GECE MAÇI MUĞLA’YA ÇOK YAKIŞTI; AMA 1. LİG BAŞKA BİR DÜNYA

10

Muğla Atatürk Stadı’nda ilk kez bir gece maçı izledik. Açık söylemek gerekirse gece maçı Muğla’ya çok yakıştı. Stadın ışıkları altında oynanan karşılaşma sadece futbol açısından değil, kent yaşamı açısından da önemliydi. Akşam saatlerinde tribünlere yönelen insanlar, maç öncesi ve sonrasında kent merkezindeki hareketlilik, kafeler, restoranlar, ulaşım ve diğer ticari alanlarda oluşan canlılık bize futbolun artık yalnızca 90 dakikadan ibaret olmadığını bir kez daha gösterdi.
GECE MAÇI SADECE FUTBOL DEĞİL
Hiç kuşku yok, 1. Lig futbolu kente ekonomik ve sosyal bir hareketlilik de getiriyor. Bu nedenle saati ne olursa olsun maçları, özellikle de gece maçlarını sadece sportif bir etkinlik olarak görmemek gerekiyor. Bu maçlar aynı zamanda kentin gündüzünü ve gecesini canlandıran, insanları sokağa çıkaran, ticareti hareketlendiren ve Muğla’nın kent yaşamına yeni bir ritim kazandıran organizasyonlar. Ancak burada asıl konuşmamız gereken başka bir konu var.
LİG BAŞKA BİR DÜNYA
Muğlaspor artık 1. Lig’de ve 1. Lig başka bir dünya. Bu dünyanın kendine özgü kuralları, alışkanlıkları, organizasyon anlayışı ve profesyonellik ölçüleri var. Dolayısıyla bizim de bazı alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor. Çünkü artık BAL Ligi psikolojisiyle, sokak alışkanlıklarıyla 1. Lig’de devam edemeyiz. Sadece futbolcuların ve teknik ekibin değil; yönetimin, tribünlerin, iş dünyasının, sponsorların, yerel yönetimlerin ve hatta kentin tamamının yeni lige göre kendisini yeniden konumlandırması gerekiyor. Lig’de sadece futbol oynamak yetmez.
SAHAYI DA TRİBÜNÜ DE DİSİPLİNE ETMELİYİZ
Sahayı da tribünleri de disipline etmek gerekiyor. Stadyum kültürümüzü geliştirmek zorundayız. Rakibe, hakeme, futbolcuya, konuk takıma ve taraftara karşı davranış biçimimiz artık Muğla’nın futbol kültürünün bir parçası olarak görülmeli. Çünkü Muğla’ya gelen her takım aynı zamanda bizim misafirimizdir. Bu noktada Muğlaspor Kulüp Başkanı Menaf Kıyanç’ın konuk takım yönetimini ve soyunma odasını ziyaret etmesi gibi küçük görünen ama aslında çok değerli davranışların altını çizmek gerekiyor. Rakip takım başkanına gidip “Hoş geldiniz” demek… Maç öncesinde veya sonrasında karşılıklı nezaket göstermek… Bunlar futbolun sonucunu değiştirmez. Ama Muğla’nın marka değerini değiştirir. Bizim yeni dönemde buna ihtiyacımız var. Rakibimizi düşman değil, rakip olarak görmek zorundayız. Sahada mücadele edeceğiz, tribünde takımımızı destekleyeceğiz ama maçın dışında futbolun ortak kültürünü yaşatacağız. Çünkü 1. Lig yalnızca daha iyi futbolcuların oynadığı bir lig değildir. Aynı zamanda daha yüksek temsil, daha yüksek organizasyon ve daha yüksek sorumluluk ligidir.
İŞ DÜNYASI MUĞLASPOR’A YENİDEN BAKMALI
Bir başka mesele de iş dünyası. Muğlaspor’un 1. Lig’e yükselmesi yalnızca kulübün meselesi değildir. Bu şehirde ticaret yapan, yatırım yapan, turizm yapan, üretim yapan herkesin meselesidir. Çünkü güçlü bir 1. Lig takımı, Muğla’nın görünürlüğünü artırır. Hafta sonu veya hafta içi kente gelen deplasman takımları, yöneticiler, taraftarlar ve spor insanları kent ekonomisine doğrudan katkı sağlayabilir. Konaklama, yeme içme, ulaşım, alışveriş, kent merkezindeki ticari hareketlilik… Bütün bunlar futbol ekonomisinin parçalarıdır. Dolayısıyla Muğla iş dünyasının da artık Muğlaspor’a bakışını değiştirmesi gerekiyor. Sponsorluk, yalnızca kulübe para vermek değildir. Sponsorluk aynı zamanda marka görünürlüğü, kent aidiyeti ve ortak bir hikâyenin parçası olmaktır. Lig seviyesinde daha güçlü sponsorluk modelleri, daha kurumsal iş birlikleri ve daha uzun vadeli projeler geliştirmek zorundayız. Kulübün de iş dünyasına sadece “destek olun” demek yerine, “Bu iş birliğinin size ve kente ne katacağını” anlatabilmesi gerekiyor.
MAÇ GÜNÜ EKONOMİSİ OLUŞTURMALIYIZ
