulaştırma var. Millet iradesine sahip çıkıyor mitingini Milas’ta yapalım’ dedik. İstanbul dışında ilçelerde miting yapılmamasına rağmen biz Nail Başkanımla birlikte genel başkanla görüşerek Milas mitingini gerçekleştirdik. CHP’li üyeleri, bütün yöneticilerimiz, herkes hep beraber çalıştı. İstanbul’dan da gelen vardı, İzmir’den de, Aydın’dan da, Denizli’den de gelenler vardı ve çok etkili bir miting oldu Milas’ta, çok başarılı bir miting oldu. Sonrasında bunun tabii ki yankıları hala sürüyor, ciddi geri dönüşler oluyor bu mitingle ilgili. Ve oradaki acele kamulaştırma kararında ve bu bahsettiğim mücadelelerde, güçlü bir ses vermiş olduk”…
Bir tespitle bitirelim. CHP’nin Menteşe Çalıştayı’ndan yansıyan bu notlar, Muğla’daki çevre mücadelesinin siyasi, hukuki ve toplumsal boyutlarını ortaya koyar nitelikteydi. Milas mitingi ise çevre mücadelesi açısından önemli bir dönüm noktası oldu.




