CHP’de Kurultaydan Sokağa Uzanan Bir Örgütlenme Modeli

4

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 39. Olağan Kurultayı’nda kabul edilen yenilenmiş parti programı, Muğla’da yalnızca teorik bir metin olarak kalmadı. İl Başkanlığı, 28 Aralık’ta düzenlediği “Şimdi İktidar Zamanı Muğla Çalıştayı” ile programı örgütsel bir stratejiye dönüştürme iddiasını ortaya koydu. Türkiye genelinde bir il örgütü tarafından gerçekleştirilen ilk kapsamlı siyasi planlama çalışması olarak tanımlanan bu girişim, klasik bir değerlendirme toplantısından öte, orta vadeli bir siyasal koordinasyon ve hazırlık süreci olarak kurgulandı.
22 Komisyon, Planlama ve Eşgüdüm
Çalıştay kapsamında 22 ayrı komisyon oluşturuldu. İl başkan yardımcılarının sorumluluk alanlarına göre şekillenen komisyonlarda ilçe yöneticileri, kadın ve gençlik kolları temsilcileri ile birlikte 70 alan uzmanı ve 20 akademisyen görev aldı. Ocak ayının ilk haftasında yayımlanan sonuç bildirgesiyle birlikte süreç, yalnızca karar alma aşamasında kalmadı uygulama takvimi de devreye alındı.
Programın Sahaya İnişi, İlçe Toplantıları
Bodrum, Milas ve Yatağan’da sürdürülen komisyon toplantıları, parti programının seçmene hangi dil ve yöntemle aktarılacağına odaklandı. Eğitimden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Çiğdem Erko ile İl Eğitim Koordinatörü Evrim Aktaş, örgütlere hem içerik hem de saha pratiğine ilişkin çerçeve sundu. Hane ziyaretleri, yüz yüze temas ve temsil dili sürecin merkezine yerleştirildi. Özellikle kadınlara yönelik saha çalışmaları kapsamında yapılan davranış ve temsil biçimine ilişkin hatırlatmalar dikkat çekti.
Menteşe Çalıştayı, Yerel Aktörler Aynı Masada
İl düzeyindeki planlamanın ilçe ayağını oluşturan “Menteşe Çalıştayı” yerel yönetim temsilcileri ile parti örgütünü bir araya getirdi. Toplantıya Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun ve İl Başkanı Nail Kızıl ile birlikte birçok belediye başkanı ve partililer katıldı. İlçe çalıştayı en az il çalıştayı kadar kalabalık bir katılımla gerçekleştirildi.
Milas Mitingi Tartışması
Toplantının ulusal siyasetle kesiştiği başlık ise Milas mitingi oldu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla gerçekleşen mitinge ilişkin “taşıma kalabalık” iddiaları, İl Başkanı Nail Kızıl’ın konuşmasının merkezindeydi. Kızıl, Muğla siyasi tarihinin en yüksek katılımlı mitinglerinden birinin gerçekleştirildiğini savunarak, “Otobüslerle insan taşıdılar” iddasına yönelik açıklama yaptı. Kızıl, “Kaçırdıkları bir nokta var. Geçen hafta sonu Milas’ta Türkiye’nin birinci partisinin genel başkanı vardı. Yoldaşları için, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu için sokağa çıkmıştı. Muğla’nın çevresi için, suyu için, doğası için oradaydı. Tabii ki de insanlar gelecekler. Türkiye’nin birinci partisinin genel başkanını tabii ki de koştura koştura, seve seve gelip dinleyecekler. Orada yoklama alınmadı. İnsanlar koşa koşa geldi” ifadelerini kullandı.
Kızıl’dan “Koyun” Göndermesi
Başkan Kızıl, konuşmasının bir yerinde bazı basın organlarında seçmenlere yönelik kullanılan “koyun gibi oy kullanıyorlar” ifadesine tepki gösterildi. Kızıl, hiçbir seçmenin aşağılayıcı bir söylemle anılamayacağını belirterek bu dili kullananı kınadığını açıkladı. Kızıl’ın koyun göndermesiyle kimi kast ettiğini anlamadık (!) yakındır anlarız.
Aras’tan Özeleştiri, Basınla Gerilim ve Empati Çağrısı
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın Menteşe Çalıştayı’nda programa yönelik açıklamalarının yanında basınla olan ilişkilere de değindiği konuşmasında özeleştiri yaptı, kutuplaşmaya karşı da empati çağrısı yaptı. Başkan Aras, hataların birlikte konuşulması gerektiğini belirterek, kimsenin yüceltilmediği, kimsenin hedef haline getirilmediği bir siyaset anlayışına ihtiyaç olduğunu ifade etti. “Biz de hata yapıyoruz” diyerek siyasetin kusursuzluk iddiası üzerinden yürütülemeyeceğini ifade eden Başkan Aras, yapılanların kamuoyunda konuşulmasının ve yazılmasının doğal olduğunu, basının eleştiri hakkını sonuna kadar kullanabileceğini söyledi.
Gerilim Vurgusu
Ancak Aras’ın dikkat çektiği esas nokta, eleştiri ile savunma arasındaki gerilimdi. Basın eleştiri hakkını kullandığında bunun doğal karşılandığını, fakat kendilerinin iddialara yanıt verip kendilerini anlatmaya çalıştıklarında bunun kimi zaman basına tepki ya da basın özgürlüğüne müdahale gibi algılandığını dile getirdi. Oysa siyasal tartışmanın doğasında karşılıklı söz hakkı bulunduğunu vurguladı: “Sen bir şey iddia ediyorsun, ben de kendimi anlatmaya çalışıyorum.”
Empati Çağrısı
Başkan Aras, bu noktada karşılıklı empati çağrısı yaptı. Hem siyasetin hem de basının aynı sorumluluk duygusuyla hareket etmesi gerektiğini söyledi. Kendi doğrularını anlatma çabasının, özgür basına müdahale olarak yorumlanmasının sağlıklı bir demokratik zemin üretmediğini belirtti. Aras bu gerilimi, yalnızca yerel bir tartışmanın ötesinde ülkedeki genel siyasal iklimin bir yansıması olarak nitelendirdi. Artan kutuplaşmanın insanların birbirine tahammülünü azalttığını, her eleştirinin bir cepheleşmeye dönüştüğünü dile getiren Aras, bu iklimin mevcut iktidar döneminde derinleştiğini savundu.  Ancak konuşmasını karamsar bir çerçevede bırakmadı. Bu kutuplaşmanın aşılabileceğini, siyaset dilinin yeniden inşa edilebileceğini söyledi. “Biz bunu yıkacağız, ortadan kaldıracağız” sözleriyle, hem örgüte hem de kamuoyuna daha sakin, daha diyaloga açık bir siyasal zemin vaadi sundu. Çalıştayın genel atmosferi düşünüldüğünde, Aras’ın bu sözleri yalnızca basınla ilişkilerin ötesinde  CHP’nin Muğla’da yeni bir siyaset dili inşa etme iradesi olarak algılandı.

Haberi Paylaş