“Acil Demokrasi” Böyle Bir Şey Olsa Gerek…

8

Muğla siyasetinde bir yanda belediye başkanlarının parti değiştirmesiyle genişleyen bir Yeni Parti tablosu var. Diğer yanda ise partinin kongre takvimi ve bu takvimin içinde üyelerin önüne konulan sandıklar… Takvime göre, 12-13 Eylül’de delege seçimleri yapıldı. Parti üyeleri, mahallelerde kendilerini ilçe kongresinde temsil edecek delegeleri belirledi. 18 Eylül’de ilçe başkanlığı adaylık başvuruları başlayacak. Ve asıl kritik tarih: 26-27 Eylül. Bu kez sandığa delegeler değil, bütün parti üyeleri gidecek. İlçe başkanlarını doğrudan üyeler belirleyecek.
Sandıkta bütün hesaplar değişebilir
Ortada ikbal ve istikbal düşkünlerinin olası bir kurgusu varsa, işte o kurgu burada bozulabilir. 11 yıl sonra seçme hürriyetine kavuşan üyeler, sandıkla aralarına bürokratları ve ruhban sınıflarını sokup sokmayacağının kararını burada verecek. Bu süreçte, özgür iradesiyle her türlü dayatmaya karşı çıkan üyeler; delege seçimlerinde zafer kazandığını sanan yeni yetme siyasetçilerin heveslerini kursaklarında bırakabilir. Çünkü delege seçiminde alınan sonuç, 26-27 Eylül’de bütün üyelerin önüne konulacak sandığın sonucunu peşinen belirlemiyor.
Bu partide zafer kolay kazanılmaz
Bilindiği gibi bu partinin ne eskisinde ne de yenisinde zafer kazanmak kolay değildir. Zafer kazanmak için yalnızca aday olmak, birilerinin desteğini almak ya da bir siyasi hesabın parçası olmak yetmez. Kentin kültürel ve siyasal kodlarını bilmek, örgütsel hafızaya sahip olmak ve ideolojik birikim taşımak gerekir. Siyaset biraz da geçmişi bilmek, bugünü okumak ve yarını öngörebilmektir. Herşeyin ötesinde de yerli domatesi, galle patlıcanı bilmek gerekir…
“Acil Demokrasi” böyle bir şey olsa gerek…
Takvime göre 3-6 Ekim arasında ilçe kongreleri yapılacak. Kongrede yeni seçilen delegeler oy kullanacak. Yeni Partili yöneticilerin anlatımına göre bu kongreler usulen yapılacak. Delegelerden biri çıkıp sürpriz yaparak kongreyi kazansa bile (!) mazbatasını aldıktan sonra görevden alınacağı ve yerine üyelerin seçtiği ilçe başkanının atanacağı ifade ediliyor. İşte burada insanın aklına ister istemez şu geliyor: “Acil Demokrasi” böyle bir şey olsa gerek… Takvim açık: 26-27 Eylül’de üyeler ilçe başkanı ön seçimi için sandığa gidecek. 3-6 Ekim’de ise belirlenen delegelerin katılımıyla ilçe kongreleri yapılacak. Yani ön seçim ile kongre aynı şey değil. Tam da bu nedenle önümüzdeki sandıkların yalnızca birer kongre prosedürü olmadığını söylemek mümkün.
Belediye sayısı siyasi ağırlık demek mi?
Yeni Parti, artık yalnızca yeni kurulmuş bir siyasi yapı olarak değil, şimdilik (!) önemli bir belediye ağına sahip parti olarak kongre sürecine giriyor. Son olarak Ula Belediye Başkanı Mehmet Caner, 9 belediye meclis üyesiyle birlikte Yeni Parti’ye geçti. Ula Belediye Meclisi’nde 2 üye CHP’de kaldı. Ardından Köyceğiz geldi. Belediye Başkanı Ali Erdoğan ile birlikte 10 belediye meclis üyesi Yeni Parti’ye geçti. CHP’de ise 1 meclis üyesi kaldı. Böylece Yeni Parti’nin Muğla’daki belediye başkanı sayısı 8’e yükseldi. CHP’nin 2024 yerel seçimlerinde kazandığı 11 belediyeden 8’inde belediye başkanları bugün Yeni Parti çatısı altında. Bu tablo, Muğla siyaseti açısından elbette önemli. Ancak belediye sayısı ile siyasi ağırlık her zaman aynı şey değildir. 26-27 Eylül sandığından sonra asıl tartışılması gereken konulardan biri de bu olacak. “Zamanı gelince oraya da bakarız” diyerek toparlayalım.
Siyasi ağırlığı örgüte dönüştürmek
Soru şu: Yeni Parti, yeni katılan belediyeler üzerinden oluşan siyasi ağırlığı örgüt gücüne dönüştürebilecek mi? Değişim kurultayının atmosferinde gerçekleşen yerel seçimlerde aday olan, örgütün desteği ve seçmenin refleksiyle belediye başkanı seçilen isimlerin kaçı, bugün sahip oldukları siyasi ağırlığı (!) Yeni Parti’nin örgütsel gücüne dönüştürebilecek?
Yoksa yine halk hareketinin, örgüt refleksinin sırtına binip mayınlı tarladan öyle mi geçilecek?  Asıl mesele biraz da burada. Zira belediye başkanlarının parti değiştirmesiyle oluşan siyasi tablo, kendiliğinden güçlü bir örgüt anlamına gelmez. Siyasi ağırlığın kalıcı hale gelmesi için bunun sandığa, üyeye, örgüte ve sahaya yansıması gerekir.
Bir de şu yüzde 49 meselesi var…
Bir hatırlatmayla bitirelim. Önümüzdeki seçimlerde Muğla’da aynı seçmen kitlesi, iki ayrı parti gerçeğiyle sandığa gidecek. Muğla’daki toplam seçmenin yaklaşık yüzde 49’u CHP’li belediyelerin yönettiği ilçelerde yaşıyor. Başka bir ifadeyle, Muğla’da sandığa gidecek her iki seçmenden biri Bodrum, Fethiye ya da Milas’ta yaşıyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde “kaç belediye kimin elinde?” sorusunun ötesinde “hangi siyasi yapı bu seçmen gerçekliğini örgütsel güce ve sandıkta karşılığa dönüştürebilecek?” sorusuna da bakmak gerekecek. Sandık bunun için var. Ve 26-27 Eylül, bu hikâyenin ilk ciddi sınavlarından biri olacak…

Haberi Paylaş