Bir İsimden Fazlası; “Esra Işık”   

5

Yaklaşık bir haftadır köşe yazısı yazmıyorum. Bunun iki nedeni var: İlki geçirdiğim rahatsızlık, ikincisi ise kent yönetimi ve siyaseti adına yaşanan ve beni “artık siyaset yazmayacağım; kültür-sanat ve insan hikâyeleri yazacağım” noktasına getiren sinir bozucu gelişmeler. Yazmama kararımı, tedavi sürecimin bir parçası olarak da değerlendirdim. Şimdi iyiyim. Bu köşenin neden bir haftadır boş kaldığını bilin istedim. Arayan, soran ve beni motive etmeye çalışan dostlara teşekkür ederim. Ama benim aklım; kültürle, sanatla ve insan hikâyeleriyle sarıp sarmaladığım Kent Yazıları’nda. Aklım, kadim bir mirasa ve bunca özgün değere sahip olmamıza rağmen bir türlü oluşmayan ya da oluşturulmayan kent vizyonunda. Memlekete hizmet etmenin başka yolları da var ve ben enerjimi bu yönde harcamak niyetindeyim. Ama bazı insan hikâyeleri var ki (!) yazmadan olmuyor. Esra Işık, bunlardan biri.
Devrimcilik Üzerine Bir Hatırlatma
Bilindiği gibi Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin uluslararası etkinliklerinden biri, Karikatürist Mehmet Selçuk koordinasyonunda gerçekleştirilen Uluslararası Karikatür Yarışması’dır. Dünyanın dört bir yanından gelen eserlerin değerlendirildiği seçici kurulda; Gürbüz Doğan Ekşioğlu, İsa Çelik, Şevket Yalaz, Sarkis Paçacı, Savaş Ünlü, Abdulkadir Uslu gibi önemli isimlerle birlikte Sait Munzur da yer alır. Sait Abi’yle bir sohbetimizde devrimcilik üzerine konuşmuştuk. Ona şöyle demiştim: “Temel felsefe ve değerler elbette önemli ve bilinmeli. Ama bugün yeni bir tanıma da ihtiyaç var. Vahşi kapitalizme ve onun yarattığı her türlü rant baskısına karşı, sokağına, sokağındaki ağacına sahip çıkanda devrimcidir”… Sait Munzur, bu tespiti her zamanki o anlamlı gülümsemesiyle dinlemişti. O günden bugüne ben hâlâ aynı fikirdeyim. Hatta bu fikir bugün yaşananlarla daha da büyüdü.
Akbelen’den Yükselen Ses
Yıllardır süregelen Akbelen mücadelesinin simge isimlerinden Muhtar Nejla Işık’ın kızı Esra Işık, Akbelen Ormanı çevresinde acele kamulaştırma kararına yönelik düzenlenen protestolar sonrası gözaltına alındı ve tutuklandı. Zeytinliklerin, ormanların ve yaşam alanlarının korunmasına yönelik tepkisi, ata topraklarında aileye ve avukatlarına aynı gün bilgi verilen ve keşif olduğu sonradan öğrenilen duruma karşı çıkışı nedeniyle.
Esra Işık’ın Akbelen’de yankılanan “Milas bir şirketten büyüktür” haykırışı adliye koridorlarından cezaevine, oradan tüm ülkeye yayıldı. Türkiye’nin birçok yerinde onun için protestolar düzenlendi, basın açıklamaları yapıldı. Tutuklamanın “ölçülülük ve gereklilik” ilkelerine aykırı olduğu vurgulandı. Türkiye Barolar Birliği temsilcileri, zeytinliklerin ve yaşam alanlarının korunmasına dikkat çekerek, acele kamulaştırma yetkisi tanıyan düzenlemeye ilişkin Anayasa Mahkemesi’ndeki sürecin hızlandırılması çağrısında bulundu.
Bir İsimden Fazlası
Esra Işık, artık bir isimden çok daha fazlası. Bu ülkenin toprağına, ağacına, yaşam hakkına sahip çıkmanın bedelini hatırlatan bir simge. Benim “yazmamayı” tercih ettiğim bir haftada, o susmayarak hepimize neyin gerçekten önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Esra Işık, benim yıllar önce tarif etmeye çalıştığım o “devrimci”nin ta kendisi belki de. Sokağına, ağacına, toprağına sahip çıkan ve tam da bu yüzden yargılanan. Ve şimdi, Akbelen’de bir ağacın gölgesinde başlayan o sesin, demir kapılar ardında da susturulamayacağını gösteren bir hikâye yazılıyor.

Haberi Paylaş