Milas’ta geçtiğimiz gün yapılan Belediye Başkan Vekilliği seçiminde yaşanan rekabet boşalan bir koltuğun doldurulmasının ötesine geçti. Dört tura yayılan oylama, belediye meclisindeki siyasi dengeleri, partiler arasındaki ilişkileri ve yerel siyasetin yeni güç haritasını da ortaya çıkardı. Sandıktan çıkan sonuç açık: YENİ Parti adayı Barbaros Gezgin 18 oyla Milas Belediye Başkan Vekili seçildi. Cumhur İttifakı adayı Sibel Karataş 10 oy aldı. İki oy ise geçersiz sayıldı.
Üç aday, dört tur ve değişen dengeler
Seçim üç adayla başladı. CHP Çağlar Koban’ı, YENİ Parti Barbaros Gezgin’i, Cumhur İttifakı ise Sibel Karataş’ı aday gösterdi. İlk üç turda sonuç alınamadı. Üçüncü turda Gezgin ve Karataş 10’ar oy alırken CHP adayı Koban 9 oyda kaldı. Bir oy da geçersiz sayıldı. Böylece dördüncü turda yarış iki aday arasında devam etti. CHP’nin adayının elenmesinin ardından yapılan son oylamada Barbaros Gezgin 18, Sibel Karataş 10 oy aldı. İki oy geçersiz sayıldı. Dikkat çekici olan, üçüncü turda 10 oyda kalan Gezgin’in son turda oylarını 18’e çıkarmasıydı. Bu durum CHP’nin kendi sınırları içinde hareket etmediğini, bu seçim özelinde farklı bir tercih yaptığını ortaya koydu.
CHP’nin tercihi: AK Parti’ye başkan vekilliğini bırakmamak
Seçimin siyasi açıdan en önemli boyutu burada başlıyor. CHP, üçüncü turda oy pusulasına bir harfin yanlış yazılması nedeniyle kendi adayı Çağlar Koban’ın elenmesiyle yarışın dışında kaldı. CHP’li meclis üyelerinin önünde iki seçenek vardı. Ya Cumhur İttifakı’nın adayı Sibel Karataş’ın başkan vekilliğine seçilmesine seyirci kalacak ya da kendi adayının ardından yarışa devam eden YENİ Parti adayı Barbaros Gezgin’e destek verecekti. CHP’li meclis üyelerinin tercihi, başkan vekilliğinin AK Parti’ye geçmemesi yönünde şekillendi. CHP, kendi adayını seçtiremediği noktada, siyasi açıdan öncelikli gördüğü başka bir tercihte bulundu. Bu yerel siyasette zaman zaman karşılaşılan bir durum. Ancak bir partinin kendi adayını desteklemekten vazgeçmesi, mutlaka siyasi iddiasından vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Bazen seçimdeki ikinci tercih, ilk tercihten daha belirleyici hale gelebiliyor. CHP açısından Milas’taki seçim de böyle bir siyasi tercihin örneği olarak okunabilir. CHP’li meclis üyeleri AK Parti adayının seçilmesini önlemek amacıyla Gezgin’e destek verdi.
Peki bu ittifak kalıcı olur mu? Başkan vekilliği seçiminde oluşan ortak tercihle belediyenin gelecekteki kararlarında kurulacak siyasi iş birliği aynı şey değil. Eğer birleşme sağlanamazsa her iki parti de hem genel hem de yerel seçimlerde kendi adaylarını çıkararak daha şiddetli bir rekabette karşı karşıya gelebilir. Sonuç itibariyle CHP’nin Milas Belediyesi başkan vekilliği seçimindeki tutumu, YENİ Parti ile bütün siyasi başlıklarda ortak hareket edeceği anlamına gelmiyor. Ancak Milas özelinde, Cumhur İttifakı’nın adayına karşı ortak bir tercih zemininin oluştuğu görülüyor.
Fevzi Topuz’un yokluğunda yeni dönem
Barbaros Gezgin’in seçilmesi, belediye yönetiminde yeni bir dönemin kapısını araladı. Gezgin’in seçim sonrasında yaptığı açıklamada görevi büyük bir sorumluluk ve emanet olarak değerlendirmesi, Fevzi Topuz’un en kısa sürede özgürlüğüne kavuşmasını ve başkan vekilliği görevini devretmeyi temenni etmesi de bu sürecin geçici niteliğine ilişkin beklentisini ortaya koydu. Ancak geçici görev, geçici sorumluluk anlamına gelmiyor. Milas Belediyesi’nin hizmetlerinin aksamaması ve kurumsal işleyişin sürdürülmesi gerekiyor. Sanıyoruz yeni başkan vekilinin önündeki en önemli sorumluluk da bu olacak…




