Bir önceki “CHP Muğla İl ve İlçe Örgütleri Görevde Kalır mı?” başlıklı yazımızda, CHP’de olası bir mutlak butlan kararının ardından Muğla il ve ilçe örgütlerinin nasıl bir pozisyon alabileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştuk. Özetle; Özgür Özel’e açık destek veren ve olağanüstü kurultay bildirisine imza atan örgütlerle, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde yoluna devam etmesinin kolay olmayacağını ifade etmiştik. Bu değerlendirmemizi iki ihtimal üzerine kurmuştuk. İlki, yeni genel merkezin mevcut il ve ilçe yönetimlerinde değişikliğe gitmesi. İkincisi ise herhangi bir tasarrufta bulunulmaması halinde, mevcut yöneticilerin kendi siyasi tercihleri doğrultusunda görevlerini sürdürmek istememeleri.
Bir önceki yazıda yer alan bu ifadeler, CHP Muğla il ve ilçe örgütlerinin eylem ve söylemlerine bakarak kanaati ortaya koyan ifadelerdir. Ancak siyasette hiçbir ihtimal kesin değildir. Bu noktada il ve ilçe yönetimlerinden birileri çıkar; “Biz baba ocağını terk etmeyiz” der mi? Siyasette beş dakikada her şeyin değiştiğine şahitlik edenler için böyle bir gelişme sürpriz olmaz.
Muğla CHP örgütlerinin Özgür Özel’e destek kararı alınmasına karşın, Kılıçdaroğlu liderliğinde oluşacak yeni yönetimle birlikte bazıları ‘baba ocağında kalmayı’ tercih ederek yeni yönetimde görev alabilirler.
Öte yandan, yeni oluşan CHP Yüksek Disiplin Kurulu’nun Kasım 2023 kurultayı sonrasında gerçekleştirilen ihraçların yok hükmünde olduğuna karar vermesiyle, partiden uzaklaştırılan isimlerin de yeniden CHP saflarına dönmesinin önü açılmış durumda.
Bu gelişmeyle birlikte baba ocağına geri dönen isimlerin, yeniden şekillenecek parti organlarında ve örgüt yapılarında görev üstlenmeleri de mümkün görünüyor. Bu nedenle olası yeni dönemde CHP’de yalnızca mevcut il ve ilçe yöneticilerin tutumu değil, partiye geri dönecek isimlerin nasıl bir rol üstleneceği de örgütlerdeki dengeleri doğrudan etkileyecek önemli başlıklardan biri olacaktır.
Tam da bu nedenle önceki yazımızda, “Bu kolay bir süreç olmaz” tespitini yapmıştık. Ülke genelinde olduğu gibi Muğla örgütlerinin bugüne kadar ortaya koyduğu siyasi tavır ile olası yeni yönetim anlayışı arasındaki mesafenin giderek açılacağı görülüyor. Bu mesafenin kalıcı mı yoksa aşılabilir mi olduğunu ise zaman gösterecek.
Dün, (9 Haziran) sabah yaşanan krizin ardından partinin kurumsal hesaplarından ‘grup toplantısı’ olarak duyurulan genel merkez konuşmasında Kılıçdaroğlu parti içi disiplin sürecine de değindi. Ön yargılı olmayacağını savunan Kılıçdaroğlu, “Yani ‘İşte bu böyledir, hemen partiden atalım’, böyle bir düşüncem de yok” ifadelerini kullansa da, siyasette asıl belirleyici olan sözlerden çok uygulamalardır. Bu nedenle gözler şimdi Ankara’dan gelecek açıklamalardan çok, örgütler hakkında atılacak somut adımlara çevrilmiş durumda.