Gece maçı bir başlangıç olabilir. Atatürk Stadı’ndaki gece maçı bize aslında önemli bir şey gösterdi: Muğla’nın buna ihtiyacı var. Gece maçı kentte başka bir atmosfer yaratıyor. Şehrin ışıkları, tribünlerin doluluğu, maç öncesi hareketlilik, insanların aileleriyle ve arkadaşlarıyla, ötesinde ilçelerden gelen çok sayıda futbolseverin stada gelmesi… Bunların tamamı yeni bir kent alışkanlığının başlangıcı olabilir. Ama bunun sürdürülebilir olması gerekiyor. Muğlaspor’un 1. Lig’deki varlığını yalnızca maç günlerine sıkıştırmamalıyız. Maç günü ekonomisi oluşturmalıyız. Maç öncesi etkinlikler, taraftar alanları, sponsor aktiviteleri, çocuklara yönelik organizasyonlar, kent merkezinde futbol temalı etkinlikler ve deplasman takımlarının taraftarlarına yönelik karşılama organizasyonları düşünülebilir. Böylece futbol, 90 dakikadan çıkar ve kent yaşamının bir parçası haline gelir.
YENİ BİR MUĞLASPOR’A İHTİYACIMIZ VAR
Burada mesele sadece Muğlaspor’un 1. Lig’de kalıcı olup olmayacağı değildir. Asıl mesele, Muğla’nın 1. Lig’e hazır olup olmadığıdır. Bence bu soruyu kendimize sormalıyız. Kulüp hazır mı?, Tribün hazır mı?, İş dünyası hazır mı?, Sponsorluk sistemi hazır mı?, Kent organizasyon olarak hazır mı?, Konuk takımları ağırlama kültürümüz hazır mı?, Stadyum kültürümüz hazır mı? Eğer cevaplarımızın bazıları “hayır” ise bundan rahatsız olmamalıyız. Zira bunların tamamı geliştirilebilir. Yeter ki 1. Lig’i sadece futbolcuların ve teknik ekibin işi olarak görmeyelim. 1. Lig, Muğla’nın ortak meselesidir. Gece maçı bu açıdan önemli bir başlangıçtı. Günlük yeme içme alışkanlıklarının ötesinde maçlarla Muğla’nın gecesine hareket geldi. Tribünler farklı bir atmosfer yaşadı, kent ekonomisi hareketlendi. Ama daha önemlisi, bize yeni bir alışkanlığın mümkün olduğunu gösterdi. Şimdi sıra diğer alışkanlıklarda. Daha disiplinli tribün, daha kurumsal yönetim, daha güçlü sponsorluk, daha profesyonel organizasyon, daha iyi konukseverlik, daha güçlü iş dünyası desteği… Ve elbette sahada daha mücadeleci bir Muğlaspor.
MUĞLA’NIN SPOR MEDYASI DA YENİLENMELİ
Çünkü artık 1. Lig’deyiz ve 1. Lig başka bir dünya. Bu dünyanın içinde kalıcı olmak istiyorsak yalnızca futbolumuzu değil, futbolun etrafındaki bütün kültürü değiştirmeliyiz. Yönetim anlayışımızı, tribün kültürümüzü, sponsorluk ilişkilerimizi, iş dünyasının futbola bakışını, konuk takımlara yaklaşımımızı ve maç organizasyonlarımızı yeniden düşünmeliyiz. Ama bütün bunları söylerken kendimizi de bu dönüşümün dışında tutamayız. Muğla’nın basınının da kendisini yenilemesi gerekiyor. Merkezde faaliyet gösteren her iki basın meslek kuruluşunun başkanı, her ikisi de spor (futbol) kökenli. Artık 1. Lig düzeyinde bir kulübün haberini yalnızca maç sonucu, transfer ve basın açıklaması üzerinden takip etmek yeterli değil. Spor medyasının da bu yeni dönemin gerektirdiği profesyonelliğe ayak uydurması gerekiyor. Haber ajanslarıyla ilişkilerin yeniden düzenlenmesi, spor haberlerinin daha nitelikli ve düzenli biçimde üretilmesi, kentteki spor medyasına daha fazla değer verilmesi ve Muğlaspor’un ulusal spor medyasındaki görünürlüğünün artırılması artık kaçınılmaz. Burada geçmişten gelen önemli bir örneği de unutmamak gerekiyor. Bugün ulusal ve uluslararası düzeyde spor medyasında başarılı bir şekilde yoluna devam eden Ertem Şener ve Serkan Yetkin gibi isimlerin profesyonel yolculuklarında Muğla ve Muğlaspor maçlarının önemli bir yeri olduğunu hatırlamak gerekiyor. Bu bize aslında önemli bir şey söylüyor: Muğla sadece futbolcu ve teknik adam yetiştiren değil, spor medyası açısından da değer üretebilecek bir kent. O halde bu potansiyeli yeniden harekete geçirmek zorundayız.
MESELE MUĞLA’YI 1. LİG’E HAZIRLAMAK
Uzattık, farkındayız, toparlayalım. Lig ve özellikle gece maçı Muğla’ya çok yakıştı. Gece maçının kent ekonomisine, sosyal yaşama ve tribün kültürüne kattığı hareketlilik ortada. Şimdi yapılması gereken, bu heyecanı yalnızca bir maç gecesine bırakmamak. Yeni bir futbol kültürü, yeni bir tribün anlayışı, daha güçlü sponsorluklar, daha profesyonel bir organizasyon, daha güçlü bir spor medyası ve daha kurumsal bir Muğlaspor… Çünkü artık 1. Lig’deyiz ve mesele yalnızca Muğlaspor’u 1. Lig’e çıkarmak değil. Mesele, Muğla’yı 1. Lig’e hazırlamak. Kısacası; 1. Lig başka bir dünya. Şimdi sıra, 1. Lig’e yakışan bir Muğla yaratmakta.

 

Haberi Paylaş