Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin belki de en sıra dışı dönemlerinden birini yaşıyor. Bir yanda mahkemenin mutlak butlan kararı sonrasında oluşan yeni yönetim tablosu, diğer yanda parti örgütünün ve delegelerin ortaya koyduğu güçlü irade… Yaşananlar artık yalnızca bir parti içi tartışma olmaktan çıkmış durumda. CHP’nin geleceği tartışılıyor. Son birkaç gün içinde yaşanan gelişmeler bunun en açık göstergesi.
CHP’deki disiplin süreci her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Yüksek Disiplin Kurulu’nun, aralarında dokuz milletvekilinin de bulunduğu isimlerle ilgili dosyaları ele alması beklenirken, dikkat çekici bir gelişme Yargıtay Siyasi Partiler Sicil Bürosu’nda yaşandı. Kılıçdaroğlu yönetiminin tedbirli ihraç istemiyle disipline sevk ettiği 9 milletvekilinin parti üyelik kayıtları sicilden silindi.
Bunun yanında CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edildi, Ankara ve İzmir il başkanlıkları feshedildi. Erzurum, Bursa ve Bitlis il başkanları ile eski Mardin ve Batman il başkanları hakkında da disiplin süreci başlatıldı. Gaziantep, Adana, Malatya il başkanları yönetimleriyle beraber görevden alındı. Aynı zamanda olağan kurultayın hazırlıkları için komisyon oluşturuluyor. Bütün bu adımların ortak özelliği, parti yönetiminin örgütü yeniden şekillendirmeye yöneldiği izlenimini vermesi.
Ancak CHP’nin gerçek gündemi bunların hiçbiri değil. Asıl belirleyici gelişme, olağanüstü kurultay talebiyle toplanan yaklaşık bin delegenin iradesi oldu. Noter onaylı 833 imza ile birlikte İstanbul delegelerinin ayrıca sunduğu 170 imza, toplamda bini aşan kurultay talebini ortaya koyuyor. Üstelik bu sayı, 2023 kurultayında Özgür Özel’in aldığı oyun çok üzerinde.
Siyasette sayıların dili önemlidir. Bin civarında delegenin aynı yönde irade ortaya koyduğu bir tabloda artık mesele yalnızca hukuki prosedür değildir. Bu tablo aynı zamanda siyasi meşruiyet tartışmasının merkezine oturur. CHP gibi bir siyasi parti yönetimi disiplin mekanizmalarıyla ayakta kalamaz. Asıl gücünü üyesinden, delegesinden ve örgütlerinden alır. Elbette disiplin süreçleri parti hukukunun vazgeçilmez araçlarıdır ancak siyasal meşruiyetin yerine geçemez. Özellikle geniş örgüt desteğiyle talebi ortadayken, disiplin kararlarının sorunu çözmekten çok daha da derinleştirdiği siyaset tarihimizde defalarca görülmüş durumdadır.
CHP krizlerini kurultaylarla aşmış bir partidir. Zira CHP’de kurultay yalnızca bir seçim olmanın ötesinde aynı zamanda siyasal meşruiyetin de zeminidir. Bugün yaşanan tartışmaların da kalıcı çözümü yine aynı adrestedir. Siyasette hiçbir güç, örgütün ortak iradesinden daha büyük değildir. Eğer bin delege aynı talepte birleşmişse, artık tartışılması gereken ihraçlar değil, o iradenin neden ortaya çıktığıdır. Yazıyı; İstanbul, Ankara, İzmir, Erzurum, Bursa, Bitlis, Mardin, Batman, Gaziantep, Adana ve Malatya örgütlerine Muğla örgütleri de eklenir mi? sorusuyla bitirelim.




