Bir tespitle başlayalım. Muğla’da siyaset “zurnanın zırt dediği yere” geldi dayandı. 2014’te büyükşehir statüsüne geçilmesinin ardından yaşanan seçimler bir yana; bugün gelinen nokta, il genelindeki siyasi dengeler açısından en can alıcı, en hassas ve en kritik süreçlerden biri. Bir tarafta mutlak butlan tartışmasıyla başlayan, CHP’den istifalar ve YENİ Parti’ye geçişlerle devam eden siyasi hareketlilik, parti değiştiren belediye başkanları, milletvekilleri, belediye meclis üyeleri… Diğer tarafta ise bütün bu hareketliliğin ortasında işleyen bir kongre takvimi. YENİ Parti’de 12-13 Eylül’de delege seçimleri yapıldı. 18 Eylül’de ilçe başkanlığı adaylık başvuruları tamamlandı. Şimdi sıra asıl belirleyici aşamada. Yarın bütün üyeler sandık başına gidecek. Muğla genelinde 13 ilçede toplam 21 bin 547 üye, ilçe başkanlığı ön seçiminde oy kullanacak. Sandıklar iki gün boyunca ilçe binalarında 09.00-17.00 saatleri arasında açık olacak. Yani artık söz doğrudan üyenin.
Siyasetin kumaşı nerede dokunur?
İşte tam burada siyaset açısından önemli bir ayrım ortaya çıkıyor. Bir yanda örgütün kendi iradesiyle ilçe başkanını belirlemek isteyenler, diğer yanda siyaseti koridorlarda, kulislerde, masa başlarında şekillendirmeye alışmış anlayışlar. Bir tarafta örgütün tabanından yükselen ses, diğer tarafta siyasi kariyer hesabı yapanların ikbal ve istikbal arayışları. Ve elbette örgüt iradesinin yerine, başka iradelerin konulabileceği endişesi. Oysa siyasetin kumaşı masa başında değil, örgütün içinde dokunur. Ölçüyü koltukta oturanlar değil, sandığa giden üyeler belirler. Kimin ilçe başkanı olacağına, kimin hangi göreve yakışacağına karar verecek olanlar da siyasi terziler değildir. Kararı verecek olan, sandığın başındaki üyedir. Çünkü siyasetin de yerel yönetimlerin de nihai ilacı sandıktır.
Sandık koltuk tanımaz
Ve sandık; Ne danışman tanır, ne bürokrat, ne koridor, ne de koltuk. Sandık, yalnızca önüne konulan iradeyi ölçer. Bu nedenle yarın yapılacak seçimler bir ilçe başkanlığı seçiminin ötesinde YENİ Parti’nin “örgüt iradesi” iddiasının gerçek bir sınavıdır. Çünkü bir siyasi parti için örgüt demek, yalnızca il ve ilçe yöneticileri demek değildir. Örgüt; Sandığa giden üyedir, mahalledeki partilidir, kongrede söz söylemek isteyen gençtir, yıllardır parti çalışması yapan emekçidir. Ve en önemlisi, oyunun kime ait olduğunu bilen üyedir.
Asıl mesele oyun sahibi kim?
Üyenin oyuna sahip çıkması, yalnızca bir adayın kazanması ya da kaybetmesi meselesi değildir. Asıl mesele, oyun sahibinin kim olduğudur. Belki de 11 yıl sonra üyelerin önüne yeniden konulan bu sandığın en önemli tarafı tam da budur. Üye, oyunu kullanırken yalnızca bir isim seçmeyecek. Aynı zamanda siyasetin nasıl yapılacağına dair kendi sözünü söyleyecek. “Benim oyum benimdir” mi diyecek? Yoksa kendi iradesinin yerine başkasının iradesinin konulmasına mı izin verecek? İşte meselenin düğümlendiği yer burası. Sandıkla üyenin arasına kimse girmemeli. Ne bürokrasi, ne makam, ne kişisel hesap, ne de siyasi vesayet. Çünkü özgür iradeyle kullanılan bir oy, yalnızca bir kâğıda atılan işaret olmasının yanında o oy, aynı zamanda “Bu örgütün sahibi benim” deme biçimidir.
Oyunuzu kimsenin emaneti görmeyin
Gazeteci tavrı demokrasiden, aydın ve entelektüel tavırdan soyutlanamaz. O nedenle yarın sandığa gidecek YENİ Parti üyelerine söylenecek tek şey var; söz de karar da sizin. Kime oy vereceğinize kendiniz karar verin. Adayları dinleyin, ne söylediklerine bakın, ne yaptıklarına bakın, örgüt için ne düşündüklerine bakın. İlçe başkanlığını bir makam mı, yoksa bir sorumluluk mu gördüklerine bakın. Sonra da vicdanınızın, aklınızın ve siyasi iradenizin gösterdiği adaya oyunuzu verin. Ama mutlaka oyunuza sahip çıkın. Çünkü sandıkta kullandığınız oy, sadece bir ilçe başkanını belirlemeyecek. Örgütün bundan sonraki siyasi kültürüne de bir işaret bırakacak.
Muğla’nın ihtiyacı kulis değil, örgüt iradesi
Muğla siyasetinin ihtiyacı olan şey daha fazla kulis değil, daha fazla koridor siyaseti hiç değil. Muğla siyasetinin ihtiyacı olan şey örgüt iradesidir. Örgüt iradesinin en açık adresi ise sandıktır. Sandık varsa söz vardır, karar vardır, üyenin iradesi vardır. Ve nihayetinde siyasetin zurnası nerede zırt edecekse, o sesi sandık çıkarır.
İlçe yönetimleri ne olacak?
Bir tespitle başladık, bir soruyla bitirelim. Yarın gerçekleştirilecek ön seçimde ilçe başkanları belirlenecek. Peki ya ilçe yönetimleri? Bildiğimiz kadarıyla ilçe yönetimleri, 3-4 Ekim’de delegelerin katılımıyla gerçekleştirilecek ilçe kongreleri öncesinde şekillendirilecek ve kongrede delegelerin onayına sunulacak. Yani hikâyenin bir bölümü daha yeni yazılacak. İlçe başkanlarını üyelerin özgür iradesi belirleyecek; peki ilçe yönetimlerinde aynı irade nasıl işleyecek? İlginç bir sürece doğru gidiyoruz. Hadi hayırlısı…




