Başkan Aras’ın Sonuçlar Üzerinden Siyaseti 

2

Siyasette bazı davranışlar bir kez yapıldığında ‘istisna’, tekrarlandığında ise ‘tercih’ olarak okunur. Bu nedenle siyasetçilerin ne söylediğinden çok, neyi kaç kez söylediği önemlidir. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik son teşekkür mesajı da tam olarak bu noktada önem kazanıyor. Çünkü bu Aras’ın Cumhurbaşkanına yönelik ilk teşekkür açıklaması değil.
İlk Teşekkür
Ahmet Aras’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik önceki teşekkürünün konusu da yine Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ’nin hazırladığı projeler için merkezi idareden alınan onay ve finansman izniydi. İçme suyu, kanalizasyon ve altyapı yenileme gibi yatırımları kapsayan projeler, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile ilgili merkezi kurumlar tarafından onaylanmış; Aras, benzer bir siyasal dil kullanarak teşekkür etmişti. O gün de eleştiriler yükselmiş, “muhalefet belediye başkanı teşekkür eder mi?” sorusu kamuoyunda tartışılmıştı. Tartışma bununla da sınırlı kalmamış, Ahmet Aras’ın AK Parti’ye yakınlaştığı yönünde yorumlar dahi yapılmıştı.
İki Teşekkürden Varılan Sonuç
İki teşekkürden bu çıkarımı yapmak doğrusu maharet ister. Ahmet Aras’ın bir yere gideceği yok. Son açıklamada öne çıkan iki proje; desalinasyon ve içme suyu kayıp kaçaklarının azaltılması, Muğla için hayati öneme sahip yatırımlar. Ancak bu projeler kadar önemli olan şey, açıklamanın kurduğu siyasal dil. Aras, teşekkür ederken bile muhalefet çizgisini terk etmiyor. “Yeri geldiğinde eleştiririz, yeri geldiğinde teşekkür ederiz” vurgusu, yerel yönetimlerin merkez karşısındaki konumunu net biçimde tarif ediyor. Bu yaklaşım, muhalefetin uzun süredir kurmaya çalıştığı bir çerçevenin de özeti: Engelleyen değil üreten, kavga eden değil sonuç alan yerel yönetim…
Yakınlaşma mı, İlişki Kurma mı?
Bu teşekkürler bir geri adım değil; aksine muhalefetin merkezi iktidarla kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlayan bir yaklaşım. Son yıllarda muhalefet belediyeleri, projelerin onaylanmaması, kredilerin geciktirilmesi ya da yatırım programlarının dışında bırakılması üzerinden siyasal baskı gördüklerini sıkça dile getiriyordu. Böyle bir atmosferde, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın iki büyük projenin önünü açması, ister istemez siyasetin de konusu haline geliyor. Yakınlaşma mı, yoksa kurumsal bir ilişki mi? sorusu bu noktada gündeme geliyor.
Sonuç Üzerinden Siyaset
Bize göre Ahmet Aras’ın teşekkürlü yaklaşımları “karşıtlık üzerinden siyaset” yerine “sonuç üzerinden siyaset” anlayışını işaret ediyor. Başkan Aras, merkezi onay mekanizmalarını zorlayan ama kapıları da tamamen kapatmayan diplomatik bir çizgi izliyor.
İktidar Cephesinden Bakıldığında
İktidar cephesinden bakıldığında ise tablo farklı okunuyor. Muhalefet belediye başkanlarının teşekkür etmek zorunda kaldığı her yatırım, aslında merkeziyetçi sistemin gücüne dair bir hatırlatma niteliği taşıyor. Yerel hizmetlerin dahi Cumhurbaşkanlığı onayına bağlı olduğu bir düzende, teşekkür bir nezaket olmanın ötesine geçerek sistemin doğal sonucu haline gelebiliyor. Oysa yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, yetki ve sorumluluklarıyla birlikte mali kaynaklarının da artırılmasına yönelik kalıcı düzenlemelerin yapılması, bu tür bağımlılık ilişkilerini ortadan kaldıracak en temel adım olarak öne çıkıyor.
Neden Teşekkür Ediliyor?
Bu nedenle mesele, Ahmet Aras’ın teşekkür edip etmemesinden ziyade, neden teşekkür etmek zorunda kaldığıdır. Yerel yönetimler güçlü, öngörülebilir ve düzenli mali kaynaklara sahip olsaydı; parti ayrımı gözetilmeksizin projelerini hayata geçirebilme imkânı bulabilseydi, bu tür teşekkürler ne haber değeri taşır ne de bir siyasi yakınlaşma olarak yorumlanırdı.
Toparlayalım. Ahmet Aras’ın Cumhurbaşkanına ikinci kez teşekkür etmesi, siyasette nadir görülen bir denge arayışına işaret ediyor. Eleştiriden vazgeçmeden kapıları kapatmayan, muhalefetteyken de “devletle kavga etmeyen” bir yerel yönetim dili.
Bu dil kalıcı olur mu? bilinmez…

Haberi Paylaş