Takvimler 8 Mart’ı gösterirken dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Muğla’da da kadın hakları konuşuldu, eşitlik vurgusu yapıldı, etkinlikler düzenlendi ve dayanışma mesajları paylaşıldı. Ne yazık, aynı günün ilk saatlerinde Muğla’nın Kavaklıdere ilçesinde bir evin içinde yine bir cinayet işlendi. Bir kadın daha öldürüldü. 42 yaşındaki Sermin Bacak, eşi Ali Bacak tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetti. Üstelik 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde. İster istemez şu soru soruldu; ‘Bazı insanlar için hiçbir şeyin anlamı yok mu?’…
Takvim Onlar İçin Sadece Bir Yaprak
Normal bir toplumda bazı günlerin sembolik bir anlamı vardır. 8 Mart, kadına yönelik şiddetin, cinayetlerin sona ermesi için mücadele edilen bir gündür. Ama belli ki bazıları için takvim sadece duvardaki bir kâğıt parçasından ibaret. Anneler Günü’nde anne öldürülebiliyor. Babalar Günü’nde baba. Bayramda çocuk. Kadınlar Günü’nde kadın… Çünkü mesele günler değil. Mesele, gözünü kan bürümüş bir şiddet kültürü. Bu ülkede gözü dönmüş bazı erkekler tartışmayı cinayetle bitirmeyi bir seçenek olarak görebiliyor. Bir insanın hayatını sonlandırmak, öfkenin doğal sonucuymuş gibi davranılabiliyor. Ve en acısı; toplum bu haberleri artık şaşkınlıkla değil, alışmışlıkla okuyor.
Kadınlar Günü’nde Kadın Öldürmek
8 Mart’ta bir kadının öldürülmesi sadece bir cinayet değildir. Bu, aynı zamanda topluma verilmiş karanlık bir mesajdır. “Ne gün olursa olsun öldürürüm.” Bu zihniyetin özeti budur. Kadınların eşitlik mücadelesinin sembolü olan bir günde bile bir kadının hayatını almak… Bu sadece öfke değil; insanlığın tamamen kaybolduğu bir noktadır.
Sorun Tek Bir Katil Değil
Her kadın cinayetinden sonra aynı cümle kuruluyor: “Cani eş”, “gözünü kan bürüyen koca”, “aile içi tartışma”. Ama mesele yalnızca tek bir katil değildir. Asıl mesele bu ülkede bazı erkekler hâlâ kendilerini kadınların hayatı üzerinde söz sahibi sanabilmesi. “Benim karım”, “Benim namusum”, “Benim ailem”. Bu sahiplik dili, cinayetlerin psikolojik zeminini oluşturuyor.
Artık Sadece Haber Olmasın
Sermin Bacak’ın adı haberlerin içinde geçti. Yarın başka bir kadının adı geçecek. Sonra bir başkası… Eğer bu döngü kırılmazsa, 8 Mart’lar konuşulmaya devam edecek ama kadınlar öldürülmeye de devam edecek. O yüzden bu cinayetleri sadece bir “asayiş haberi” olarak görmek artık mümkün değil. Bu bir toplumsal kriz…
Bir Gün Gerçekten Kadınlar Günü Olacak mı?
Belki bir gün, 8 Mart gerçekten bir kutlama günü olacak. Kadınların öldürülmediği, şiddetin hayatların kaderi olmadığı, eşitliğin sadece slogan olmadığı bir ülke. Ama bugün o gün değil. Çünkü bugün yine bir kadının adı daha eklendi listeye; Sermin Bacak… Ve ne yazık ki o liste her geçen gün gittikçe uzamaya devam ediyor…




