YENİ Parti’de Delege Düzeninden Üye Demokrasisine

4

İlginç bir gün oldu. Dün CHP Muğla İl Yönetim Kurulu görevine başlarken, YENİ Parti İl ve ilçe yönetimleri de belirlendi. Her iki partinin il-ilçe örgütlenmesine yönelik yazıyı kaleme almışken, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in ilk grup toplantısında açıkladığı örgütlenme modeli, siyaset yapma biçiminin değiştiğine yönelik ipuçlarıyla dikkat çekti. Toplantıyı takip ettik, açıklamalar üzerine notlar aldık.
Özgür Özel’in en dikkat çeken vaadi, yıllardır Türk siyasetinin en çok tartışılan başlıklarından biri olan delege sistemini fiilen sona erdirmek. Hukuki zorunluluk nedeniyle delegelik mekanizmasının teknik olarak korunacağı belirtilse de siyasi kararların mahalle, ilçe ve il meclisleri aracılığıyla üyeler tarafından alınması, ilçe başkanından genel başkana kadar tüm yöneticilerin doğrudan üyeler tarafından seçilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşım, yalnızca bir tüzük değişikliğinin ötesinde parti içi iktidar anlayışına yönelik bir eleştiri niteliği de taşıyor. Çünkü bu ülkede siyasi partiler uzun yıllardır tabanın değil, delege dengelerinin belirlediği yapılar olarak eleştiriliyor. Liderlerin değişmesine rağmen örgüt kültürünün değişmemesi de bu eleştirilerin temelini oluşturuyor.
Özgür Özel’in önerdiği model ise üyeyi yalnızca aidat ödeyen ya da seçim dönemlerinde çalışan bir unsur olarak değil, karar mekanizmasının asli aktörü olarak tanımlıyor. Mahalle meclislerinden başlayacak yapı içinde işçiler, emekliler, kadınlar, gençler, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve iş dünyasının politika üretim süreçlerine doğrudan katılması amaçlanıyor. Parti yönetiminin, merkezden belirlenen kararları taşraya ileten bir yapı olmaktan çıkıp yerelden beslenen bir modele dönüşmesi hedefleniyor.
Ancak burada asıl belirleyici olacak unsur, bu vaatlerin uygulamada ne ölçüde hayata geçirileceği. Siyasi tarihimizde parti içi demokrasiyi güçlendirme sözü veren birçok hareket zaman içinde klasik merkezî yapıya geri dönüştü. Dolayısıyla Yeni Parti’nin başarısı, ilan ettiği ilkeleri tüzüğüne yazmasından çok, bunları günlük siyasi pratiğe dönüştürebilmesine bağlı olacak.
Örgütlenme modelinin yanı sıra açıklanan bir diğer önemli başlık ise görev süresi sınırlaması oldu. Parti yöneticileri için üç dönem kuralı getirileceği açıklandı. Böylece siyasetin uzun yıllar aynı isimler etrafında şekillenmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Özgür Özel’in kendi adına koyduğu ilke ise dikkat çekici bir siyasi taahhüt niteliğinde. Yerel ya da genel seçimlerde partisini iktidara taşıyamaması halinde ertesi gün kurultayı toplayacağını ve yeniden aday olmayacağını açıklaması, Türk siyasetinde alışılmış liderlik anlayışından farklı bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Bu söylemin değeri ise seçim sonuçlarının ardından nasıl uygulanacağıyla ölçülecek.
Yeni Parti’nin ortaya koyduğu model, yalnızca yeni bir siyasi organizasyon kurma girişiminin yanında parti içi demokrasinin nasıl işlemesi gerektiğine dair yeni bir iddiayı ortaya koyuyor. Eğer üyelerin söz, yetki ve karar sahibi olduğu yapı gerçekten kurulabilirse, bu değişim yalnızca bir partinin iç meselesi olmaktan çıkarak siyasetinin genel işleyişi üzerinde de kalıcı etkiler bırakabilir. Özgür Özel’in açıklamaları yeni bir parti kurmanın ötesinde yeni bir siyaset kültürünün işaretlerini ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreç, Yeni Parti’nin açıkladığı ilkelerin bir seçim bildirgesinde kalan vaatler mi olacağını, yoksa parti içi demokrasiyi yeniden tanımlayan kalıcı bir modele dönüşüp dönüşmeyeceğini gösterecektir.

Haberi Paylaş