Muğla’da Sendika Tartışması: Aras’ın Açıklaması Yok mu Sayılıyor?

4

Kentlerin de bir karakteri vardır, tıpkı insanlar gibi… Muğla’nın karakteri ise yılların biriktirdiği demokratik kültürdür. Bu kültür; emeğin yanında duran, sendikal örgütlenmeyi demokrasinin vazgeçilmez unsuru gören, özgür iradeyi siyasal yaşamın temeli sayan bir anlayış üzerine kurulmuştur. Bu nedenle bugün Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde yaşandığı öne sürülen sendikal baskı iddiaları, yalnızca işçilerin ya da iki sendikanın meselesi değildir. Bu tartışma, doğrudan Muğla’nın demokratik kimliğiyle ilgilidir. Ortaya atılan iddialar elbette hukuk önünde araştırılacak,  gerçeği müfettişler ortaya çıkaracak, kararı yargı verecektir.
Ancak ortada hukuktan önce cevap bekleyen siyasal bir soru vardır. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, ocak ayında açık ve net konuştu.” “Biz sendikalarımız arasında ayrım yapmayız. Zaman zaman kulağıma, sanki bir tarafa ağırlık veriyormuşuz gibi ifadeler geliyor. Buradan birinci ağızdan söylüyorum; herkes gönlüne göre istediği sendikaya kaydolur” dedi. Hiç kimseye sendika baskısı yapılamayacağını vurgulayan Aras, “Herkes kendisini nereye yakın hissediyorsa gönülden ve yürekten oraya kaydolmakta bu belediyede özgürdür. Kimse işinden gücünden korkmasın. İstediği sendikaya girebilir. Tüm sendikalarımız kıymetlidir. Sendikal örgütlenme ve sendikal mücadele kıymetlidir” ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklama kişisel bir değerlendirmenin ötesinde belediye yönetiminin kamuoyuna ilan edilmiş iradesidir.
Şimdi soruyoruz: Bu iradeyi kim tanımıyor? Kim, belediye başkanının sözünü yok sayabilecek kadar kendisini güçlü görüyor? Bir bürokrat mı? Bir daire başkanı mı? Bir yönetici mi? Yoksa belediye yönetiminin üzerinde, görünmeyen başka bir irade mi oluşmuştur? Çünkü seçilmiş belediye başkanının açık talimatına rağmen çalışanların sendikal tercihlerine müdahale edildiği yönünde iddialar kamuoyunda dolaşıyorsa, burada tartışılan yalnızca sendikal rekabet değildir. Tartışılan, belediyeyi gerçekten kimin yönettiğidir.  Hiçbir sosyal demokrat belediye, seçilmiş iradenin yerine bürokratik vesayetin konuşulduğu bir tabloyu kabul edemez.
Daha da düşündürücü olan ise şudur: Neden DİSK? Yıllardır bu kentin emek mücadelesinin önemli aktörlerinden biri olan DİSK, neden hedef hâline geliyor? Bu sorunun yanıtı yalnızca sendikal rekabette aranamaz. Muğla’nın siyasal hafızası, emeğin ve örgütlü mücadelenin üzerinde yükselmiştir. Bu kentte sendikalar yalnızca toplu sözleşme masasında yer alan kurumlar değildir aynı zamanda demokrasi kültürünün taşıyıcılarıdır. İşte bu yüzden, hangi sendikanın tercih edileceğine işçinin değil de başkalarının karar vermeye çalıştığına ilişkin her iddia, yalnızca bir çalışma hayatı sorunu değil, aynı zamanda bir yönetim sorunu ve ötesinde demokrasi sorunudur. Sol, sosyal demokrat belediyecilik, çalışanın hangi sendikaya üye olacağını belirlemek değildir. Tam tersine, hangi sendikayı seçerse seçsin, onun özgür iradesini güvence altına almaktır.
Bugün Sayın Ahmet Aras’ın önünde tarihi bir sorumluluk bulunmaktadır. Kendi açıkladığı ilkelere sahip çıkacak mı? Yoksa o ilkelerin belediye koridorlarında aşındırılmasına sessiz mi kalacak? Sessizlik bazen tarafsızlık değildir. Sessizlik, kamuoyunda başka iradelerin güç kazandığı algısını büyütür. Bu nedenle yapılması gereken açıktır. Makam odalarındaki raporlarla yetinmeyin, sahaya çıkın, işçileri dinleyin. Hiç kimsenin odasında değil, gerçeği emekçinin vicdanında arayın. Eğer ortada baskı yoksa bunu kamuoyuna şeffaf biçimde anlatın. Varsa da, kim yapıyorsa (!) gereğini yapın. Muğla, makamların gelip geçtiği; ama demokratik kültürün kaldığı bir kenttir. Bu kent, demokratik değerlerine sahip çıkanları da, o değerlere zarar verenleri de unutmaz.

Haberi Paylaş